Yarım asırdan fazla bir süre önce, Türkiye Yahudi basınında iki gazete

04 Temmuz 1947 tarihi Şabat isimli gazetenin, 30 Haziran 1950 tarihi ise La Vara isimli gazetenin ilk sayılarının yayımlanma tarihleri.

‘Temmuz’un ilk haftasında iki gazete: Şabat ve La Vara’ başlığıyla Şalom Gazetesi’nde yer alan Naim Güleryüz imzalı habere göre, 27 yaşındaki Moşe Benbasat ilk sayısında, Judeo İspanyol (Yahudi İspanyolcası) dilinde bir gazetenin ihtiyacına bugüne kadar ikna olmayan cemaat üyelerinin tutumu karşısında İsak Yaeş ve Pinhas Roditi ile birlikte, bu gazeteyi yazmaya karar verdiklerini yazmaktır.

Gönüllü gençlerin de yardım etmesiyle birlikte yayın hayatına devam eden gazete, Şabat’a girmeden önce Cuma günleri ve 15 Aralık 1947’den itibaren de hafta iki kez, Cuma ve Pazartesi günleri yayımlanarak yayın hayatına devam etmiştir. Yayın hayatının son dönemlerinde günlük olarak yayımlanmayı amaçlayan gazete yayın hayatına ancak 3 yıl devam edebilir ve 23 Haziran 1950’de son sayısını çıkartarak okuyucularına veda eder.

Moşe Benbasat’ın girişimiyle, Şabat’ın kapanmasının hemen ardından 30 Haziran 1950’de La Vara’yı yayımlanmaya başlar. Önceden La Vara isminde bir başka gazete olduğundan, yeni La Vara, Avram Galante’nin izniyle yayımlanmıştır. La Vara’nın sloganı, ‘İ a la Vara la esta tomaras en tu mano’ (Bu değneği (asayı) eline al, çünkü belirtileri onunla gerçekleştireceksin) olmuştur. La Vara da ekonomik nedenlerle yayın hayatını uzun süre devam ettirememiş ve 08 Eylül 1950’de son sayısını çıkartarak yayın hayatına son vermiştir.

Türkiye’deki Yahudi basını ile ilgilenenler, Naim A. Güleryüz’ün yazdığı, Gözlem Yayıncılıktan 2015 yılında çıkan, ‘Türk-Yahudi Basını Tarihi’  isimli kitabı edinebilirler.

Görsel: Şalom

Görsel: Şalom

Yarım asırdan fazla bir süre önce bu topraklarda, bu zamanlarda çıkmış olan iki gazeteyi anma fırsatı bulurken Silvyo Ovadya’nın Yahudi Matbaacılık Tarihi ile ilgili yazını paylaşmak istedik.

 

İpekböcekçiliğinin Anadolu topraklarına gelişi; barutun kullanılmasıyla Osmanlı ordusunun top kullanmaya başlaması ve daha nice teknolojinin yanında devrin en önemli aletlerinden biri olan matbaanın devreye girmesi, 1492 yılında Yahudiler’in Osmanlı topraklarına yerleşmeleriyle başlar.

İlk matbaanın kuruluşu 1493 yılında Sefaradlar’ın, Osmanlı topraklarına gelişlerinden bir yıl geçmeden David ve Samuel İbn Nahmias tarafından İstanbul’da ilk matbaa kuruldu. Yaakov ben Asher’in aynı yıl yayınlanan Arba’ah Turim adlı eseri, bu matbaanın ilk ürünüdür.

Bu matbaada basılmış olan Midraş Teilim adlı 1512 baskı yıllı eser, günümüzde İstanbul-Karaköy’de faaliyet gösteren 500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi’nde sergilenmektedir. İstanbul, 16. yüzyılın başından 18. yüzyılın sonuna kadar İbranice matbaacılığın en önemli merkezlerinden biri oldu. Nahmias ailesi, 1518’e kadar bu mesleği sürdürdü. 1483’te İtalya’nın Sonsino şehrinde Dr. İsrael Natan Sonsino ve oğlu Yeşua Sonsino, o günün aydın kesiminin özlemi olan matbaacılık mesleğine el attılar ve Kuzey İtalya’da İbrani harfleriyle bir matbaa kurdular.

Bugün bile çok kullanılan bir yazı türü olan italik hurufatı matbaaya sokan, bir metnin başlangıcının bir büyük harfle belirtilmesi, dini yayınlarda sayfa düzeni, ciltçiye sayfa sırasını takip imkânını veren folyo işaretleme tekniği, Sonsino ailesinin, matbaacılığa hediye ettikleri buluşlardır.

Aile mesleğine katılan, İsrael Natan’ın torunu Gerşon ben Moşe, 1526’da İtalya’dan ayrılarak önce Selanik’e yerleşti ve 1530’da İstanbul’a gelerek oğlu Eliezer ile beraber yayımcılığa başladı. 1504-1547 arasında Sonsino ailesinin yayımladığı eser sayısı 40’ın üzerindedir. Bunların en ünlüsü ise bir basım başyapıtı olan 1547 tarihli çok lisanlı Tevrat’tır (Bible Polyglotte). Sözkonusu Tevrat’ta aynı sayfada İbranice metin; Aramice metin; Saadia ha-Gaon’un Arapça metni ve Dr.Moşe Hamon’un İran’dan getirdiği Yahudi bilgini Yaakov ben Yosef Tavus’un Farsça tercümesi, gayet düzenli ve okunaklı bir şekilde iç içe yer almaktadır. 1504-1530 döneminde İstanbul’da aralarında Alfassi ve Maimonides’in bazı eserleri de olmak üzere 100’den fazla eser basıldı.

İstanbul’da 1579’dan 1595’e kadar faaliyette bulunan diğer bir ünlü matbaa da Don Jozef Nasi’nin Ortaköy’de Belveder mevkiindeki konağında kurduğu ve ölümünden sonra karısı Reyna tarafından devam ettirilmeye çalışılan matbaadır. 1639’da Haham Salamon Franko, seçilmiş malzeme ile kurduğu matbaada birçok eser yayımladı. 1640’ta ölümünden sonra matbaayı oğlu Abraham Franko ile damadı Salamon Gabay devam ettirdiler. Matbaacılık, 18. yüzyılda da devam etti ve İstanbul, yüzyılın sonuna kadar İbranice matbaacılığın en büyükmerkezlerinden biri olma hüviyetini korudu. Ribi Yona ben Yaakov Eskenazi de bu meslekte, 18.yüzyılın en ünlü simasıdır. Kullandığı hurufatın dizaynını kendi çizen, geliştiren ve onları döken Ribi Yona, 1711’de Vilnali Ribi Naftali ben Azral Eskenazi ile ortak olarak matbaasını Ortaköy’e taşıdı. Bir ara 50 kadar işçi çalıştıran matbaa, 1741 yangınında tamamen harap oldu ise de tekrar, fakat daha küçük çapta kuruldu. Babalarının ölümünden sonra müesseseyi oğulları Ruben ve Nesim devam ettirdiler. Kendisi de hakkâk olan Ruben, eserleri, resim ve kompozisyonlarla süslemeye başladı. Nesim ölünce (1768) oğlu Samuel, Ruben ölünce de (1770) oğlu Menahem, bu dede mesleğini devam ettirdiler. Kapandığı 1777’ye kadar bu matbaada basılan 188 eser arasında Zohar, Hemdat Yamim’inilk baskısı, Yahudi İspanyolcası’na tercümeli bir Tevrat özellikle zikredilmelidir. 1750’lerde İsak Valero ve 1782’de Haim Eli Pardo’nun matbaaları, bastıkları Yahudi İspanyolcası eserler ve tercümeler ile bu lisanın gelişmesine ve bu dilde edebiyatın İbranice’den yoksun topluma hitap edilmesine imkân tanıdılar. İstanbul Yahudileri daha sonra, Rafael Haim Pardo’nun 1801’de kurduğu tesise kadar matbaasız kaldılar. İlk Yahudi gazetesi yayınlanıyor Yahudiler, Türk topraklarında ilk matbaayı İspanya’dan geldikten bir yıl sonra 1493’te kurmuş olmalarına rağmen ilk gazeteyi ilk Türkçe gazete olan Takvim-i Vekayi’den (1831) 9 yıl sonra İzmir’de yayımlamışlardır. Rafael Uziel’in La Buena Esperansa gazetesinin ardından İstanbul’da ilk Yahudi gazetesi Leon de Hayim Kastro’nun Or İsrael, 1853’te Raşi harfleriyle (İbrani harflerinin benzeri) ve Yahudi İspanyolcası’yla yayımlanmıştır. Onu, Moşe Pesah’ın 1855-1858 arasında yayımladığı El Manadero gazetesi izlemiştir. Cumhuriyet yıllarına kadar Raşi harfleriyle ve Yahudi İspanyolcası’yla yayımlanan gazetelerin çoğu, sadece birkaç ay, bazıları birkaç yıl ıçkabilmişlerdir. Çoğunluğu haftalık olarak yayımlanan bu gazeteler arasında, İsak Karmona’nın 1871’de kurmuş olduğu El Tyempo (Zaman) gazetesi, 1930’a kadar yayımlanmıştır. Son yayımcısı David Fresko El Tyempo, uzun yıllar haftada üç kez yayımlanmıştır. Uzun yıllar yayımlanmış olan diğer bir gazete ise El Telegraf (Telgraf) gazetesidir. 1871’de yayımcı Marko Mayorkas’ın çıkardığı El Nasyonal’ın (Milliyet) devamı olan bu gazete, 1872-1930 arasında yayımlanmıştır. İlk dönemlerinde David Fresko’nun başyazarlığını yaptığı El Telegraf, sonraki dönemlerde Mois Dal Mediko ve İsak Gabay tarafından yayımlanmıştır. Cumhuriyet öncesi dönemde yayımlanan diğer gazeteler genellikle kısa dönemli olmuştur. Bunların arasında 1860’ta Yehezkel Gabay tarafından yayımlanan Journal İsraelit (Yahudi Gazetesi); 1908-1909 yıllarında Viktor Levi ve David Elnekave tarafından yayımlanan La Patria (Vatan); 1908-1910 arasında Viktor Levi tarafından yayımlanan La Boz (Ses); 1867’de Mois Eli tarafından yayımlanan El Luzero (Fener) sayılabilir 1899’da İbrani harfleriyle Türkçe ve Yahudi İspanyolcası’yla çıkan Ceride-i Lisan adlı gazete, AbrahamLeon tarafından yayımlanmıştır. Türkçe bölümü İbrani harfleriyle yayımlanan gazetenin bu bölümünün yayımcısı, İbrahim Nom (Avram Naum) idi. Gazetenin amacı, İstanbul Yahudileri arasında Türkçe’nin yayılmasını sağlamaktı. Osmanlı döneminde İzmir’de yayınlanan en uzun süreli gazeteler Aaron de Yosef Hazan’ın  La Buena Esperansa  (1871-1912) ve Yaakov Algrante’nin Fransızca ve İspanyolca yayınlanan ‘El Novelista’sıdır (1890-1922). Çok kısa süreli birkaç gazetenin yayınlandığı diğer bir şehir ise Edirne’dir. Cumhuriyet öncesi dönemde Coha i Cohayko (Coha, Nasrettin Hoca’ya Yahudilerce verilen addır) (1860); El Çuflete (Düdük) (1909); El Burlon (Alaycı), 1909; El Grasiozo (Sevecen) (1910) gibi mizah gazete ve dergileri deyayımlanmıştır. Bu tür gazeteler arasında uzun süre çıkan El Cugeton (Dalgacı) 1909- 1931 arasında Elia Karmona tarafından haftalık olarak yayımlanmıştır. Fransızca’nın etkisi Alliance Israelite Okulları’nın Türk Yahudileri’ni eğitmeye başlaması ve İstanbul Yahudileri arasında kullanılmaya başlanan Fransızca’nın etkisiyle, 1908-1922 arasında Lucien Sciuto, L’Aurore’u; 1908-1918 arasında Sami Hochberg Le Jeune Turc’ü; 1919-1923 arasında Jak Loria, La Nasion ‘u; 1923-1924 arasında Albert Gatenyo, La Gazzette ‘i; 1946’da Marsel Şalom, La Presse ‘i; 1948-1958 arasında Albert Benaroya, L’étoile du Levant’ı Fransızca olarak yayımlamışlardır. Haftalık yayımlanan bu gazeteler dışında, Albert Karasu’nun 1917’den 1971’e kadar yayımlamayı sürdürdüğü günlük Le Journal d’Orient gazetesi sadece İstanbul Yahudileri’ne hitap etmemekle birlikte, İstanbul Yahudi basınının en uzun süreli gazetelerinden biri olarak tarihteki yerini almıştır. Cumhuriyet sonrasında Yahudi İspanyolcası’yla gazete yayımlamaya devam eden İstanbul Yahudileri bu dönemde Latin harflerini kullanmaya başlamışlardır. Zamanla bir bölümü Türkçe yayımlanan bu gazetelerin başlıcaları şunlardır: La Boz de Oriente (Doğu’nun Sesi) (1931-1939), yayımcıları İsak Algazi, Leon İsrael ve Mois Dal Mediko; Şabat (Cumartesi) (1947-1950), yayımcıları Moşe Benbasat, İzak Yaeş, Atikva (Umut) (1947), yayımcısı Yaakov Kıymaz; Or Yeuda (Yeuda Işığı) (1948), yayımcıları İzak Yaeş, Menahem Maden; La Vara (Asa) (1950), yayımcısı Moşe Benbasat; La Luz (Işık) (1950-1953), yayımcıları İlyezer Menda, Robert Bali, Moşe Levi Belman, İsak Misistrano; El Tyempo (Zaman) (1957-1959), yayımcıları Moşe Levi Belman, İsak Kohen; La Luz de Turkiya (Türkiye’nin Işığı) (1953-1955), yayımcısı Robert Bali. Bunların dışında İlyezer Menda tarafından 1953- 1972 arasında yayımlanan haftalık La Vera Luz (Gerçek Işık) gazetesiyle, 1947’de Avram Leyon tarafından yayımlanmaya başlayan ve günümüzde halen yayımını sürdürmekte olan Şalom (Selam Barış) en uzun süreli gazeteler olmuştur. İstanbul Yahudileri, 1867’den başlayarak Raşi harfleriyle Türkçe Şarkiye (1867), Zaman (1872), Ceridei Terceme (1876) ve 1908-1909 arasında günlük İttihad gazetesini de yayımlamışlardır. Cumhuriyet döneminde Nesim Mazliah’ın Hür Adam (1930); Sami Kohen’in Türkiye’nin Sesi (1949- 1950); Robert Sezer’in Haftanın Sesi (1957) gazeteleri Türkçe yayımlananlara örnek gösterilebilir. 1977-1978’de Selim Hubeş tarafından 15 günde bir yayımlanan ‘Beklenen İlgi’ dergisi ise, özellikle toplumun genç kesimi tarafından adı gibi ilgiyle karşılanmasına rağmen çok uzun ömürlü olamamıştır. Edebi gazete ve dergiler İstanbul Yahudi basını 19. yüzyılın sonlarıyla, 20. yüzyılın ilk yıllarında gazetelerin dışında çok sayıda İspanyolca, Fransızca ve Türkçe dergiye de hayat vermiştir. David Elnekave’nin 1909-1922 arasında yayımladığı El Cudio (Yahudi); David Markus’un 1923-1938 arasında Fransızca yayımladığı Homenora; günümüzde Milliyet gazetesi dış politika yazarlarından Sami Kohen’in babası Albert Kohen’in 1939-1949 arasında yayımladığı La Boz de Türkiye (Türkiye’nin Sesi) bunun başlıca örnekleridir. İstanbul Yahudileri, ayrıca ülkenin basın hayatına Sağlık Dünyası (1955-1965, yayımcısı eczacı Albert Mazon) gibi tıp; İktisadiyat Mecmuası (1914-1918, yayımcısı Moiz Kohen [Munis Tekinalp]) ve Türkiye Ticaret Gazetesi (1919-1923, yayımcısı M. Revah) gibi iktisadi; Hukuki Bilgiler Mecmuası (1929-1942, yayımcısı Gad Franko) gibi hukuki; Yeni Fikir (1941-1942, yayımcısı Yakim Bahar) gibi edebi gazete ve dergileri de kazandırmışlardır. 1983’e dekAvram Leyontarafından yayımlanan ve günümüzde İstanbul Yahudibasınının tek gazetesi olan Şalom, 1984’ten beri Gözlem Gazetecilik Basın ve Yayın A.Ş. tarafından yayımlanmaktadır. 1986-1998 yılları arasında yayın yönetmenliğini Silvyo Ovadya’nın yürüttüğü Şalom, yeni şekliyle 1998’den günümüze dek Yakup Barokas’ın yayın koordinatörlüğünde Türkçe yayınlanmaktadır. 55 yılı aşkın bir mazisi olan Şalom’un bir sayfası, Türk Yahudileri’nin tarihi bir mirası olan Yahudi İspanyolcası’nı yaşatmak gayesiyle bu lisanda yayınlanmaktadır. Ağustos 1994’te yayın hayatına atılan ve Moşe Grosman tarafından belirsiz zamanlarda çıkarılan Tiryaki dergisi de Türk Yahudileri tarafından çıkartılan ikinci bir yayındır. Edebiyatcılar, yazarlar ve yayıncılar Cumhuriyet döneminde edebiyatçılara, yazarlara ve yayıncılara bir göz atacak olursak çok uzun yıllar büyük bir boşluk yaşanmış olmasına rağmen günümüzde azalan Yahudi nüfusuna karşın, başta Şalom Gazetesi’nin yayımcısı Gözlem Gazetecilik Basın ve Yayın A.Ş.’nin yayınlamış olduğu kitaplar, onun dışında ulusal yayıncılar tarafından okurla buluşan çok sayıda edebi ve tarihi eseri saymak mümkündür. Yahudiliğini hiçbir zaman sözkonusu etmeyen Türk Edebiyatı’nın değerli yazarlarından Bilge Karasu’nun dışında, romanları ciddi sayılarda basılan Mario Levi; ilk kitaplarını E. Emine adıyla yayınlayan gazeteci-yazar Vivet Kanetti; uzun araştırmalar sonrasında tarihi kurgu romanlarını okurlara sunan Şalom’un eski yazarlarından Liz Behmuaras; 1940-1967 yılları arasında bir bölümü Fransa’nın sayılı yayınevleri tarafından eserleri yayınlanmışve genç yaşta yaşama veda eden Gentille Arditty Puller’in Fransızca dilindeki roman ve şiir kitapları, tarihi araştırmalarıyla bir çığır açan Rıfat N. Bali; İstanbul, yöreleri, tiyatro ve bale üzerine sayısız kitaba imza atan Jak Deleon; çoğu Fransızca, birkaçı Türkçe yazılmış ve Türk Yahudileri’nin tarihi hakkında en geniş kapsamlı araştırmaları yayınlanmış olan Prof. Abraham Galante’nin eserleri, Cumhuriyet dönemindeki edebi ve tarihi eserlere gösterilebilecek başlıca örneklerdir. Türkiye’de sanayinin gelişmesiyle Yahudi matbaaları diye bir konunun artık sözkonusu olmadığını belirtmekte fayda vardır. Günümüzde çok sayıdaki Yahudi müteşebbisin ve sanayicinin ortak oldukları matbaalar mevcuttur ve bunlar gerek endüstriyel, gerek kitap ve mecmua olarak sayısız ürün vermektedirler. Ancak bunları Yahudi olarak tasnif etmenin hiçbir özelliği yoktur.

 

 

 

Bunları da beğenebilirsiniz...