Bu hafta sonu, Misvak adlı “yayın organının” antisemit kampanyası pek çok kez olduğu gibi bu sefer de alıcı buldu. Misvak, Avlaremoz’un İstanbul’da “Yahudiler giremez” pankartı asan sahafla ilgili
Sözcü gazetesinde 27 Eylül’de yayınlanan köşe yazısında Serpil Yılmaz yarim doğruları bir araya getirmiş ve havuz medyasında popüler olan komplo tarzını kullanarak antisemit bir iş ortaya çıkarmış.
“Yahudi sermayesi
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Ankara ziyareti Türkiye’nin gündemindeydi. Twitter’da konuyla ilgili açılan etiketler üzerinden yapılan paylaşımlarda antisemit içerikliler de vardı.
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog bugün resmi ziyaret
ABD, Almanya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda’nın Ankara’daki büyükelçiliklerinden 18 Ekim’de, iş insanı Osman Kavala’nın tutukluluğunun 4. yıldönümünde paylaşılan mesaj gündemdeki
Türkiye’de Komplo Teoriler: Komplo Millet (Conspiracy Theories in Turkey: Conspiracy Nation) adlı yeni kitabında akademisyen Doğan Gürpınar Türkiye komplo teorilerini tarihsel bağlama yerleştiriyor ve komploların farklı kaynaklarını sistematik bir
ABD’nin Kentucky eyaletinin polis eğitim sunumunda Adolf Hitler’den farklı alıntıların kullandığı ortaya çıktı.
Yerel bir lise gazetesinin ortaya çıkardığı sunumda polislere ‘acımasız katiller’ olmaları salık veriliyor. Bu mesajı
6 Kasım’da Misvak dergisi ABD seçimiyle ilgili komplo teorilerini destekleyen antisemit bir karikatür paylaştı. Muhafazakar dergi daha önce de benzer antisemit karikatürler yayınlamıştı.
Karikatürde Amerikan başkanı adaylarından kim kazanırsa
Danıştay’ın Ayasofya için 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etmesi ardından #AyasofyaCamii etiketi Twitter’da en çok paylaşılanlar arasında yer aldı. Paylaşılan mesajlar arasında antisemit içerikli olanlar
“(…) Ama, o zaman bana Céline’in müthiş niteliklerinin ne olduğunu soracaksınız. İlgiyle karşılanan “Gecenin Sonuna Yolculuk” için ona bazı çevrelerdeki merak ve hatta bu coşkuyu kazandıran şey ne? Louis-Ferdinand Céline
Türkiye basını 1931 yılının yaz aylarında Yunanistan’da meydana gelen bir “hadise”yi tartışıyordu. 29 Haziran gecesi Selanik’te Yahudilere yönelik pogrom düzenlenmiş, şehrin dışındaki mahalleler büyük zarar görmüştü.
“Selanikli
Geçtiğimiz hafta Freiburg’da spor salonuna giden 19 yaşında Samuel Kantorovych’e soyunma odasında bir kişi tarafından saldırıldı.
Saldırgan tokayla Kantorovych’in saçına asılı duran kipayı çekip üzerine tükürdü ve
Kaynak: Diken, Murat Sevinç
Kamusal alanda Tolstoy okumaya kalkanların başı derde girer mi bilemiyorum, ancak ‘savaş’ ve ‘barış’ sözcüklerinin aynı anda ‘sakıncalı’ kabul edildiği bir dönemden geçiyoruz. ‘İlginç’ diyemem, çünkü