28 Ekim 1914’te New York’ta dünyaya gelen Jonas Edward Salk, Rusya’dan göç eden Yahudi bir ailenin üç oğlunun en büyüğüdür. Ailesinde üniversiteye giden ilk kişi olan Salk, 1939 yılında New York Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olur. Tıp eğitimini tamamladıktan sonra Mount Sinai Hastanesi’nde hekim ve bilim insanı olarak çalışmaya başlar.
1942 yılında Jonas Salk, grip aşısı geliştirmek amacıyla aldığı bir araştırma bursuyla Michigan Üniversitesi’ne girer. Kısa sürede epidemiyoloji alanında akademisyen olarak göreve başlar. Burada, Michigan Halk Sağlığı Okulu’nun epidemiyoloji bölümünün başkanı olan eski dostu Thomas Francis Jr. ile yeniden bir araya gelir. Francis, ona modern aşı geliştirme yöntemlerinin temellerini öğretir.
Beş yıl sonra, 1947’de, Salk Pittsburgh Üniversitesi Tıp Fakültesi Virüs Araştırma Laboratuvarı’nın yöneticisi konumuna getirilir. Günümüzde March of Dimes Doğum Kusurları Vakfı (March of Dimes Birth Defects Foundation) olarak bilinen Ulusal Çocuk Felci Vakfı’nın (National Foundation for Infantile Paralysis) desteğiyle, o dönemin en korkulan hastalığı olan çocuk felcini (poliomyelit) ortadan kaldıracak bir aşı geliştirmek üzere çalışmalarına başlar.
Poliomyelit yani çocuk felcini kısaca açıklamak gerekirse; sinir sistemini etkileyerek kalıcı felce veya solunum kaslarında hasara yol açabilen bulaşıcı bir viral hastalıktır. Genellikle ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, kas ağrıları ve yorgunluk gibi grip benzeri belirtilerle başlar. Hastalığın ilerleyen evrelerinde ise kas güçsüzlüğü, refleks kaybı ve özellikle bacaklarda felç gelişebilir. Salk bu hastalıkla mücadele etmek için sıra dışı yöntemlere başvurur ve dönemin hâkim bilimsel görüşlerine meydan okur. O, “öldürülmüş” polio virüsünden oluşan bir aşının, hastayı enfekte etme riski olmadan bağışıklık kazandırabileceğini düşünür. Bu düşüncesini hayata geçirir ve cesur bir karar vererek önce kendi üzerinde dener.
O dönemde çocuk felci, büyük bir salgın hastalık olarak milyonlarca çocuğu risk altına alır. Salk, kendi ailesi de dahil olmak üzere gönüllüler üzerinde deneyi gerçekleştirerek hayat kurtarmayı hedefler. Aşıyı daha önce çocuk felci geçirmemiş gönüllülere, kendisine, laboratuvardaki çalışma arkadaşına, eşine ve çocuklarına uygular. Sonuçlar çarpıcıdır. Gönüllülerin hepsinde anti-polio antikorları geliştirir ve hiçbir olumsuz reaksiyon görülmez. Günümüz ile karşılaştırmak gerekirse; bugün etik kurallar çok daha sıkıdır. Aşılar öncelikle laboratuvar deneyleri, hayvan deneyleri sonrasında insanlar üzerinde uygulanabilir. Denek güvenliği önceliklidir. Buna rağmen COVID-19 pandemisinde bazı katı kurallar esnetilmiş ve aşılar hızlı bir şekilde uygulanmıştır. Polio salgınının koşulları düşünüldüğünde, Salk’ın aldığı risk hem bilimsel ilerlemeyi sağlamayı hem de insan hayatını korumayı amaçlamıştır. Attığı adım hâlâ ilham verici bir örnektir.

Çocuk Felci’nin Muhteşem Yenilgisi
1954 yılında, “Polio Öncüleri” olarak anılan altı ila dokuz yaş arasındaki tam bir milyon çocuk üzerinde ulusal çapta testler başlatılır. Bu, tarihin en büyük tıbbi denemelerinden biridir. 12 Nisan 1955’te sonuçlar açıklanır. Jonas Salk’ın geliştirdiği aşı güvenli, etkili ve devrim niteliğindedir. Aşının yaygın biçimde kullanılmasından önceki iki yıl boyunca, ABD’de her yıl 45 binden fazla çocuk felci vakası görülmüştür. Ancak 1962 yılına gelindiğinde bu sayı 910’a kadar düşmüştür. Bu büyük bir başarıdır.
Jonas Salk, bilimi bir meslekten öte bir insanlık görevi olarak gören bir araştırmacıdır. Jonas Salk’ı aynı dönemde çalıştığı bilim insanlarından ayıran şey, yalnızca zekâsı ya da çalışkanlığı değil, bilime ve insanlığa duyduğu derin saygıdır. Buluşunu hiçbir zaman patentlememiştir. Günümüzdeki aşı araştırmacılarının aksine kendisi keşfinden tek bir kuruş bile kazanmamıştır. Çünkü Salk’a göre, bilim tıpkı hava ya da güneş ışığı gibi, insanlığın ortak mirası olarak paylaşılmalı, satılmamalıdır.
Bir gazeteci ona “Bu aşının patenti kime ait?” diye sorduğunda verdiği yanıt, yalnızca bir bilimsel duruş değil, bir ahlak manifestosu gibidir:
“İnsanlara… Güneşin patentini alabilir misiniz?”

Jonas Salk, 23 Haziran 1995’te, 80 yaşında California’da yaşamını yitirir. Ardında milyonlarca çocuğun yeniden yürüyebildiği, korkusuzca oynayabildiği bir dünya bırakır.
Bugün, vahşi kapitalizmin hüküm sürdüğü bir dünyada, patent ile ilgili söyledikleri bizleri düşündürmelidir. Bilim artık çoğu zaman insana hizmet eden bir değer olmaktan çıkıp, sermayeye hizmet eden bir araca dönüşmüştür. İlaç fiyatları, aşıların erişilebilirliği, ticarileşmiş sağlık sistemleri… Her şeyin bir etiketi var; hatta insan hayatının bile. Oysa Salk, bilimin gerçek değerinin kâr değil, umut olduğunu göstermiştir. Bugün, dünyayı saran karanlıkta Jonas Salk’ın ışığını daha çok arıyoruz. Sabah haberlerinde buzulların hızla eridiğini görüyoruz. Kutuplardaki beyaz örtü azalıyor. Uzaydan bakıldığında dünyanın artık eskisi kadar aydınlık görünmediği anlaşılıyor. Çünkü buzullar, aynı zamanda güneş ışığını geri yansıtan dev aynalar gibi görev yapıyor. Onlar eridikçe hem deniz seviyesi yükseliyor hem de yeryüzü biraz daha kararıyor. Bu bir iklim krizi. Ama kriz yalnızca iklimle sınırlı değil. Bu aynı zamanda bir bilim, etik ve vicdan krizidir. Tıpkı buzullar gibi, bilimin ışığı da yavaş yavaş kayboluyor. Dünya hem güneşin hem de bilimin ışığından uzaklaşıyor. Bilgiye olan güven azalıyor. Bilim, etik değerlerden kopuyor. Kâr odaklı sistemler paylaşımın ve umudun yerini alıyor.
Oysa Jonas Salk, bilimi insanlığa hizmet eden bir ışık olarak görmüştür. Aşısını patentlememiştir, bilgiyi saklamamıştır ve vicdanı rehber edinmiştir. Dünyanın Salk gibi düşünenlere her zamankinden daha çok ihtiyacı var. Çünkü karanlık yalnızca gökyüzünü değil, zihinleri, sistemleri ve etik değerleri de etkisi altına alıyor.
Salk; bilimi bir ayrıcalık değil, bir sorumluluk olarak görmüştür. Onun adı bir aşıyla değil, bir ilkeyle özdeşleşir: paylaşmak. Bir gün bilimin ışığı yeniden karanlığı aşacaksa Salk gibi bilim insanlarının bilime ve insanlığa adanmışlıklarının bıraktığı umut sayesinde olacaktır. Çünkü gerçek ilerleme, yalnızca bilgiyle değil, o bilgiyi insanlıkla paylaşmakla başlar.
Kaynaklar
1. Salk Institute for Biological Studies. Jonas Salk. https://www.salk.edu/about/history-of-salk/jonas-salk/
2. Sherrow, V. (2000). Jonas Salk: Çocuk felcinin muhteşem yenilgisi (F. Özbay, Çev.). Evrim Yayınları.