GÜNÜN KADINI: Franceska Mann

Kaynak: historycollection.co

Çeviri: Hilal Tok, Ekmek ve Gül

Varşova’da yaşayan ünlü bir dansçıydı Franciszka Mann. Ancak yüksek statüsüne rağmen bir Yahudiydi ve yaşamı Auschwitz’de bir gaz odasında son buldu. Ancak geriye cesaret dolu hikayesini bıraktı.

Franceska Mann… Adı tarih kitaplarında okuduğumuz veya sıklıkla duyduğumuz isimler arasında yer almıyor. Ancak II. Dünya Savaşı sırasında bir gaz odasında kendisini öldürmeye çalışan Nazi askerlerine karşı kendisini ve yanındaki kadınları koruyan bu cesareti öğrenmeyi hak ediyoruz. Polonya’da ünlü bir dansçıyken neler yaşayacağından bihaberdi Franceska. 1939’a kadar birçok Polonyalılara kıyasla oldukça ayrıcalıklı bir yaşam sürdü. Bir dans okuluna gitti ve o günün en iyi dansçılarından biri oldu. Dans yarışmalarına katıldı, dereceler aldı. Ancak bunların hepsi, savaş kapısına dayandığında son bulacaktı.

Hitler ve Nazi Almanyası, 1939 Eylül’ünde Polonya’yı işgal etti. Bu işgalin ardından bütün bir Avrupa savaşın en ağır bedelini ödeyecek, milyonlarca insan; yollarda, kamplarda, gaz odalarında, evlerinde, sokakta, savaş meydanlarında ölecekti…

O zamanlar, 22 yaşındaki Franceska, Melody Palace Night kulübünde dansçıydı ve ülkesinde tanınıyordu. Oldukça yüksek bir statüde olmasına rağmen, bu onu Yahudi olduğu gerçeğinden kurtaramayacaktı.

Nazi işgalinin ardından Varşova Gettosu’nda tutulan binlerce Yahudi’den biriydi artık Franceska. Yaşam koşulları korkunçtu, sağlıksız koşullar ve yiyecek eksikliğinden dolayı binlerce insan ölüyordu.

Gettoda pek çok direniş hareketi olduğu için Franceska’nın hikayesi de zamanla bulanıklaşmaya, ve birçok farklı hikayeler türetmeye başlamıştı ancak şu açıktı: Franceska ölüme ve savaşa tekmeleriyle meydan okumuştu, bu dile gelen tüm hikayelerin ortak noktasıydı.

Yahudiler sistematik olarak imha ediliyordu, ancak çok azı bunu biliyordu. Çoğu özgürlüğe kavuşacağı günün yaklaştığı umudundaydı. 23 Ekim 1943’te, Auschwitz – Birkenau’daki istasyona giren bir tren yeni bir hayata kavuşacağına inanan Yahudileri taşıyordu. Tren durmuş olsa da, kimse gerçekten panik yapmıyor, çünkü bunun sınırı İsviçre’ye geçmeden önceki son durak olduğunu sanıyorlardı. Oradan Güney Amerika’ya gidecekler ve artık orada yaşayacaklardı, onlara böyle söylenmişti. Çok azı bunun son yolculuğu olduğunu biliyordu.

Daha sonra olanlar, Nürnberg Duruşmalarında ifadesi belgelenen Auschwitz’deki bazı mahkumların gerçek tanıklıklarına dayanıyor. Bu ifadelere göre tren boşaltıldı. Yahudiler, sınırdan geçmelerine izin verilmeden önce dezenfekte edilmek üzere duşlara alındılar. Kadınlar daha sonra gaz odası olan “duşlara” gönderildi. Bu noktada soyunmaları emredildi ve bazı kadınlar her şeyin göründüğü gibi olmadığını hissetmeye başladı.

olayın çizimi ve gaz odası

Franceska da o gaz odalarındaydı. Muhafızların dikkatini dağıtmak için dans etme yeteneğini kullanarak bir kaçış yolu aramaya başlamıştı. Böyle ölmeyecekti! Franceska dans ederken topuklu ayakkabılarından birini çıkardı ve Schillinger adlı bir subayın yüzüne çarptı. Sonrasında Schillinger’in silahını ele geçirdi. Franceska daha sonra silahı iki kez Schillinger’a, daha sonra da subay Emmerich’e doğru ateşledi. Diğer kadınlar Franceska’dan ilham aldılar ve gardiyanlara saldırmaya başladılar. Öyle ki kadınların bu şiddetli darbeleri bir subayın burnunu kırmaya birinin ise kafa derisini yırtmaya yetmişti.

İsyanı durdurmak için daha fazla subayın olay yerine gelmesiyle ayaklanma kısa sürede bastırıldı. Bu kadar fazla subayın ve silahın karşısında kadınların daha fazla şansı yoktu. Birçoğu makineli tüfek ile öldürüldü ve kalanlar ise gaz odalarına kondu ya da dışarı çıkarılarak idam edildi. Peki dansçı Franceska’nın kaderi neydi? Bu belirsiz, ancak açık olan bir şey var: Franceska cesur, kararlı ve teslim olmak istemiyordu. O gün Auschwitz’de diğer birçok masum insanla birlikte muhteşem ve yetenekli bir genç kadın da öldürüldü. Geride bıraktığı miras ise nefret ve zulüm karşısında cesaret, güzellik ve sebattı…

*Avlaremoz’un resmi bir görüşü yoktur. Yayımlanan yazılar, yazı sahibinin kendi görüşleridir. Çok sesli bir platform olma amacı taşıyan Avlaremoz’da, nefret söylemi içermedikçe, farklı düşünceler kendisine yer bulmaktadır.


Bunları da beğenebilirsiniz...