Yirminci yüzyıl, nöroloji alanında büyük gelişmelerin yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemin önemli isimlerinden biri de Friedrich Heinrich Jakob Lewy’dir. 28 Ocak 1885’te Berlin’de Yahudi bir doktorun oğlu olarak dünyaya gelir. Kendisi de babasının yolunda ilerleyerek doktor olur. Nöroloji alanına yönelir. 1910’da tıp eğitimini tamamlar. Genç yaşta modern Alman nörolojisinin öncülerinden Hermann Oppenheim ile bilimsel araştırmalar yapmaya başlar.

Friedrich Heinrich Jakob Lewy (1885-1950)
1912’de, henüz 25 yaşındayken yayımladığı Zur Pathologischen Anatomie der Paralysis Agitans (Agitans Paralizisinin Patolojik Anatomisi) adlı makalesiyle adını duyurur. Bu çalışmasında, daha sonra Parkinson hastalığı olarak bilinecek olan tabloda nöronlardaki sıra dışı katlanmaları tanımlar. 1912–1914 yılları arasında ise Alois Alzheimer ile Breslau Üniversitesi Nöropsikiyatri Laboratuvarı’nın direktörlüğünü yürütür.
I. Dünya Savaşı başlayınca Lewy laboratuvardan ayrılıp cepheye gider. Alman Ordusu’nda askeri sağlık görevlisi olarak, Fransa, Rusya ve Türkiye’de görev yapar. Savaşın ardından Berlin’e dönerek 1923’te Charité Hastanesi’nde Nöroloji Profesörü olur. 1932’de aynı hastanenin yönetiminde yer alır. Ancak bir yıl sonra Adolf Hitler’in iktidara gelmesiyle 1933 yılında görevinden alınır.
Lewy aynı yılın yazında Londra’ya göç eder, ertesi yıl ise eşi Flora ve annesiyle birlikte Amerika Birleşik Devletleri’ne yerleşir. Rockefeller Vakfı’nda çalışmaya başlar ve ardından Pennsylvania Üniversitesi Hastanesi’ne atanır. Burada Nöroanatomi Profesörü ve Nöropatoloji Doçenti olarak görev yapar.
Avrupa’da gerginliklerin arttığı 1939 yılında kimliğini gizlemek amacıyla adını değiştirir. “Friedrich Heinrich” ismini “Frederic Henry”ye, soyadını ise “Lewy”den “Lewey”e çevirir. 1940’ta Amerikan vatandaşlığına geçer. 1941’de Pearl Harbor saldırısının ardından ABD’nin II. Dünya Savaşı’na girmesiyle gönüllü olarak orduya katılır. ABD Kara Kuvvetleri Tabipler Birliği’nde yarbay rütbesiyle görev yapar ve Cushing Genel Hastanesi Nöroloji Bölümü’nün şefi olur. I. Dünya Savaşı’nda Alman askeri, II. Dünya Savaşı’nda ise Amerikan askeri olarak savaşın her iki tarafında görev yapar. Savaşın ardından orduyla ilişkisini sonlandırır ve 1947’de Pennsylvania Üniversitesi’nde Nöropatoloji Profesörü olarak atanır. 5 Ekim 1950’de, 65 yaşında hayatını kaybedene kadar burada çalışmaya devam eder.
İki dünya savaşını da yaşayan Lewy’nin hem yaşamı hem de akademik kariyeri derinden etkilenir. Bununla birlikte, 1912’de beynin hareket ve düşünme süreçlerini yöneten alanlarda tanımladığı anormal protein birikintileri günümüzde hâlâ nörodejeneratif hastalıkların anlaşılmasında temel bir yere sahiptir. Bu yapılar onun ismiyle anılsa da kendisi hiçbir çalışmasında bu terimi kullanmamıştır. “Lewy cisimcikleri” tanımı Gonzalo Lafora ve Konstantin Tretiakoff tarafından ortaya atılır ve literatüre bu isimle yerleşmiştir.
Bugün bu yapılar, sinir hücrelerinin işlevlerini bozan patolojik katlanmalar olarak bilinir. Lewy cisimcikleri alfa-sinüklein adlı proteinin anormal birikiminden oluşur. Normalde hücreler arası iletişimi sağlayan bu protein, yanlış katlandığında birikerek toksik hale gelir. Bu durum enerji üretimini, atık temizleme mekanizmalarını ve sinir hücreleri arasındaki bağlantıları zayıflatır. Süreç ilerledikçe hücre ölümü gerçekleşir, beyin dokusu hasar görür ve çeşitli nörolojik sorunlar ortaya çıkar.
Ortaya çıkan klinik tablo, Parkinson’a benzer hareket bozuklukları, dikkat ve algıda dalgalanmalar, halüsinasyonlar, sanrılar ve hafıza kaybı ile kendini gösterir. Özellikle bellekle ilişkili bölgelerdeki birikim, hastalığın seyrini daha da ağırlaştırır.
Bugün “Lewy cisimcikli demans” olarak adlandırılan bu hastalık, Alzheimer’dan sonra en yaygın ikinci demans türüdür. Hastalar yalnızca unutkanlık yaşamaz; aynı zamanda dikkat süreleri azalır, görsel algı bozulur ve halüsinasyonlar görülebilir. Bu belirtiler, Alzheimer’dan farklı bir klinik tablo sunar. Lewy’nin keşfi sayesinde bilim insanları demansın alt türlerini ayırt edebilmiş ve tedavi yaklaşımlarını daha net biçimde geliştirebilmiştir. Bu, nöroloji bilim dalı açısından büyük bir ilerlemedir.
Hastalığın en bilinen yüzlerinden biri, ünlü oyuncu Robin Williams’tır. Ölümünden sonra yapılan otopsiyle hastalığı teşhis edilir. Williams’ın hikâyesi, hastalığın ne kadar karmaşık ve yıpratıcı olabileceğini gözler önüne serer. Ancak bu yazının amacı bir ünlünün trajedisini anlatmak değil; hafızanın hem bireysel hem de toplumsal düzeydeki kırılganlığını anlamaya ve anlatmaya çalışmaktır.

Robin Williams (1951-2014)
Bireysel hafıza kaybı ile toplumsal hafıza kaybı arasında dikkat çekici paralellikler vardır. Hafıza yalnızca bireysel bir işlev değil, aynı zamanda kolektif bir mirastır. Beyindeki Lewy cisimcikleri kişisel hafızayı silerken, toplumların hafızası da zamanla silikleşebilir. Geçmişte yaşanan savaşların yıkıcı etkileri unutulduğunda, insanlık aynı hataları tekrar etme riskiyle karşı karşıya kalır. I. Dünya Savaşı’nın üzerinden bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen, benzer savaşlar hâlâ dünyanın farklı bölgelerinde yaşanır. Arkasından gelen II. Dünya Savaşı’nda yaşanan soykırımlar, sürgünler ve yıkımlar hafızamızda canlı kalsaydı; bugün dünyanın her yerinde savaşlar ve ırkçılık devam etmezdi. Ukrayna’dan Ortadoğu’ya, Afrika’dan Asya’ya kadar milyonlarca insan savaşın gölgesinde hayatını kaybediyor. Hayatta kalanlar ise hayata tutunmak için mücadele veriyor. Lewy’nin çocukluk yıllarında Berlin’de yükselen ayrımcılık, toplumsal hafızanın ne kadar hızlı silinebileceğini gösteriyor. İnsanlar geçmişin acılarını unuttukça, yeni düşmanlıklar ve ayrımcılıklar doğabiliyor.
Savaşların hafızası yalnızca geçmişteki yıkımı hatırlatmaz; aynı zamanda geleceğin olası yıkımlarına karşı bir uyarı işlevi görür. Eğer bu kolektif hafızayı koruyamazsak, tıpkı Lewy cisimcikleriyle bozulmuş bir beynin tekrar tekrar aynı hataları yapması gibi, insanlık da aynı felaketleri yeniden yaşar.
Toplumsal hafızanın korunması, eğitimle, sanatla, edebiyatla ve açık bir yüzleşme kültürüyle mümkün olabilir. Geçmişin acılarını hatırlamak, yeni acıların önüne geçmenin en insani yoludur. Hafızamızı diri tutalım ki, çocuklar savaşın değil, barışın hikâyeleriyle büyüsün. Çünkü hafıza, sadece geçmişi hatırlamak için değil, daha iyi bir geleceği kurmak için de vardır.
Kaynaklar
Sousa-Santos PEM, Pozzobon PM, Teixeira ILE. Frederic Lewy: how the two World Wars changed his life, work, and name. Arq Neuropsiquiatr. 2024 Mar;82(3):1-2. doi: 10.1055/s-0044-1779692.
Holdorff B. Friedrich Heinrich Lewy (1885-1950) and his work. J Hist Neurosci. 2002 Mar;11(1):19-28.
Martin M, Fangerau H, Karenberg A. Verfolgt und vergessen? Die Neurologen Kurt Goldstein und Friedrich Heinrich Lewy [Persecuted and forgotten? The neurologists Kurt Goldstein and Friedrich Heinrich Lewy]. Nervenarzt. 2022 Oct;93(Suppl 1):32-41. German.
Görseller:
William Kurelek – The Maze
https://mubi.com/tr/cast/robin-williams
Holdorff B. Friedrich Heinrich Lewy (1885-1950) and his work. J Hist Neurosci. 2002 Mar;11(1):19-28.