Göze Çarpanlar Kültür Sanat

Nişantaşı, Taksim, Gümüşsuyu… Rafael Alguadiş’i anıyoruz.

Kaynak: Nilay Örnek, herumutortakarar

Marmara Apartmanı ve Sümer Apartmanı

Güzel bina sevdamın nedenlerinden biri de bu iki binadır. Çünkü daha sıradan apartmanların, yazlık evlerin olduğu semtlerde oturan benim gibi çocuklar için -daha önce de söylemiştim- Vakko Fabrikası, -eski- Tercüman binası, Sümer ve Marmara gibi apartmanlar, Gümüşsuyu-İnönü Caddesi’ndeki binalar bir başkadır…
O başkalık dikkat çeker, o başkalık merak uyandırır, o başkalık hayaller kurdurur.

Ben çocuktum ve bir gün böyle bir binada oturmak istiyordum. Onun için bu iki binayla ilgili hiçbir metin benim için yeterli olmayacak. Üstelik iki binadan birinde korunması gereken insanlar oturmaya başladı ki, Vali Konağı fotoğraflama yasağına bir de buradaki güvenlikler eklendi. Güzelim alınlıkları, süslemeleri, binayı fotoğraflarken görülürseniz eğlenceli dakikalar başlıyor! Neyse, konumuza gelelim:)


Üste eklenen ek katlara rağmen güzelliği bozulamayan bu iki apartmanın mimarı Rafael Alguadiş. Rafael Bey’i nereden tanıyoruz? Hrant Dink’in ölüm yıldönümünde paylaştığım, Agos’a da ev sahipliği yapan Sebat Apartmanı.
Melek (Emek), Sümer, İpek sinemaları, Miramar Apartmanı, Mensucat Santral Fabrikası… Hepsinde Alguadiş’in imzası var.

1929-30’da yapımına başlanan, Nişantaşı’nda Vali Konağı’nın karşısında yer alan Sümer ve Marmara Apartmanları aynı zamanda Resimli Apartmanlar serimde de yer almıştı; girişte Nikolay Kalmikoff’a ait duvar resimleri var.

Rafael Alguadiş yaşarken hiçbir binaya ismini yazmamış ama ‘Emek yıkımının’ ardından ailesinin de girişimiyle 2013’te bu iki binanın girişine bir tabelayla adı yazılmış. Bu vesileyle Karel Valansi’nin Şalom Gazetesi için mimarın oğlu yazar Jak Alguadiş ile -benim için maden gibi- bir söyleşi yapmış.

Söyleşiden anlıyorum ki, mimar Hasan Kuruyazıcı, Rafael Alguadiş’in evraklarını da bir araya getirip güncellemiş. Rus ressam Nikolay Kalmikoff, 1930’larda pek çok binaya giriş resmi yapmış. Onunla çalışan Rafael Bey, binaların iç süslemeleriyle de çok ilgiliymiş. Bu arada Kalmikoff, Rafael Bey’in eşi Elda’nın da bir portresini yapmışmış.

Tüm bunlar toz oldu artık

Agos ve Şalom gibi gazeteler yani azınlık yayınları olmasa tarihimiz -daha da- dev eksik. Karel Valansi’nin yazar Jak Alguadiş ile yaptığı söyleşiden bahsetmiştim. Bay Jak, babası mimar Rafael Alguadiş’den bahsederken Varlık Vergisi mevzuunun özellikle altını çiziyor. Çünkü bu ülkede o dönemde bu vergi baskısına maruz kalan pek çok insan gibi o da çok etkileniyor. Jak Alguadiş, “Varlık Vergisi’nin babam üzerinde yaptığı etki felaketti” diyor.

İşte bu sırada yeni bir apartman fark ediyorum. Eski fotoğraflarda görüp durduğum binada bir farklılık olduğunu fark edip, Gezi Parkı’ndan meydana inerken soluma baktığımda “Ya bu apartmanın üzerini traşlamışlar herhalde” diye düşündüğüm binayı bu röportajla fark ettim.

Bazı binalar talihsiz mi ne?

Jak Alguadiş anlatıyor: “Taksim’de AKM’nin önünde iki bina vardı. Biri Avram Apartmanı onu sonradan Seyran yaptılar, biri de Miramar. 60’ların ortasında AKM inşaatı için yıkılan Miramar apartmanının en üst katında oturuyorduk. Mete Caddesi’ndeki ilk binaydı, şimdi oradan Bostancı dolmuşları kalkıyor. Evden Taksim Stadı görülürdü. Maçları camdan seyrederdim, o günlerde Galatasaraylı oldum. Bugünkü Gezi Parkı’nın yerindeydi. İnşallah hep Gezi Parkı olarak kalır orası. 1931-1943 yılları arası o evde yaşadık. Biz nispeten büyük bir vergi vermedik. Varlık Vergisi için katımızı satmak mecburiyetinde kaldık, böylece vergiyi ödeyebildik. Böylece Aşkale’ye gitmedi babam. Fakat içinde endişe oluştu. Bu korku ve endişe hep kaldı. O binada, 4 numarada Refii Bayar otururdu, Celal Bayar’ın oğlu (Refii Bayar 1940 yılında Celal Bayar’ın başbakanlığı sırasında açılan Denizbank soruşturması sırasında yaşamına son vermişti). Hatırlarım Celal Bayar bir akşam bizim eve gelmiş hatıralarını anlatmıştı. Tüm bunlar toz oldu artık.”

Miramar (ismi niye böyle konmuş bilmem) Apartmanı’nın mühendis mimarı da Rafael Alguadiş imiş; yıl 1932. Belki de işi karşılığında aldı oturdukları o daireyi de… En üst katta 10 yıl oturmuşlar. Bina AKM’nin inşaat fotoğrafları ve öncesinde var. Hep solda köşede ucundan azıcık görünüyor.

Tülin Apartmanı

Emek, İpek ve Sümer sinemalarının da mimarı olan Rafael Alguadiş’in izini, Hrant Dink’in ölüm yıldönümünde Sebat, ardından Nişantaşı’ndaki Sümer ve Marmara Apartmanları ile Taksim’de artık olmayan Miramar Apartmanı’yla sürerken bir de Tülin Apartmanı’na rastladım.

Alguadiş, 1894’te Lüleburgaz’da doğmuş, Saint Joseph’i bitirdikten sonra Lozan’da mühendislik okumuş, 1921’de de İstanbul’a dönmüş. O, Türkiye’nin ilk betonarme mühendislerinden biri. O zaman mimar ve mühendis ayırımı yok…

Rafael Alguadiş’in sanatsal yanı da güçlü, mimarlığı ağır basıyor ama mühendis olarak da iş yapıyor.
Hatta anladığım kadarıyla o dönem sadece sinema, apartman yapmak değil, ‘kat etleme’ de Rafael Bey’in işlerinden biri. Karaköy Meydanı’ndaki Mongeri’nin Karaköy Palas’ına eklediği üst kat, Tahtakale’de Prevoyans Hanı’nın ek üst katı ve yine aynı yerdeki Menekşe Hanı’nın tamamlanması da onun işlerinden…

Nüktedan biriydi” diye anlatıyor oğlu Jak onu, “para tutmazdı, saf biriydi. Gündüz inşaatta işçilerle beraber çalışır ve çok iyi anlaşır, akşam frakını giyip Cercle D’Orient’a giderdi. Arkadaş ve dostları ile görüşmeyi çok severdi. Hayatı, yaşamayı çok severdi.”

Bu neşeli adamı Varlık Vergisi dönemi çok etkiliyor. Aşkale’ye gitmemek için Miramar Apartmanı’ndaki dairesini satıyor, sonrasını Jak Alguadiş anlatsın: “İlk 8 ay Cercle D’Orient’ın bir odasında kaldık. Babam Reasurance’ın mühendisiydi, Başkanı Sadi Rıza Bey Gümüşsuyu’ndaki Tülin Apartmanı’nın üstüne ek bir kat yapması için izin aldı ve bu katı bize kiraladı. Babam 1973’te ölünceye kadar 30 yıl o evde yaşadı.”

Hangi Reasurance, Sadi Rıza Bey kim? Aradım bulamadım. Bilgisi olan yazsın. İnönü Caddesi’ndeki bitişik nizam apartmanların Bosphor ve Kunt Apartmanı ile birlikte en sadelerinden Tülin. Onu da ek katını yapan ve 30 yıl orada yaşayan Rafael Alguadiş ile analım.

Avlaremoz’un resmi bir görüşü yoktur. Yayımlanan yazılar, yazı sahibinin kendi görüşleridir. Çok sesli bir platform olma amacı taşıyan Avlaremoz’da, nefret söylemi içermedikçe, farklı düşünceler kendisine yer bulmaktadır.