‘Aliyah’ Yahudiler için Kaçınılmaz Son mu?

Fransa’da antisemitizmle mücadele konusunda ilerleme kaydedildi mi? Yahudileri korumak için gerekli önlemler alınıyor mu? Fransa İçişleri Bakanlığı’nın istatistiklerine göre, ülkede 2016-2017 yılları arasında antisemitik olayların sayısı azaldı, ancak Yahudilere yönelik eylemlerin şiddeti arttı; geçtiğimiz Mart ayında Paris’te Mireille Knoll’un öldürülmesi örneğindeki gibi…

Kaynak: Euronews

Paris’in banliyölerinden Bondy’de bulunan bir sinagog için üst düzey güvenlik önlemleri alındı. Pazar sabah duası vaktinde sinagogda birkaç dindar Yahudi dışında kimse yok. Hatta sinagogun en kalabalık olması gereken Şabat, yani Yahudilerin dinlenme günü olan cumartesi bile birkaç sene önce 100’ün üzerinde olan insanların sayısı artık 40’ı geçmiyor.

Armand Azoulay geçmişteki toplum hayatını canlandırmak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Azoulay, “Sinagogu yeniledik, insanların geri gelmesini sağlamak adına birçok aktivite başlattık. Bu sinagog için çok yatırım yaptık.” diyor.

Antisemitik eylemlerin yükselişiyle, toplumu güvence altına almak gerekiyor. Azoulay’ın oğlu Haham Ilan “Zırhlı kapılar, pencereler, duvarlar, kameralar! Neden? Çünkü saldırıya uğruyoruz. Yahudilerin çok düşmanı var. Peki ne istiyorlar? Bizi korkutmak mı, terör estirmek mi? Bizi korkutup geri dönmemiz için mi böyle yapıyorlar? İstedikleri bu mu? Hayatımıza normal bir şekilde devam etmeye çalışıyoruz. Fransa’da yaşamak istiyoruz. Sinagog yepyeni. Bunu, bırakıp gitmek için yapmadık, burada kalmak için yaptık.”

Geçtiğimiz on beş yıl içerisinde, Bondy’deki Yahudi ailelerin sayısı yaklaşık 500’den 200’ün altına düştü.

Taşınmaların birçok farklı sebebi var, ancak bunlardan biri de korku.

Sinagogda ibadet eden Yahudilerden biri, her an haberlerde bir şey olabileceğini, bu sebeple risk altında olduklarını söylüyor ve sözlerine “Filistin meselesini Fransa’ya da taşıdılar, bu çok yanlış. Şu an Fransa’da yaşıyoruz, İsrail’de değil.” şeklinde devam ediyor.

Bir başka Yahudi ise üzerilerindeki baskıyı “Sinagoga giderken kendimi gizlemek zorundayım, kafamda kipa ile gelemiyorum. Bu yüzden üzerine bir şapka ya da kasket gibi bir şey takmam gerekiyor. Çünkü burada Yahudi toplumuna gerçekten düşman olan kimseler var.” diyerek açıklıyor.
Testere ile saldırı

Azoulay’ın oğlu Nethaniel ve ağabeyi geçen sene saldırıya uğradı.

Genç adam, İsrail dövüş sanatı Krav Maga öğretmeni olan babasıyla çocukluğundan beri yaptığı antrenmanlar sayesinde bu saldırıdan sağ kurtulmayı başardı. Kipa takan Nethaniel ve ağabeyi araba ile eve dönerken, motorlu birinin saldırısına uğradı. Antisemitik hakaretler ile tahrik ederek arabadan inmelerini sağlayan saldırgan, ardından bir testere ile üzerilerine saldırdı. Ağabeyinin boğazını kesmeye çalışan saldırganı etkisiz hale getiren Nethaniel, bu saldırıyı çıkık bir omuz ve elindeki derin kesikler ile atlattı.

Nethaniel, “Eğer kendimi nasıl savunacağımı, onu nasıl etkisiz hale getireceğimi bilmiyor olsaydım, ağabeyime yardım edemezdim. Bu spor, beni ve ağabeyimi ölmekten kurtardı diyebiliriz.” diye açıklıyor

Nethaniel bu sporu şimdi küçük kardeşine de öğretiyor.
“Ülkeyi terk etmeyi düşündük”

Saldırıdan sonra Nethaniel kipasını artık sadece kendini güvende hissettiği yerlerde takıyor. Mesela banliyölerden taşınan birçok Yahudi ailesinin yaşadığı Paris’in 19. bölgesi gibi. Armand Azoulay burada bir seyahat acentesi işletiyor. Oğlu bazen ona yardıma geliyor. Aile, bu travmatik deneyimden sonra yaralarını sarmaya devam ediyor.

Nethaniel, “Olayın ardından ilk olarak ülkeyi terk etmeyi düşündük. Gitmek istedik, ancak babam kabul etmedi, ‘burada kalıyoruz’ dedi. Bu kötü tecrübenin bizi dağıtmasına izin vermedik.” diyor.

Armand Azoulay da “Babam, İsrail’in bağımsızlığından hemen sonra 47 Yahudinin katledildiği soykırımın ardından Fas’ı terk etti. Benim eşim Rus ve onun babası Sovyetler Birliği hükümetinin cezai çalışma kampları olan gulagdaydı. Nereye yerleşebiliriz, hiç bilmiyorduk.” diyor ve Fransa’da kalmaya karar verdiğini anlatıyor.
“Yahudi olduğum için etiketlendim”

Antisemitik eylemler çoğu zaman, Fransa Yahudileri arasında ‘aliyah’, yani ‘vaat edilmiş topraklara dönüş’ sorusunu gündeme getiriyor.

Yahudi bir kadın, kocası ve üç çocuğuyla, 10 yıldır yaşadığı mahalleden taşınmak zorunda kalmış. Nathalie takma adıyla konuşan kadın taşındıkları evin önünde olayı detaylı bir şekilde anlatıyor: “Biz uyurken her şeyimizi çaldılar. Küçük oğlumun motosikletini kırdılar, ağabeyininkini de çaldılar. Ve olayın üzerinden bir ay bile geçmeden bir sabah, hemen şuradaki, kapımızın önündeki otoparkta arabamı işaretlenmiş, etiketlenmiş halde buldum. Sürücü tarafına ‘Yahudi’ kelimesini kazımışlardı.”

Tüm bunlara ek olarak, iki lastiğinin patlamış olduğunu arabayı kullandığı sırada farkeden Nathalie, olası bir kazanın da eşiğinden döndü. “Polis bize direkt olarak gitmemimizi, kaçmamızı tavsiye etti. 2017’de antisemitizm sebebiyle kaçmak zorunda kaldık.” diyen Nathalie, ailesi ile birlikte yeni bir apartman bulana kadar birkaç aydır anne babasının evinde, komşu banliyöde bir apartman dairesinde yaşıyor.
“Aliyah kaçınılmaz son olabilir”

Yahudi kadın hala yaşadığı şokun etkisini atlatmaya çalışıyor: “Yavaş yavaş toparlıyoruz, normal hayatımıza geri dönmeye çalışıyoruz.” diyerek burada kendini daha güvende hissettiğini söylüyor. Bazı şüpheleri olsa dahi, dünyada hiçbir şey için Fransa’yı terk etmek istemediğini ifade ediyor.

Her şeyden önce Fransız olduklarını belirten Nathalie “Aliyah için İsrail’e geri dönmek ister misin diye sorduklarında ‘Asla!’ dedim. Bu, evimizden kaçmak, her şeyi geride bırakmak, vazgeçmek anlamına gelir. 20 yıldır aynı yerde çalışıyorum. Eşim, çocuklarım, onların okulu, spor aktiviteleri… Orada ne bir işimiz var, ne de dilini konuşuyoruz. Öylece taşınamayız!” diyor ve ekliyor: “Zaman geçtikçe, medyada daha çok antisemitik şiddet olayları duydukça, acaba haklılar mı diye düşünüyorum. Bugün ya da yarın… Artık ben de buradan gitmenin kaçınılmaz son olabileceğini düşünmeye başladım.”

Bunları da beğenebilirsiniz...