Bir Grup Iraklı Genç Ülkelerinin Yahudi Geçmişine Bağlanmak İçin Hapsi Göze Alıyor

Irak’tan Yahudi toplu sürgününden 70 sene sonra bazı Iraklı ve İsrailliler iki ülke ve toplum arasında ilişkileri yakınlaştırmak için gizli toplantılar yapıyor.

Bağdat sinagogunda dua eden Tawfiq Safeer, Mart 1998. Irak’ta o dönemde 76 Yahudi kalmıştı ve birçoğu o zamandan beri ülkeden çıkartıldı.

Kaynak: Haaretz, 28 Eylül 2018

Çeviri: Nesi Altaras

Gerçek ismi Mezopotamya mitolojisinden olan Gılgamış değil. Bu sadece onun ve başka genç Iraklı aktivistlerin kullandığı uydurma isimlerden biri. Eğer Irak devleti gruplarının gizlice İstanbul ve Berlin’de İsraillilerilerle görüştüğünü duysa ne olacağından korkuyor.

Her şey 6 yıl önce, Gılgamış kod adlı kişi İsrailli Ariel Dloomy ile Avrupa’da bir akademik konferans panelinde tanışınca başladı. Dloomy şöyle hatırlıyor: “Benim yaşlarımda Iraklı bir adamı dinliyordum ve Irak Yahudilerinin tarihiyle ilgili inanılmaz bilgiliydi. Irak’ın Yahudiler gittikten sonra kötüleşen sosyal ve ekonomik haline üzülüyordu.”

Dloomy şöyle diyor: “Babam Irak’ta doğup 13 yaşında İsrail’e gelmişti. Anıları hep acıydı. Bize Farhud’dan [1941’deki Bağdat ölümcül pogromdan] bahsederdi. Yerli Müslümanlar tarafından kaçırılıp bir daha kendisinden haber alınamayan amcasını anlatırdı. Ailesinin İsrail’e gelirken nasıl tüm varlıklarını kaybettiğini ve İsrail’de fakirliğe mecbur kaldıklarını anlatırdı.”

Dloomy duygulanmıştı. “Irak Yahudilerine sempati gösteren Iraklı Müslümanlar olduğuna inanamamıştım.”

“Şaşırdım ve Duygulandım”

Yahudiler Irak’ta milattan önce 6. yüzyıldan beri genelde rahatlıkla yaşadılar. Farhud sonun başlangıcıydı. 1948’de, tam İsrail kurulmadan önce, Irak devleti tüm Yahudileri devlet sektöründeki işlerden kovdu, üniversite ve diğer kurumlarda Yahudilere kotalar getirildi ve sinagog bombalamalarına destek verildi. Yahudiler vatandaşlıktan atıldı ve tüm varlıklarına el konuldu.

Ramat Gan’da 1941 Haziran’ındaki Farhud’da öldürülen Irak Yahudileri anısına bir heykel.

1948 Eylül’ünde Irak Yahudisi ve işadamı Shafiq Ades göstermelik bir mahkeme sürecinden sonra İsrail’e silah satma suçundan [Bara kent meydanında] asıldı. 1951’e doğru Irak’ın 120,000 Yahudi vatandaşlarının çoğu uçakla İsrail’e toplu olarak taşınmıştı.

Haaretz’e Skype üzerinden konuşan Gılgamış, “İkimiz de tanışmamızın aramızda kalması gerektiğini biliyorduk” dedi. “Ben Iraklı Yahudilere Irak’ı terk ettikten sonra ne olduğunu merak ediyordum ve onlar da benim yaşlarımdaki Iraklıları ve modern Irak’ı merak ediyorlardı. Belki biz de toplumlarımızı ve tüm Ortadoğu’yu değiştirmeye yardımcı olabiliriz diye düşündük.”

Beraber, Dloomy ve Gılgamış 50lerdeki sürgünden beri İsrailli Yahudiler ve Iraklı yerliler arasındaki ilk toplantıyı düzenlemeye karar verdiler.

“Gılgamış arkadaşlarını getirecekti, ben de Irak kökenli İsraillileri. Avrupalı derneklerden destek bulduk ve 2014’te İstanbul’da, 2015’te Berlin’de buluştuk.” Dloomy’nin bu sözlerini Gılgamış ekliyor: “İstanbul ve Berlin’i seçmemizin sebebi Irak devletinin şüphelenmeyeceği yerler olmaları.”

İki görüşmeye de katılan eğitimci Vered Cohen-Barzilay Haaretz’e “kendi Mizrahi kökenimi anlamak için katıldım” diye açıklıyor. [Mizrahi Ortadoğu ve Kuzey Afrikalı Yahudiler için kullanılan bir terim] “Babam Irak’tan geldiği için kendimi hep Ortadoğu’nun bir parçası olarak gördüm. Benim için kendi yaşında Iraklılarla tanışmak ve onlardan Yahudi Irak’ı dinlemek kendi Iraklı geçmişimle bağlanmak için bir yol oldu.”

Cohen-Barzilay İsrail’de büyürken Iraklı kültür mirasından nasıl uzaklaşmak istediğinden bahsetti. Dloomy gibi onun da babasının İsrail’deki deneyimi zor ve acıydı. Çoğu Irak Yahudisi – özellikle Bağdat ve Basra’dan gelenler – ekonomik durumu iyi ve eğitimlilerdi. Ancak Irak’ı terk ederken Irak devleti her şeylerine el koydu.

Fakirliğe alışmanın dışında İsrail’de Mizrahilere karşı yaygın olan ayrımcılıktan da zarar gördüler. Bu ayrımcılık hala İsrail toplumunda bir gerginlik sebebi.

“İsrail’de büyürken Mizrahi her şey Aşkenaz kültüründen aşağı görülürdü” diyor Cohen-Barzilay ve çocukken kendi kimliğinden utandığını kabul ediyor. “Kuvvetimizi toplayıp kimliğimizden gurur duymamız bir nesil sürdü.”

Barışmak

Dloomy toplantıların yeni Mizrahi öyküsünü yazmada da yardım ettiğini söylüyor. “Geçtiğimiz yıllarda Mizrahi anlatımının çoğu Aşkenaz ana kuvveti suçlamaktan ibaretti. Bizim İsrail’deki Mizrahi hikayesini anlatemak için yeni bir dil geliştirmemiz gerekiyor. Bu yapıcı bir Mizrahi anlatımı için gerekli; şunu sormak gerek, Mizrahiler İsrail’in Ortadoğu’da başka bir rol oynamasında kendi geçmişleriyle ilişkilerini güçlendirerek etkili olabilirler mi?

Dloomy’e göre yaşıtları olan ve İsraillilerin deneyimlerini empati ve üzüntüyle dinleyen Iraklı Müslümanların olması “Irak’taki son yıllarında ve İsrail’e geldiklerinde çok acı çeken ailelerimiz için bir iyileşme fırsatı.”

Gılgamış kendi motivasyonunun Irak Yahudilerine özür dilemek ve kendi ülkesinde çok-kültürlülüğü ve hoşgörüyü yaymak olduğunu söyledi. Irak 2003 yılından beri savaşla çalkalanıyor.

Açıklamasında IŞİD’den korkunun genç Iraklıları geçmişteki sosyal çeşitliliğine hasret duymasına sebep oluyor. “[Irak’ta] Yahudilere yapılanlar başka azınlıkların da başına geldi ve gelmeye devam edecek – Süryanilere, Kürtlere, Şiilere, Türkmenlere ve diğerlerine. Irak’ı azınlıklarından yoksun, homojen bir devlet yapma çabası IŞİD’in rezaletine yok açtı. Artık insanlar bunun farkında.”

Gerçekten, yakın zamanda 1.7 milyon çoğu genç ve eğitimli kullanıcısı olan Iraklı web sitesi Brothersirq tarafından yapılan bir ankete göre 62,000 cevabın %77’si Iraklı Yahudilerin Irak’a geri dönmelerini desteklemekle kalmıyor, vatandaşlıklarının geri verilmesini ve bazı mal varlıklarının iadesini de savunuyor.

Ve İsrail Dışişleri’nin Iraklılara yönelik “Irakça İsrail” adlı binlerce takipçisi olan bir Facebook sayfası var.

Haifa Üniversitesi’ndeki Irak Araştırmaları Merkezi’nin ikinci başkanı olan Dr. Ronen Zeidel (kendisi Irak kökenli olmadığı halde) Iraklı-İsrailli grubun liderlerinden. 2010 Bağdat Üniversitesi İbranice Dili Fakültesi’nin mezuniyet töreninde mezun olan genç bir kadınının İsrailli şarkıcı Sarit Hadad’ın bir şarkısını söylediğinde izleyenlerin nasıl mest olduklarını anlatıyor. “Tüm bunlar, Irak edebiyatında İsrail’den bahseden işlerin artması ve Iraklıların İsrail’le ilgili 2003’te Saddam rejiminin sonundan beri değişmekte olan fikirleri çok önemli.”

Cohen-Barzilay’a göre Berlin’deki toplantı başta olmak üzere Iraklı-İsrailli buluşmaları hem duygusal hem de siyasal olarak önemliydi. “Berlin’de kayıplarla karşılaştık. Holokost tabii ki. Ama ayrıca Bergama Müzesi’ne olan ziyaretimiz de bir kayıp anıydı. Müze Irak’tan çalınan zenginliğe ev sahipliği yapıyor. Sergide bir desen gören Iraklılardan biri üstünü çıkarttı ve ayni desenin sırtında ve omuzlarındaki dövmesini gösterdi. Bu dövme Iraklı gururunun bir parçasıydı. Yani sömürgecilikten sonra Irak’ta çok şey bırakılmadı.”

Mutlu anlar da vardı. “Beraber dans ettik, aynı sesleri paylaştık, Arapça ve İbranice şiirler yazdık ve ne kadar ortak yönlerimiz olduğunu fark ettik.”

Grup üyeleri Whatsapp üzerinden iletişim kurmaya devam ediyor. Ancak bunu yapan Iraklılar büyük bir risk alıyorlar çünkü Irak yasalarına göre İsraillilerle iletişim kurmak tutuklanma ve hatta vatana ihanet suçundan yargılamaya yol açabilir. “Gılgamış’a şöyle diyor: “Grubu halka açık yapıyorum çünkü Irak devletinin politikalarına rağmen Irak vatandaşları, özellikle gençler, Yahudilere karşı pozitif duygulara sahip ve konuşup farklılıkları açmaya hazırlar.”

Cohen-Barzilay aynı zamanda Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki yazar ve şairlerden bir ağ kurmaya çalışan MENA Forum’un da kurucu koordinatörü. Londra’da bir forumda yaptığı ve İsrail’de bir Mizrahi kadın olarak şahsi duygularını anlattığı konuşması Irak’ta basıldı ve sosyal medyada çabucak ünlü oldu.

“Buradan anlaşılıyor ki edebiyat bu döngüyü kırmanın, birey olarak hikayelerimizi ve farklı bakış açıları olan insanlar olarak görüşlerimizi anlatmanın tek yolu. Böylece okurlar daha az korkar ve bizim üzerimizden grup olarak yaşadığımız tecrübelerimizi anlayabilirler” diyor Cohen-Barzilay. “Edebiyat bireysel deneyimi toplumsal değişime götürmenin yoludur.”

Herkes kazanacak

Zeidel toplantıların diplomatik ve uluslararası önemini de vurguluyor. “Iraklılar İsrail-Filistin çatışmasıyla pek ilgili değiller. Irak Arap Barış İnsiyatifi’nin destekçilerinden biri. Bu plan İsrail’in Batı Şeria ve Gazze’de bir Filistin devletini tanıması karşılığında Arap ülkeleriyle olan ilişkilerde normalleşme öngörüyor.”

“İsrail ve Irak ilişkilerinde düzelmeden iki ülke de yararlanır” diyerek devam ediyor. “Irak Suudi Arabistan’dan sonra dünyanın ikinci büyük petrol ihracatçısı ve önemli bir ticaret ortağı olur. Iraklılar da birçok alanda İsrail’in desteğine muhtaç: inşaat ve tarım gibi. Irak’la ilişkiyi değiştirmek Ortadoğu’daki tüm denklemi değiştirebilir.”

Dloomy de bu bakışa katılıyor. “Diyaloğumuz sivil toplum ve özel kişiler bazında gerçekleşiyor. İsrail-Arap sorununu çözmek gibi bir iddiamız yok ama toplantılarımız Ortadoğu’da farklı ilişkiler yaratma çabasına katkı sağlayabilir.

“Aileleri başka Arap ülkelerinden kaçan İsraillilerle o ülkelerden kendi yaşları arasında insanları kapsayan birçok ağ yaratmanın hayalini kuruyorum. Uzun ve zahmetli bir süreç ama yapılabileceğini kanıtladığımızı düşünüyorum.”

Gılgamış İsrailli turistlerin Irak’a ziyarete geleceği günleri hayal ediyor. Irak’ta Yahudiler için önemi olan birçok mekan var. Mesela bugünkü Musul ve antik Ninova arasındaki ilişkiden dolayı birtakım insan Hazreti Daniel’in orada gömülü olduğunu düşünüyor. Geleneğe göre Hazreti Ezekiel’in mezarı da Bağdat yakınlarındaki Kifel kasabasında.

Ancak Irak’taki belirsiz durum nedeniyle ülkeye olan turizm neredeyse sıfır düzeyinde. Yine de Gılgamış Yahudilerin ve İsraillilerin bunu değiştirebileceğini düşünüyor. “İsrailli ve Yahudi turistlerin ülkemizi ziyaret etmek için birçok sebebi var ve bu turizm hem ekonomimiz için hem de Ortadoğu içi ilişkiler için iyi olur.”

Cohen-Barzilay buluşmalara katılan İsraillilerle Irak’ta doğup büyümüş daha yaşlı Yahudiler arasındaki farka dikkat çekiyor. “Bazıları ilk nesil, Irak’tan kaçanlar, kendilerini önce Iraklı olarak görebilirler. Ben kendimi önce İsrailli bir Yahudi olarak görüyorum. Bu nedenle sadece Farhud’u ve zorlu geçmişi değil ayrıca şu anı, İsrail ve Irak arasındaki bugünkü ilişkiyi de konuşmamız gerek.”

Gılgamış Yahudi olmakla İsrailli olmak arasındaki farkın Iraklıların kafasını karıştırdığını kabul ediyor. “İlk başta birçok Yahudi’nin Irak’a gelip yeni, çok kimlikli bir Irak kurmak isteyeceklerini düşündüm. Siyonizm ve Yahudilik arasında, İsrail’in Yahudi devleti olması ve İsrail hükümetinin politikaları arasında fark görmedim. Bu karmaşıklığı anlamak için bir alan yaratmamız çok önemli.”

Sözlerine söyle son veriyor: “Korkuyorum ama aynı anda hiçbir şeyin hayalini kurduğum yeni Irak’ı ve Ortadoğu halkları arasında barışı yok edemeyeceğine inanıyorum.”

Bunları da beğenebilirsiniz...