Avlaremoz'un, 10. yılı için başladığı podcast dizisinin ikinci bölümünde Melis Öneren Özbek ile sosyal medyada antisemitizm üzerine konuşuyoruz.
Podcast dizimizde, Türkiye’de azınlık hakları, kültürel miras, toplumsal hafıza
Avlaremoz, 10. yılına özel bir podcast dizisine başladı. Yıllardır yazıyla, söyleşiyle ve haberlerle ördüğümüz platformumuzu şimdi podcast dünyasına taşıyoruz.
Türkiye’de azınlık hakları, kültürel miras, toplumsal hafıza ve çokkültürlülük üzerine
İstanbul’un Yahudi cemaati için 1934 Trakya Pogromu, doğrudan deneyimlenmemiş olsa da, kolektif bellekte baskın bir travma olarak yer almaktadır; bastırılmış ve sonraki kuşaklara aktarılmayarak unutulmaya terk edilmiştir. Yaklaşık son
1964 yılında İstanbul’da yaşayan Yunan uyruklu nüfusun Kıbrıs politikasında koz olarak kullanılması sonucu sınır dışı edilmesiyle, İstanbul Rum cemaatinin nüfusunda radikal bir düşüş yaşandı. Yunan uyruklularla evli olan T.
“Benim babam Büyükada’da kalfaydı. Biz fakirdik kızım. Varlık Vergisi zamanında… Bahçede bir mangalımız vardı gelip onu aldılar.”[1]
Ulus devletin kuruluşunda siyasi elitin özellikle ekonomiye yönelik aldığı siyasi önlemler,
Maple röportajını dosyadan çıkartıp tekrar okumak için elime aldığımda fark ettim ki en son 5 Ekim 2023’de güncellemişiz, o hafta yayınlamak üzere. 7 Ekim’den itibaren içine girilen savaş
‘7 Ekim ve sonrasına dair: Türkiyeli Yahudiler Anlatıyor’ dosyası için yaptığımız röportajlardan bir diğeri Kanada yaşayan Avi ile. Sözü onu bırakıyorum.
7 Ekim’de başlayan süreç, Türkiye’deki Yahudilerin “tek”
Sadece bazı toplumların uğradığı haksızlıkların, adaletsizliklerin, eşitsizliklerin karşısında durmak, konforlu alanlarda yaşarken diğerlerini görmemeyi tercih etmek artık dünyamızı daha güvenli, yaşanılır, nefes alınır bir yer haline getirmeyecek belli ki. Ancak,
Yayınladığımız röportajlar görüşmecilerin siyasi ideolojik, mekansal, sosyokültürel, cinsiyet kimlikleri bağlamında farklılıklar gösterse de hemen hemen hepsinde ortak olan bir nokta var: Şu an Türkiye’de veya dışında nerede yaşadığından bağımsız
Mia ile görüşmemizi gerçekleştirmek için Nişantaşı’nda bir kafede buluştuğumuzda uzun ve tedirgin geçen bir sürenin ardından İsrail’e gidecek olmanın telaşı ve heyecanı içindeydi. Mia’nın hikayesinde Aliya yaptıktan
Müthiş heybetli yapısı ile Büyükada’nın tepesinde konumlanan, onca zamandır tüm kötü hava koşullarına, yangına, depreme, olumsuz çevresel dinamiklere ve de ihmale sessizce direnen ve ayakta kalmaya tutunan, 1903’ten
Büyükada / Prinkipo ile özdeşleşmiş, adanın içinden doğmuş ve büyüyen bir marka, Marché. Gayet sade bir dille ve farklı dönemlerden görselleriyle, adanın çeşitli kültürlerine ait imgelerle, Büyükada’nın geçmişinden bugüne ürün