Ada

Ada Ben Ayrılmak İstiyorum – Derviş Murat Meşe

Tüm çocukluğumu ve gençliğimi geçirdiğim Büyükada’da  
artık üç-dört günden fazla geçirince  
içimdeki ‘Issız Adam’ bu cümleyi kuruyor. İlk fırsatta adadan çıkıp İstanbul’un  
kalabalığına karışıyorum. Ama hayat işte filmlerdeki gibi değil,  
ben adadan kopamıyorum. 

Ada ile ilişkim hep böyle değildi. Zaten şayet adada olmak istemesem de,  
başka yerde evimiz de yoktu. 1996 yazında başlayan ilişkimiz hala devam ediyor.  
Ancak ben bu ilişkinin ilk yıllarını özlüyorum. 

Atatürk Meydanı’nın eski halini, içinde top oynarken kolumu kestiğim Amfi Tiyatro’yu özlüyorum,
Boncuklu silahımla çimlerde uzanan çiftlere ateş edip rahatsızlık verirken  
gizlenmeme yardımcı olan çalıları özlüyorum. Koşturduktan sonra çeşmeden  
su içmeyi özlüyorum.  

Saat Meydanı’nın eski canlılığını, kumpirciyi, dondurmaların eski tadını, lahmacunun eski fiyatını,
bu kadar fazla hediyelik eşyacıya sahip olmayan bir  
adayı özlüyorum.  

Lale Sineması’nın adanın dört bir yanına yayılmış tabelalarında o gün yayınlanacak filmin afişini
görmeyi özlüyorum, plastik sandalyelerde açık havada film izlemeyi özlüyorum. Son afişin
‘Robinson Crusoe ve Cuma’ olmasına da birazcık üzülüyorum. 

Horoz’da oyun oynamayı, Belediye’de yer bulamamayı özlüyorum. Arkadaşlarımı adada
üç gün üst üste görebilmeyi, kalabalık arkadaş gruplarını özlüyorum.  

Okul bahçesinde top oynamayı özlüyorum, pişmaniyecinin sesini duyup  
sokağa fırlamayı özlüyorum.  

Evin anahtarını kapının üstünde bırakıp dışarı çıkmayı özlüyorum.  

Bisiklet eskiden de yoldan çalınırdı ama bahçede bırakabilmeyi özlüyorum.  

Yazları adaya gelen, meydanlarda gösteriler yapan birbirinden farklı insanları özlüyorum.  

Hadi içimde kalmasın Prenses Otel’in altındaki Atari salonunu da özlüyorum.  

Sokakların eski parlaklığını özlüyorum. Artık geceleri sokak ışıkları bile az aydınlatıyor gibi geliyor.  

Özlemediğim şeyler de var. Son vapuru kaçırmamak için sürekli saate bakmayı
özlemiyorum mesela, faytonları da özlemiyorum. Ama yanyana park etmiş akülü motorların
ele geçirmediği sokakları özlüyorum.  

Belki de özlediğim en büyük şey ülkenin ve kendimin eski hali ancak
ben bunu Büyükada üzerinden yaşayıp suçu da ona atıyorum.  

Yine de adaya adım atar atmaz gelen evimdeyim hissini hiç kaybetmiyorum.  

Nizam köprüaltını, ‘Evet’ diyerek selamlaşmayı, vapurda uyumayı,
kaldırım kullanmamayı, adanın arkasında izlediğim gün batımını,
en çok da adalı olmayı çok seviyorum.  

Ada ben senden ayrılamıyorum.  

Kapak görseli: Betsy Penso, köprüaltı