“Yemenli Bebekler Olayı” ve Kaybolan Binlerce Çocuğu Hatırlamak

Kaynak: UW Stroum Center, Vincent Calvetti-Wolf

Çeviri: Nesi Altaras

1949’da geçici yerleşimde bir Yemenli Aile (Fotoğraf: İsrail Ulusal Fotoğraf Kolleksiyonu)

Amcamı doğduğu anda kaçırmak istediler. Hemşire geldi ve babaanneme bebeğinin öldüğünü söylediler. İstediğinde korkutucu olabilen dedem ikna olmamıştı. Hemşireye gidip “oğlum nerede?” diye bağırdı. Hem kızgın hem de yüksek sesliydi ve Aşkenaz hemşire oğlunu geri getirdi.

Roy Grufi’nin ifadesi

1948 Arap-İsrail Savaşı’ndan sonra İsrail’e Ortadoğu ve Kuzey Afrika’dan gelen Yahudi göçmen dalgalarıyla ilgili birçok şey yazılıp çizildi. Ancak bu erken yıllarda yok olan binlerce bebek ve küçük çocuklarla ilgili pek bir şey bilinmiyor. Bu çocukların neredeyse hepsi yeni göçmenlerin çocuklarıydı ve bu göçmenler fakir ve köhne göçmen kampların yaşıyor ve kalıcı evlere yerleşmeyi bekliyorlardı.

Kaybolan çocukları bulmaya ve “Yemenli Bebekler Olayı” denilen bu mevzuyla ilgili kamuoyu yaratmak için uğraşan Amram adlı kuruluşu göre, kaybolan çocukların üçte ikisi Yemenli göçmen ailelerdendi. Her Yemenli ailenin sekizinci çocuğu kayboldu ve kaybolan “diğer üçte biri başka Mizrahi ailelerden – Tunuslu, Faslı, Libyalı, Iraklı, vb. – ve küçük bir sayıda çocuk Balkan göçmeni ailelerden alınmıştı.” Aşkenaz ailelerden kaybolan az sayıda birkaç çocuk vardı.

Kız kardeşim Rachel 3 aylıktı. Ateşi vardı ve annem onu Nahariya’dan Haifa’daki Rambam Hastanesi’ne götürdü. Transit kampında bir derme çatma bir yerde yaşıyorduk ve annemler hiç İbranice bilmiyordu. Günde sadece bir sefer ulaşım vardı. Annem bir hafta sonra onu ziyarete gitti ve kızı sağlıklıydı. Onu eve getirmek istedi ama iki hafta sonra tekrar gelip o zaman almasını söylediler. Bir hafta sonra bebeğinin öldüğüne dair bir mektup geldi. Cesedi görmek istedi ama ortada ceset yoktu. 18 sene sonra ablama hitaben askere çağrı mektubu geldi.

Herzel Doniari’nin ifadesi
Shulamit Aramit kızı Mazal’ı tutarken. 1954 yılında Aramit’in yeni doğan bir bebeği kaçırıldı.

Birçok örnekten ortak bir şablon ortaya çıktı. Shoshana Madmoni-Gerber, kitabı “İsrail Medyası ve İç Çatışmaları Çerçevelemek: Yemenli Bebekler Olayı”nda şöyle diyor: “Genel senaryo şuydu: bebek, ailesi sağlıklı olduğunu söylemesine rağmen, hastaneye sokuldu. Oradan bebekler ülkenin değişik yerlerindeki kurumlara yollandı. Bunlardan biri Wizo’ydu; Safed, Yeruşalayim ve Tel Aviv’de merkezleri olan uluslararası bir kuruluş. Ailelere bebeklerinin öldüğü söylendi.

Bazı durumlarda bebeğin öldüğü söylendikten sonra eğer aile yeterince olay çıkarırsa çocukları geri verildi. Başka örneklerde aileye çocuğun öldüğü, hastane görevlileri tarafından gömüldüğü söylendi ama gömü yeri veya ölüm sertifikası gibi hiçbir kanıt gösterilmedi. Bazılarındaysa hemşireler yaptıklarının “ailenin iyiliği için” olduğunu iddia ettiler çünkü bebekler için daha zengin evlatlık alacak aileler buluyorlardı. Bu nedenle birçok aile kaybolan çocukları için hastaneleri ve klinikleri sistematik olarak çocuklarını kaçırıp Amerika, İsrail ve Avrupa’daki Aşkenaz ailelere vermekle suçluyor.

Madmoni-Gerber’in anlattığına göre bebeklerinin kaçırıldığını söyleyen aileleri medya umursamadı ve batıl inanç ve şehir efsanelerine inanan aileler olarak yaftaladı. Bu ailelerin Mizrahi Yahudileri oluşu medya tarafından sıklıkla onları güvenilmez olarak gösterilmek için kullanıldı. Bu Arap ve Müslüman dünyadan gelen Mizrahi toplumu İsrail’deki yerleşik Aşkenaz, Avrupalı sınıf tarafından sistematik ırkçılık ve ayrımcılıkla karşılaştı.

Olayla ilgili toplumsal tartışma Aralık 2016’da Başbakan Netanyahu’nun artan baskıya yenik düşüp İsrail Devlet Arşivi’den 210.000 belgeyi gün yüzüne çıkartmasıyla değişti. Kaybolan bebeklerle ilgili bu belgeler 2071’e kadar gizli kalacaktı. Netanhayu kararını açıklarken şöyle dedi: “bugün tarihi bir adaletsizliği düzeltmek…umursanmayan, kaybolan, ayrımcılık gören bir sorun. Bu Yemenli çocukların akıbetini bilmiyoruz. 60 yıldır insanlar çocuklarının akıbetini bilmiyor. Biz bunun devam etmesini kabullenemeyiz ve bu nedenle açıklık ve adaletten yana karar aldık.

O günden itibaren, İsrail parlamentosu Knesset’in en solundaki Meretz Partisi’nden Tamar Sandberg’den en sağdaki Yahudi Yuvası Partisi’nden Naftali Bennett’a kadar, Arap Ortak Liste’den Jamal Zahalka bile, kaçırılmaların resmi olarak tanınmasını istedi.

Bazı şeylerin doğru olup olmadıklarını içinden bilir insan. O nesildeki güç ilişkileri onların seslerini yükseltmesini engelledi ama ufak ufak torunlar uyandı ve cevap talep ettiler – cevap alamasalar da en azından anılarını ve hatırlanmayı talep ettiler.

Shlomi Hatuka’nın ifadesi

[…]

Daha kişisel bir yönden, etrafımdaki ne kadar çok insanın bu olaydan etkilendiğini öğrenince şaşırdım. Araştırmalarımı duyan arkadaşlarım, İbranice öğretmenleri ve hatta hiç tanımadığım kişiler bana ailelerinin başına gelen acıları ve bu kaçırılmaların yarattığı kalp kırıklığını anlattılar. Mevzuya “Yemenli olayı” dense de bunun geniş ve derin toplumsal etkisini anlamak çok önemli. İsrail toplumunun en üst kademelerindekiler bile bu olaydan kaçamadı. İsrail’in eski Cumhurbaşkanı Moshe Katsav da kaybolan kardeşini arayanlardan biriydi.

Ona çocuğunun öldüğünü söylediler; bu kadar küçük bir yaradan genç çocuğun bir günde nasıl öldüğünü anlamadı. Yerel adetleri hiç bilmeyen ve sadece Yemen Arapçası konuşan dedem o dönemde amcam Yitzhak’a göre hala ölen eşi için yas tutuyordu. Onu kampa geri yolladılar, o da başka bir şey sormadı. Benzer hikayeler gibi ceset yoktu, mezar yoktu. Ama yıllar sonra bir baktılar ki çocuğun askerlik kâğıdı eve geldi. 

Tal-Zahra Layie’nin ifadesi

Araştırmam devam ettikçe toplumun ezilen kesimlerinden çocuk kaçırmanın sadece bir ülke veya hükümetle sınırlı olmadığını öğrendim. İrlanda’dan Arjantin’e, Kanada’ya, [Amerika’nın bir bölgesi olan] Applachia’ya kadar ezilen toplamlardan çocuklarını çalmak ve ticaretini yapmak küresel bir cevap gerektiren küresel bir sorun.

Yeruşalayim’deki bir protesto, Haziran 2017

İsrail’deki Yemenli, Mizrahi ve Balkan ailelerin adalet arayışı, yıllarca devam eden inkâr ve küçümsemelere rağmen sürüyor. Halkın fikrini değiştirmek için her türlü yola başvurdular ve sonunda kaçırılmalarla ilgili kamuoyu yarattılar. Bu yöntemler benzer konularla kendi ülkelerinde uğraşan aktivistlere örnek niteliğinde olabilir.

Bunları da beğenebilirsiniz...