Yahudiler için Adalar: Ada En Özel Yer! – Özgür Kaymak

buyukada-foto-2

Özgür Kaymak[1]

Adayı çok seviyorum demek az kalıyor, sanki bir insan varmış gibi ona sarılasım geliyor. (Yahudi, yaş:55, Erkek)

Doktora tezimin kapsamı dahilinde (2013-2016) yılllarında İstanbul’daki Yahudilerle yaptığım sözlü tarih ve derinlemesine mülakat görüşmelerinde Ada’da çocukluklarını geçirmiş Yahudilerin Ada ile aralarında büyük bir aidiyet bağı geliştirdiklerini gözlemledim. Görüşmeciler Ada’yı çocukluklarını, gençlik yıllarını geçirdikleri büyük bir özgürlük alanı, küçük yaştan itibaren özgüven kazanmalarına fırsat sağlayan, kendi “özerkliklerini ilan ettikleri” bir mekan olarak tanımlarken aynı zamanda Yahudi kimliklerinden dolayı steril ve güvenlikli bir yer olduğunu “burada bize bir şey yapılır mı korkusunun en az yaşandığı yer Adalardır” sözleriyle tanımlamaktadırlar. Adalar farklı etnisitelerden, dinlerden, sınıflardan insanların hoşgörü ve çokkültürlülük ortamında bir arada olabildikleri, büyük kentte yaşayabilecekleri ayrımcılıkların, dışlanmaların tecrübe edilmediği bir varoluş alanını temsil etmektedir (son yıllarda Ada’ların değişen sosyokültürel profilinden dolayı bu anlamda bir kırılma yaşandığının da altını üzüntülerini belirterek çizmişlerdir). “Adalı olmak” aynı zamanda toplum içinde birbirini tanımayan insanları birleştiren bir kimlik işlevi de görebilmektedir. “Adalı olmak” bir görüşmecinin ifade ettiği gibi “Amerika’dayken neyi özlüyorsun diye sorsalar Ada’yı özlüyorum derdim” de görüldüğü gibi kimi zaman da başat bir kimlik kaynağıdır. Görüşmeler sırasında ayrıca farklı kültürlerin hakim olduğu bir sosyal iklime sahip olan Ada’larda Yahudi gençlerin farklı din, etnisiteden çok yakın arkadaşlıklar edinmelerine rağmen kendi cemaatleri içinde ayrı ve dışarıya kapalı arkadaş grupları oluşturduğunu da gözlemledim.

Adayı çok özlüyorum ben yazın. Büyükada’yı… Ada’daki Yahudilik olarak değil ama çocukların o özgürlüğü yaşaması çok hoşuma gidiyor. Atlayıp bisiklete binmesi, arkadaşlarıyla küçük yaştan buluşması çok özgüven veriyor. Kendi başlarının çaresine bakmayı öğreniyorlar orda ama bunu şehirde yapmak zor. Adada sırf Yahudi değil Ermeni de vardı Müslüman arkadaşım da vardı; Adalıydık biz! Mahallede oynadığım bir çocuk Alex, diğeri Emre diğeri Aret. Panjur Sokak çocuklarıydık, özellikle Yahudi değildik orda. Bir de özgürlük tabi, o küçük yaşta bu sorumluluğu almak… Ada en özel yer. Benim İngiltere’de “homesick” hissettiğim zaman yaz başıydı. Yaz geliyor “şimdi herkes vapura binip Ada’ya gidiyor” diyordum. Hayatımda o parça eksilmişti…. (Yahudi, yaş:38, Kadın)

Benim gençlik dönemlerinde, daha çok gidilirdi Ada’ya. İskeleye doğru yürürken Cuma akşamı uğultu gelirdi sokaktan. Bütün sene görmediğin arkadaşlarını görüyorsun, “Samiler geldi mi, İzzetler geldi mi” yakışıklı çocukları sorardık hemen (gülerek). Ada çok eğlenceliydi, çok keyifliydi… çoook rahattık, taciz yoktu, faytoncular seni tanırdı evine teslim ederlerdi. Aynı sokakta oturduğun bir çocuk aynı gruptan değilsin ama faytonla geçerken “eve atıyım seni” diye bağırırdı. Hep bir sahip çıkma vardı. Çok candan, çok saf, çıkar, beklenti yok… gurupsal çatışmalar oluyordu tabi ama zarar verici değildi. Yanında hep güzel şeyler olurdu. Çok doğal akışında bir arkadaşlık ve sahiplenme vardı. Adalı biriyle Tanışınca “bizden” tanımı işin içine giriyor, aynı dili konuşursun adalı biriyle. (Yahudi, yaş:32, Kadın)

Hayatımız farklı orda (Burgazada). Tekneciler tekneleriyle geziyorlar. Daha orta kararlar kanastasını oynuyor. Benim arkadaşlarım var oynayan annelerinden görüyor. E napıcaklar anam başka hayatları yok ki (gülerek)…. Cumartesi öğlen toplanılır, börekler filan yenir ve kanasta oynanır. 1980’lerde annemlerin yaptığı gibi. Ada’da ben başka bir gruba geçtim 14 yaşında, alternatif tiplerin olduğu işte dövme yaptıran, rock müzik dinleyen, kaykay yapanlar toplanırdık beraber. 15 yaşında özerkliğini ilan ediyorsun ve kimliğini oluşturuyorsun Ada’da. Çaktırmadan biralar içerdik. Ada’da benim hayatım değişti, bir de Robert’de (Kolej). (Yahudi, yaş:32, Kadın)

Adalı olmak küçükken farklıydı şimdi farklı. Biz hep Büyükada’daydık. Küçükken adaya gelirdin Cuma akşamı iskele kaynardı bizim bütün çevre burda olurdu. “Jewish metting point” ti (gülerek). Bence o müthişti. Şimdi ise daha huzurlu bir yer, aileni görüyorsun filan. Bir de insanlar evlenip çocukları olunca Ada’ya geri dönüş başladı. Ben Pazar İstanbul’a indiğimde “ah tatilim ne güzel geçti” diye inerdim. Ada tatil benim için. Azınlık asla hissetmezdik burda. İnşallah böyle devam eder. Bence buranın sahibi biziz. Adada kalmak “privilege” (özellik, üstünlük) benim için. (Yahudi, yaş:29, Kadın)

Ada tamamen bir ada. Tamamen koparılmış. Bana bazen sorarlar şunu bunu tanırmısın ben hep derim “Ada’lı ise tanırım”. Bütün arkadaşlarım Ada üzerinden, bütün yazlarımız Ada’da geçmiş. Ada’lı olmak aynı şeyleri paylaşmak. Herkes aynı duyguyu yaşadı. Çok ortak şey var paylaşılan. Bana kendini anlatman için 10 dk. gerekiyorsa şimdi 5 dk. gerekiyor. Ada dediğin çok mikro bir şey. Şimdi bakıyorsun o şaşa gitti. Ama o anılardan dolayı başka tabi… (Yahudi, yaş:43, Erkek)

 

Ada bambaşka bir yer. Yazın 15.000 kişi yaşıyorsa (misal olarak) sanırım 5.000’i Musevidir ve çok ortalardalar. Esnafta daha saygılıydı o zamanlar, şimdi çok daha farklı, o da kalmadı. Hayatım boyunca kendimi hiç azınlık gibi hissetmedim Ada’da. Balkonda dua okurduk cuma akşamları millet de laf ediyordu “Shabat Şalom” diye. Ada kendimi en güvende hissettiğim yerlerden biriydi. Bizim bütün sokak Yahudiydi. İnsanlar daha saygılı ve sevgiliydi. Çok güzel bir ortamdı. (Yahudi, yaş:31, Erkek)

Adayı çok seviyorum demek az kalıyor, sanki bir insan varmış gibi ona sarılasım geliyor. Hatta mesela Perşembe yurtdışına gidicem hiiç istemiyorum. 1926’da ananemin bir resmi var Ada’da, ordan başlamışız o zaman gelmeye. Genelde gençlik ve çocukluk bir şekil Ada’da geçmiş. Ada hayatı o zamanlar yoklukmuş, su taşınırmış filan… Ada izoleden geliyor. İzole. Benim için Burgaz bambaşka biryerde. Anakara’dan uzak olmak ve aynı kaderi paylaşıyor hissini yaşamak, birşey birleştiriyor bizi. Enteresan yazın başında herkes biribiriyle kucaklaşır, esnafla filan, yazın ortasında kendi küçük guruplarına dönersin kalabalık olur çünkü, yazın sonunda herkes dağılır, çocuklar okula gider… kalan kimse biraraya gelir, ev toplantıları olur, herkes biribirine sığınır ve ısınır, çaylar yapılır… duygusallık tavan yapar. “ADA’DAN GİTMEK” (görüşmecinin vurgusu) yasak kelimelerdir, konuşulmaz. Ada’lı olmak… Waaw… Allahım beni bu Ada’dan mahrum etme diye dua ederim hep. Ben Ada’ya çıkarken büyük bir heyecanla çıkıyorum inerken büyük bir depresyonla iniyorum. Birkaç gün sürüyor alışmam İstanbul’a. Mümkün olduğunca Ada’dan arkadaşlarla görüşürüm. Kışın arada gelmeye çalışıyorum. Cemaatimizin burda bir tatil evi var, imkanı olmayan çocukların barındığı, yaz tatillerini geçirdikleri bir tatil evi var. Rumların kampı gibi. Yaz boyu burda kalıyorlar. (Yahudi, yaş:55, Erkek)

Ada 44 senedir bizde. Daha zenginler Maden, Nizam’da otururlardı. Horoz’da sabahleyin kahvaltı yapmayı seviyorum. O denizin sesi, sandal.. köy hayatı var. İskeleyi sevmiyorum, resmi geçit var orda. Kumsal’ın atmosferini seviyorum, martılara yemek veriyorsun, “fişşşt fişşşt”, bir sandal geldi bir sandal çıktı… yazlık budur. Ada’ya gelmeden bir sene Heybeli’ye gittik. Çocuklar yüzmeyi orda öğrendi. Orda da vardı çok Yahudi ama varlıklılar Büyükada’daydı. Ermeniler Kınalı; Rumlar Burgaz ve Büyükada. O zaman Ada’lı olmak statü meselesi değildi. Daha orta halli olan da Ada’ya gelirdi. İskeleye inicen çay içicen, evde dinlenicen, ve arkadaş… Ada budur. Biz Seferoğlu’na giderdik o zaman yanıma kıyafet alırdım eve dönmemek için. Mavi’ye giderdik çok güzeldi, Lunapark’a giderdik. Çok güzeldi… (Yahudi, yaş:83, Kadın)

Ada benim için vazgeçemeyeceğım ölümüme kadar, unsurlardan bir tanesidir. Adanın kumsalı, adanın köy hayatı.. artık yazın işe gitmiyorum. Bu şişko halimle çıkıp yürüyücem, iskelede kahvede çayımı içicem, icap ederse kumsalda balık ağlarının sökülüşünü seyredecem… Ada benim için bir mutluluk timsali. Dinsel olarak değil yani milliyetsel olarak şahane günlerdi. Ada’da ben Yahudi olarak hiçbir terslik yaşamadım. Doğruya doğru. Çok büyük sevgi gördüm Ada’da. Herkesden büyük bir dostluk gördüm. (Yahudi, yaş:69, Erkek)

Ada’lar ile aralarında kuvvetli bir duygusal bağ olduğu, farklı ve köklü bir aidiyet bağı kurdukları birçok Yahudi görüşmeci tarafından dile getirilmiştir. Ada’nın eskisi, yerlisi olmak, tanıdığı, bildiği, “aynı dili konuştuğu” insanlar içinde yıllardır yaşıyor olmak, Ada’nın kapalılığı ve izole olması kişilere büyük bir güven duygusu sağlamaktadır. “Adalı olmak” sadece Yahudi toplumu içinde ve kendi sınıfından kişilerle bir arada olmak değil, “Adalı olmak” anakaradan uzak kalmak, Adalıların birbirleriyle yalnızlıklarını paylaşması, farklı sınıftan dinden etnisiteden insanlarla bir ada kültürü üretmek demektir. Adalı olmak Yahudisi, Hıristiyanı, Müslümanı birbirine yabancılaşmadan ortak bir kültür üreterek yaşamak demektir.

 

[1] Dr. Özgür Kaymak, İstanbul Üniversitesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi. Azınlıklar ve toplumsal cinsiyet üzerine çalışmalarını yürütmektedir.

Bunları da beğenebilirsiniz...