Türkiye Yahudileri ve Toplumsal Alanda Dini Kıyafet – Nesi Altaras

Dini kıyafet, özellikle kipa, Türkiye Yahudi toplumunun hem dışarıdan yaşadığı antisemitizm baskısına, hem de içerisindeki dindarlık göstergesi ile ilgili tartışmalara mercek oluyor. 

Son yıllarda birçok ülkede dini kıyafetlerin toplumsal alanın sınırlarından çıkarılması ile ilgili kurallar yasalaştı. Bunlar çoğunlukla başlarını örten Müslüman kadınları hedef alan ırkçı yasalardı ancak birçok ülkede yasaların kurgulanış biçimleri Yahudi toplumlarını da kapsıyor. Türkiye’de kılık kıyafete ilgili düzenlemeler tek parti döneminde Kılık Kıyafet ve buna bağlı olarak Şapka İnkılapları ile başladı, yerel seviyede kadınların peçe takması ile ilgili yasalar yapıldı ve 1990’lardan son yıllara kadar Müslüman kadınların dini giyimi ayrıştırıcı bir siyaset konusu oldu.

Şekilci modernleşmede büyük bir adım olan kıyafet ve şapka inkılapları ile Türkiye’de cami dışında cübbe ve sarıkla gezmek, fes takmak yasaklandı.

Türkiye’de Yahudilerin belirli bir dini kıyafet geleneği olmasa da dini ve kimliksel giyim unsurları mevcut. Bunun en önemli ve evrensel örneği kipa denilen, İslami takkeye nazaran küçük, yuvarlak bir kumaş parçası. Kipa ile erkekler başlarını örtüyor. Avrupa’da giderek artan antisemit ortamda kipa takan Yahudilere saldırılar o kadar arttı ki Almanya’da kipa takmayla ilgili bir uyarı yayınlandı ve bu saldırılara karşı büyük bir protesto da düzenlendi.

Berlin’de herkesi antisemitizme karşı kipa takmaya çağıran protesto Nisan 2018’de gerçekleşti. Protesto Suriyeli Filistinli bir adamın kipa takan birine bağırıp kemerle vurması üzerine düzenlenmişti. Kipayı takan adam ise bir Yahudi değildi, kipa taktığı takdirde ne olacağını merak eden İsrailli bir Araptı. (Fotoğraf Carsten Koall/Getty Images)

Türkiye’de Yahudiler kimliklerini belli eden kıyafetler hakkında ne düşünüyor? Bu konunun bu ülkedeki boyutları nedir? Bunları konuşmak için öncelikle Yahudi kıyafetin ne olduğunu ve inançtaki yerini anlamak gerekiyor.

Türkiye Hahambaşılığı Ruhani Meclis üyesi ve Ortaköy Sinagogu hahamı Rav Nafi Haleva’ya göre “Yahudi inancına göre saçın kapatılması Tanrı’ya olan saygıyı ifade eder. Saçın kapatılması senin Tanrı’nın huzurunda olduğunun ifadesidir. Senin üstünde seni gören bir göz var, bunu hissetme boyutudur.” Gündelik hayatında kafasına kipa takan Avraam İşcen bu hareketini “Tanrının mevcudiyetini hissetmeyi temsil eder. Tanrıya yakınlık için.” diye açıklıyor.

Kipa takan bir kişi

Kipa, bu baş örtme anlayışının en belirgin göstergesi. Sinagogda dua sırasında tüm yetişkin erkekler kipa takar. Ancak bunun gündelik hayattaki yeri nedir? Haleva’ya göre “Her yemek yemeden önce, su içmeden önce söylenen dualar var bu nedenle günlük hayatta da saçın kapatılması gerekiyor.” Bu yükümlülükten dolayı birçok dindar Yahudi her zaman başında kipayla gezmeyi daha kolay buluyor.

Ancak zamanla kipa takmak bir kimlik sinyaline de dönüştü. Kipa takmak sadece Yahudi olmayı değil, kişinin dindar olduğunun etrafa başlı başına bir göstergesi. Aslında her daim kipa takmak bir dini vecibe değil. Haleva’ya göre “Kipa bir dini elbise haline geldi. Öyle bir boyut kazandı ki kipasız bir genç artık dindar olarak adlandırılmaz. [Dindarlar arasındaki] toplumsal baskıdan dolayı kipa bir sembol haline geldi.” Bunu göstermek için Haleva ABD’de yaşayan geleneksel Suriyeli Yahudi toplumunu örnek veriyor: bu Yahudiler sıklıkla ceplerinde kipa taşıyor ve her dua söyleyeceklerinde takıyorlar. Aslında dini işlev için bu yeterli.

Türkiye’de her zaman kipa takmayı seçen daha dindar Yahudiler kipalarının üstüne genellikle spor kasketleri takıyor. 10-12 senedir kipa takan İşçen şapkayla saklamadan kipayla gezen kimseyi tanımadığını söyledi. Bu pratiği açıklarken “Genelde cemaatimizde biraz daha kültürel mirasına eğilen insanlar kipanın üzerine şapka takıyorlardı. Ben de böyle başladım. Neden dersen yaşadığımız ülkedeki mevcut koşullar ve geçmişte yaşanmış olan bazı olaylardan ötürü.” diyor. Bazı olaylar ile ne kastettiğini konuşunca Yasef Yahya cinayetini de içeren bir antisemit olaylar silsilesinden bahsediyor.

Kendisi de kipasının üstüne kasket takan Haleva bunun bir ihtiyaç değil gelenek olduğunu söylüyor. Amerika’da da kipa üstüne şapka takmanın 30-40 sene önce yaygın olduğunu söyleyen Haleva, bazı insanların antisemitizme maruz kalınır diye şapkayla kipalarını sakladığını belirtiyor. Antisemit toplumun dindar insanların giyimine olan etkisinden bahsederken Haleva bunun Türkiye’ye has bir şey olmadığını, Fransa’da, Almanya’da laf edilmek gibi şeylerden kaçınmak için şapkayla gezildiğinin altını çiziyor.

Dindar Türkiye Yahudileri her zaman kipalarını şapka ile kapatarak kendilerini daha güvende tutmaya çalışıyorlar. Şapkasız nasıl hissedeceği sorulunca İşçen “doğrusu güvende hissetmem. Bin türlü siyasi görüşten insan var, geneli için bir şey diyemem, es kaza ekstrem biri peşime takılır, evime kadar takip edebilir.” diyor. Bu güvensizlik kipa takan Yahudiler arasında sıkça hissediliyor.

Hem Haleva hem de İşçen yurtdışında şapkasız gezdiklerini söylüyor. İşcen’in havaalanında şapkasını çıkardığını söylemesi ‘güvenli’ olarak anlaşılan alanın değişken sınırlarına da işaret ediyor. İşcen kipanın yarattığı güvensizlikte bir yerli-yabancı ayrımı da görüyor. Birçok dindar Yahudi turist Türkiye’de yaygın Sefarad Yahudi geleneğinde bulunmayan, daha Aşkenaz geleneklerde görülen dini kıyafetle gezdiklerinde sorunla karşılaşmıyor. Ancak bu İşcen’e göre garantisi olan bir durum değil. Bu nedenle “yurtdışından gelen dindar arkadaşlarımdan lülelerini saklamalarını ve şapka takmalarını tavsiye ediyorum. Onlar da genelde yurtdışına gidip gelen insanlarsa bunu yapmayı biliyorlar birçok ülkede.”

Türkiye Yahudi Toplumu Hahambaşı Haleva geleneksel kıyafetiyle

Haleva’ya göre Sefarad geleneğini sürdüren bir kişi ile Tanrı arasındaki ilişki daha ön planda olduğundan, Aşkenaz alemin aksine din adamı olmayanlar için bir dini kıyafet gelişmemiştir. Kıyafet Yahudilerin “geldikleri gelenek, göre gibi anlam arz edebilir, özellikle Aşkenaz aleminde. Mesela Hasidlerin şapkaları, kürklü mantolar, beyaz çoraplar bunlar yöreye bağlıdır.” Haleva Türkiye’de Sefarad haham kıyafetlerinin İslam aleminden etkilendiğini, mor renginin ise adaleti temsil ettiğini açıklıyor. Din adamlarının giydiği bu kıyafetler başka dinlerden farklı olarak sadece sinagog içerisinde giyiliyor ve güncel hayatta yer almıyor, hiçbir zaman da almamış. Kendisiyle görüştüğüm Hahambaşılık ofisinde Haleva ve etrafımızdaki tüm hahamlar herhangi bir ofisteki gibi gömlek ve pantolon giyiyor. Bunun dışında hahambaşılığın metal destekli akvaryumlu kapıları ardında şapkasız olarak kipa takıyorlar.

Bazı Aşkenaz Ortodoks Yahudiler sürekli bu tarzda giyiniyor
Tsit tsit (veya tzit tzit) dört yandan sarkan bu ipliklere deniyor

Sefarad aleminde kıyafet konusundan bahsederken Haleva tsit tsit iplerinden de örnek veriyor. Kurala göre eğer bir Yahudi dört köşesi olan bir kıyafet giyiyorsa bir tür iplik uç olan tsit tsitleri de takmalıdır. Bunları da günlük hayatında giyen İşcen Sefarad geleneğine uygun olarak iplikleri pantolonunun içinde tutuyor. Aşkenazlarda bu iplikler bacakların yanında sarkık bırakılıyor. Haleva bu farkı anlatırken yine kişi-Tanrı ilişkisine dikkat çekiyor: “Dışarı göstermene gerek yok. Senin içindekini Tanrı bilsin. Öyle olmalı. Bugün aynı şekilde dinsel baskıdan dolayı tsit tsitleri dışarda gezip göstermek isteyenler başka bir boyutta. Ama olması gerek Tanrı için ve kendin için.”

Başka bir Aşkenaz Ortodoks giyim örneği

Haleva, Türkiye Yahudi toplumunda bazı dindarların bunu birbirlerine kanıtlamak için Sefarad geleneğinde olmayan bazı göstergeleri kullanmasını doğru bulmuyor. Aslen antisemitizmden korunmak için kullanılan şapka bile bu sinyal mekanizmasına alet edilebiliyor. “Maalesef şapkası daha büyük bazı insanlar, şapka büyüklüğünü bir titr olarak algılıyor. Bazı topluluklarda kişi kafasına daha büyük şapka koyuyor ki etrafındakiler dindarlığını anlasın. Bu çok yanlış. Dinselliğin yaşamdan gelmesi lazım.”

İşcen’e göre, Türkiye geniş toplumunda, Yahudilerin toplumsal alanda kipa takmaya çekinmesi muhafazakarlar tarafından üzülerek karşılanıyor. Yaşayan Kütüphane etkinliğine katılan İşcen bu konuda birçok muhafazakar Müslüman öğrencinin üzüntü belirttiğini söylüyor. İsrail’de karşılaştığı ve havaalanında tekrar gördüğü bir grup Türkiyeli muhafazakar gencin de İşcen’in İsrail’de rahatlıkla kipa takarken Türkiye’de şapkayla saklama ihtiyacı hissetmesine üzüldüğünü belirtti.

Kurumsal bir şirkette çalışan İşcen işyerinde kipa takmıyor ve bunun profesyonel hayata uyumsuz olduğunu söylüyor. Ofiste kimliğini saklamadığını, iş arkadaşlarının bayramlarını kutladığını söyleyen İşcen’e ofisinde başörtülü bir çalışan olup olmadığını soruyorum. Hayır deyince olsaydı bunun ne etkisi olabileceği fikri akla geliyor. Türkiye’de ‘dini özgürlükler’ konusunda hala tartışmalı bir alan olduğu için bunun işyerlerindeki boyutu da henüz toplumsal olarak mutabakata varılmış bir konu değil. Farklı ülkelerde bu konuda değişik uygulamalar mevcut: ABD Yüksek Mahkemesi Abercrombie mağazasını başörtülü Müslüman bir kadını ‘imajımıza uymuyor’ diyerek işe almamasında haksız ve ayrımcı bulurken birçok Avrupa ülkesi toplumsal alanda özellikle İslami başörtüsünü engelleme amaçlı kuralları yasalaştırıyor.

Dönemin başbakanı Ecevit milletvekili seçilen Merve Kavakçı’yı başı örtülü olduğu için meclis yemininden alıkoyuyor.

Türkiye’nin ağırlıklı olan Sefarad Yahudi geleneğinde dini kıyafet sadece kipa ve içerde giyilen tsit tsitleri kapsıyor. Bu küçük unsurun bile insanları güvensiz hissettirdiği gerçeği Türkiye’de antisemitizmin boyutlarına ve bireylerde yarattığı korkuya işaret ediyor. Ofiste ve sokakta durum böyleyken Müslüman çoğunluklu bir okulda veya üniversitede çocuk ve gençlerin nasıl dini kimliklerini güvenli olarak yaşayabilecekleri akla takılıyor…

Bunları da beğenebilirsiniz...