Göze Çarpanlar Makaleler

Türkiye Devletiyle Ortak ve Soykırım İnkarcısı Olan Yahudiler

Türkiye’deki hahambaşılardan İsrailli başkanlara ve ABD’li liderlere kadar pek çok önde gelen Yahudi, Türkiye’nin Ermeni soykırımını inkar edişine arka çıkmaktaydı. Bu çok kısa bir süre önce değişmeye başladı.

Yazan: Marc David Baer Kaynak: Haaretz Yayımlanma Tarihi: 23.04.2020

Çeviren: Bengi Çakmak ve Karel Bensusan

Türkiye’deki en uzun anıt, Ermenistan Cumhuriyeti sınırlarından görülebiliyor. Bu anıt, “Ermeniler Tarafından Katledilen Şehit Türkler”e adanmış. Kaynak: Vikipedi

İnsanlara bulaşan birtakım felaketler kaçınılmazdır çünkü onlar doğa yasalarıyla ilgilidir. Kaçınılması mümkün felaketler ise insan eliyle gerçekleşir. Bunlardan biri de soykırımdır.

Her 24 Nisan’da dünyanın dört bir yanındaki milletler, Osmanlı yönetimi tarafından 1915’de yapılan Ermeni soykırımını anar. Bu trajedinin kamusal anmasına öncülük etmesi gereken iki millet ise aralarında yer almıyor. Bu ikisi, Türkiye ve İsrail.

Kuruluş yılı olan 1923’ten bu yana Türkiye Cumhuriyeti, Ermenileri hedef alan bu kasıtlı toplu katliamı inkar etmekte. İnkar o denli ileri gitti ki, Ermenilerin Türklere soykırım uğradığına dair abes bir iddia bile ortaya atıldı. Türkiye’deki en uzun anıt, Ermenistan Cumhuriyeti sınırlarından görülebiliyor. Bu anıt, “Ermeniler Tarafından Katledilen Şehit Türkler”e adanmış.

İsrail ve Ermeni Soykırımı İnkarcılığı

1948’de kendi kuruluşu Nazilerin gerçekleştirdiği Yahudi soykırımıyla hızlandırıldığı halde, İsrail Devleti de Ermeni soykırımını yad etmiyor. Her nerede meydana gelmiş olursa olsun, Yahudi devleti soykırımı tanıyacak ilk devlet olmalı. Ne var ki, Türkiye’nin mevcut liderinin antisemitik ve İsrail karşıtı söylemlerine rağmen, İsrail Devleti resmi sessizliğiyle askeri ve ekonomik müttefikine karşı koymayı tercih ediyor.

En şaşırtıcısı ise, Türkiye’deki ve İsrail’deki soykırım inkarının Türkiyeli Yahudiler tarafından kolaylaştırılmış oluşu. Türkiye Cumhuriyeti’ndeki kendi tarihlerinin ayrımcılık ve zaman zaman şiddet içeren uzun ve üzücü kayıtlarına rağmen, Türkiyeli Yahudi liderleri onlarca yıldır Türkiye’deki soykırım inkarının en güvenilir aktörleri arasında geliyor. Neden?

Türkiyeli Yahudi halkının liderleri, küçülen ve güvensiz cemaatlerinin varlığını garanti etmenin en iyi yolunun devlete olan değişmez sadakatlerini göstermek olduğunu saptadılar. Yararlı müttefikler olduklarını ispatlamanın zorlu testi, İsrail, Avrupa ve Birleşik Devletler’de soykırımın tanınmasına karşı propaganda yapmaktan geçiyor.

Türkiyeli Yahudi liderleriyle Türkiye yönetimi arasındaki bu ittifakın tarihi, bugün Türkiye Cumhuriyeti tarafından yönetilen sınırların Osmanlı İmparatorluğu’na ait olduğu zamana dayanıyor.

Osmanlı’dan Cumhuriyete Yahudiler

Osmanlı İmparatorluğu, on beşinci yüzyılın sonunda İspanya ve Portekiz’den sürülen on binlerce Yahudi’ye Osmanlı topraklarında az engelle karşılaşarak yaşama izni verdi. Minnettar Yahudiler, Osmanlı sultanını, ilahi bir planı gerçekleştiren kurtarıcıları olarak resmettiler.

Ermeni katliamlarının raporlarını araştırmak üzere Osmanlı İmparatorluğu’na
yerleştirilmiş bir Alman askeri olan Armin Wegner tarafından çekilen fotoğrafta,
Ermeniler İstanbul’daki bir kamusal meydanda infaz ediliyor. Kaynak: Reuters

On dokuzuncu yüzyılda, Osmanlı’daki Yahudi entelektüeller modern öncesi görüşleri yeniden kullanıma soktular. Sultanı ve buna bağlı olarak tüm Türkleri, Yahudi “misafirlerin” hoşgörülü ev sahiplerine dönüştürdüler. 1892’de, İber Yahudiliğine verilen “hoş geldin”in dört yüzüncü yıl dönümü esnasında, Osmanlı’daki Yahudiler, Türk’ü insani koruyucu olarak tanıtmaya başladı. Bu, Ermenilere uygulanan ilk katliamlarla birlikte vuku buldu. Osmanlı’daki Yahudi liderleri kendilerini sultanın sadık tebaası olarak tanıtarak, ortak düşman haline gelen Ermenilere karşı Sultan II. Abdülhamid’in yanında saf tuttular.

1915’deki soykırım sonrasında, Türkiyeli Yahudilerin tarihsel minnettarlık duygusuna bugünkü korku ve kaygı eklendi. Osmanlı İmparatorluğu’nun küllerinden inşa edilen Türkiye Cumhuriyeti’nde, Yahudi karşıtı basın kampanyaları, pogromlar ve fahiş vergilendirme, can, mal ve mülk kaybına yol açtı.

İkinci Dünya Savaşı süresince binlerce Türkiyeli Yahudi, Türkiye’nin onları vatandaş olarak tanımamasından ötürü, istila altında bulunan Avrupa’daki Nazi kamplarında yok olup gitti. Yahudi liderlerine yönelik suikastlar ve sinagoglara yapılan tekrarlı ölümcül bombalamalar, 1980’lerden bu yana devam etti.

Türkiyeli Yahudi elitler bu deneyimlere rağmen, Türkiye Cumhurbaşkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı ile iş birliği kurarak 1989’da 500. Yıl Vakfı’nı kurdu. Vakıf, Türklerle Yahudiler arasındaki “beş yüz yıllık dostluğu” kutluyordu. Destekçileri, hoşgörülü Türkler ve sadık Yahudiler şeklindeki aynı konumlandırmayı yüceltiyordu.

Türkiye’nin doğusunda, Kars ilindeki, daha önce
Oniki Havariler Kilisesi olarak bilinen bir Ermeni Apostolik kilisesi olan
Kümbet Camii’nin yanından geçen insanlar.
1 Şubat 2020 Kaynak: Murad Sezer/ Reuters

Beş yüz yıllık uyum içinde yaşama fantezisinin savunuculuğunu yapmak için, Türkiye’deki en nüfuzlu Yahudi liderleri hahambaşı David Asseo ve İsak Haleva, haftalık Yahudi gazetesi Şalom’un baş editörleri ve Jak Kamhi ve Yahudi cemaatinin eski başkanı Bensiyon Pinto gibi diğer liderler, Ermeni soykırımının tanınmasına karşı çıktılar.

İsrail’deki destekçiler (başkanlar Shimon Peres ve Moshe Katzav, Dışişleri Bakanlığı ve İsrail’deki Türk Göçmenler Birliği dahil) ile Anti-Hakaret Birliği, Amerikan Yahudi Komitesi ve Yahudi Halkla İlişkiler Konseyi de aralarında olmak üzere hemen hemen her büyük Amerikan Yahudi örgütü ve en etkili Yahudi Osmanlı İmparatorluğu tarihçileri Bernard Lewis ve Stanford Shaw onlara katıldı.

Türkiye’deki antisemitizmin varlığını da reddettiler. Onların bakışına göre, soykırım bir ise/o halde önermesiydi: Kişi Türklerle Yahudilerin beş yüz yıl boyunca barış ve kardeşlik içinde yaşadığını kabul ediyorsa, o halde Türklerin Ermenilere bir soykırım uygulamamış olduğuna da güvenir.

Kongre’nin 2019 Önergesi

Birleşik Devletler Kongresi’nde bu mitin büyüsü nihayet bozuldu. 29 Ekim 2019’da Temsilciler Meclisi, Yahudi Amerikalı Kongre Üyesi Adam Schiff’in desteklediği, 1915’de Ermenilerin Osmanlı tarafından yok edilişinin soykırım olarak tanınmasına dair önergeyi kabul etti. 12 Aralık’ta Senato da benzer bir önergeyi oy birliğiyle kabul etti.

Amerikan Jewish Committee: Türkiye hükümeti bunu beyan etmeyi bile reddediyor fakat bugün ABD Temsilciler Meclisi tarihi bir karar alarak #ErmeniSoykırımını resmi biçimde tanıdı. Bu önemli mücadelede Ermenilerin yanındayız.

AJC’den David Harris: Bu hafta, ABD Kongresi #ErmeniSoykırımı ile ilgili bir karara varıyor. 1915’den başlayarak, Osmanlı İmparatorluğu Ermeni Hıristiyan nüfusun büyük kısmını yok etmiştir. 20. yüzyılın ilk soykırımı. Türkiye bu belgeli suçu inkar etmeye bugüne dek devam etti. İzin vermeyin. Bu yüzden H. Res. 296.’yı destekliyoruz.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın antisemitik komplo teorileri, muhalefet üzerine otoriter baskı, İsrail karşıtı duruş ve Kürtleri sınır dışı etmek için Suriye’ye saldırılması, gözlerdeki perdeyi indirdi. Türkiye devletinin tehditlerine ve Türk Yahudi lobisine rağmen, Kongre sonunda 1915’te Osmanlı İmparatorluğu’nun Ermeni halkını kasten yok ettiği gerçeğini tanıdı.

ADL ve AJC gibi kuşkucular da dahil pek çok başlıca Yahudi-Amerikan örgütleri de yakın zaman içinde soykırımı tanıdı. İsrail’de de değişim rüzgarları esiyor. Bu gibi hareketlerin tarihsel Türk-Yahudi ittifakının geleceği için ne anlama geleceği belirsiz.

Kesin olan bir şey var: Sahip oldukları benzer tarihleri onları doğal olarak müttefik haline getiren iki grup olarak Ermeniler ve Yahudiler, ikinci grubun bazı dindaşlarının onlarca yıldır sürdürdüğü inkar tarafından zedelenen ilişkilerini iyileştirecekler.

Marc David Baer, Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu’nda Uluslararası Tarih profesörüdür. Son kitabı, “Sultan Kurtarıcılar ve Hoşgörülü Türkler: Osmanlı Yahudi Tarihi Yazmak, Ermeni Soykırımını İnkar Etmek.” (Indiana, 2020)