Hanuka ve Ortaköy üzerine Bazı Düşünceler – Rika Kuriel

hanuka-crop

 

Hanuka en sevdiğim bayramlardan biriydi çocukluğumdan beri.. Hala da öyle. Tüm aileyi 8 gece üstüste bir şekilde evde toplayabilecek başka bir aktivite bilmiyorum. Gece arkadaşlarla çıkıldıysa veya işten geç dönüldüyse bile, aile bireyleri diğerinin gelmesini bekler, mumları yakar, başında bir kaç dakika oturur. Bu en kötü senaryo… Aileleri büyütür Hanuka; seneler evvel bir arkadaşım bizim evdeyken kardeşimin illa onunla beraber mum yakmak istediğini hatırlarım. Şu anda Barselona’ya İstanbul’dan getirdiğim mum ve burada bulduğumuz Hanukiya benzeri mumluklarla Şabat’ın bitmesini bekliyoruz arkadaşlarımla; Hanukayı da nereye gitsek yanımızda taşıyormuşuz onu gördüm. Mucizedir Hanuka, Nes Gadol’dur…

Hanuka’nın Pesah gibi, Roş Aşana gibi, Tu Bişvat gibi özel sofrası yoktur. Biraz daha laik bir bayramdır Hanuka, günümüze daha yakındır, semboliktir. Tarih kutlanır bu bayramda, pek millidir. Mucize benim için umuttur, hayata bağlanıştır, güne uyanma hevesi, başarma inancıdır. Belki de bu yüzden bunca değerlidir bu bayram benim için.

Bu sene Hanuka ile Noel’in aynı güne gelmesi ise çok kültürlü yapıya ayak uydurmamıza yeniden vesile oldu. Biz, Şabat sonrası mum yaktıktan sonra Noel kutlamasına katılmak için Basilica Maria del Mar’a konuk olacağız.

Tıpkı bugün Ortaköy’de pek çok kişiyi Hanuka mumu yakmaya, önümüzdeki hafta Neve Şalom Sinagogu’na davet ettiğimiz gibi. Çünkü kültürler arası diyalog ve barış ancak toplumların birbirlerini tanıması ve onlara saygı duymasıyla mümkün. Bu sebeple Ortaköy’de düzenlenen Hanuka kutlaması umut verici… Toplumumuzun tanınmasına, doğru anlaşılmasına ve mutlulukları birlikte yaşamamıza ön ayak olan her şey ve herkes birer mucize. Ortaköy’deki törene Şalom gazetesinin yaptığı Periscope yayını ile katılma şansı elde ettim. Yine umut verici şekilde, Edirne düğünü, müze açılışı gibi davetlerde gerçekleştirilen Periscope yayınına göre çok daha sağlıklı, nefret söyleminden uzak bir canlı yayın gerçekleşti.

Bu tespitim malesef pek bir şey ifade etmiyor. Kültürlerin birbirini anlaması, bizim topraklarımızda birçok sebepten ötürü, rahatça gerçekleşebilecek, bir iki günde halledilebilecek bir mesele değil. Bu bilinçte olan insanların, tanıtmayı ve tanımayı kendine misyon edinerek, barış adına, sevgi adına, kendini buna adaması gerekiyor.

Bizlerin, arkadaşlarımızı, çevremizdekileri, ve günlük hayatımıza giren herkesi kültürümüz hakkında bilgilendirme, gösterme ve açığa vurma hedefi olmalı. Yani; ‘Şabat akşamları dışarı çıkmyorum aile yemeği var’ demek yerine arkadaşları arada bir Şabat yemeğine davet etmeli, kültürümüzü göstermeliyiz. İşte o zaman Hanuka mumlarının herkesin içerisinde yanmasını sağlayarak, ileriye aydınlıkla bakabiliriz. Herkese ışık dolu bir bayram ve hayat dileğiyle..

Bunları da beğenebilirsiniz...