İçeriğe geç

Tarih Dış Politikaya Hizmet Etmeye Devam Ediyor - Yakov M. Rabkin

Tarih Dış Politikaya Hizmet Etmeye Devam Ediyor - Yakov M. Rabkin


İsrail hükümeti, I. Dünya Savaşı sırasında bir buçuk milyon Ermeninin ölümünü siyasî nedenlerle soykırım olarak tanıdı ve Ermenistan burada asıl muhatap bile değil. Başbakan Paşinyan, ülkesinin Ermeni soykırımının tanınmasını siyasî bir mücadele aracına dönüştürmekte ilgilenmediğini son derece haklı bir şekilde dile getirdi. Burada asıl muhatap Türkiye bile değil, Amerika Birleşik Devletleri’dir.

Siyasî düzeyde Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler son derece gergin. Her iki ülkedeki diplomatik misyonlar asgari seviyeye indirildi. Türkiye; İsrail’in Gazze’deki, Batı Şeria’daki politikalarını ve İran’a yönelik saldırısını ile liderlerinin öldürülmesini sert bir şekilde kınıyor. Dünyadaki birçok ülkenin yanı sıra uluslararası insan hakları örgütleri de İsrail kontrolü altındaki tüm bölgeyi herhangi bir Filistinli varlığından "arındırmayı" amaçlayan yerel halkın kitleler halinde katledilmesini bir soykırım olarak değerlendiriyor. Bilindiği üzere, "yaşam alanı"nı genişletme ve "istenmeyen nüfus"u tasfiye etme dürtüsü, geçtiğimiz yüzyılda defalarca soykırıma yol açmıştır.

Türkiye, İsrail kabinesinin kararını öngörülebilir bir şekilde tepkiyle karşıladı ve kınadı. Bununla birlikte, Azerbaycan’dan gelen petrolün Ceyhan Limanı’ndaki İsrail tankerlerine aktarılması, Siyonist devletin enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşılamaya devam ediyor. Dahası, İsrail’in kararını kınama konusunda Türkiye’ye katılan Azerbaycan da bu sevkiyatları durdurmuş değil. İsrail özel kuvvetleri, istihbaratı ve İsrail silahlı kuvvetlerinin diğer kolları Azerbaycan topraklarından İran’a karşı operasyon yürütmeye devam ediyor. Son olarak İsrail, Ermenistan’a karşı savaşta ve Dağlık Karabağ’ın fethinde kullanılan silahları Azerbaycan’a tedarik etti. İsrail hükümeti başlangıçta Ankara ve Bakü’den gelen öfkeli açıklamalara çok fazla anlam yüklemedi.

Bununla birlikte, İsrail’de yerleşik hale gelen ve Türkiye’nin İran’dan sonraki sıradaki düşman olduğu yönündeki kanaate kulak vermek gerekir. İsrail, Amerikan F-35 hayalet savaş jetlerinin Türkiye’de üretilmesini engellemek için her şeyi yapıyor. İsrail’e yönelik hoşnutsuzluğunu ve hatta kınamalarını giderek artıran Trump, Ankara’da Temmuz ayında yapılacak NATO zirvesinin ev sahibine belirli bir hediye getirme sözü verdi. Birçok kişi bunun Türkiye’nin F-35 üretimine yeniden katılımıyla ilgili olduğuna inanıyordu.

Hâlâ güvenilirliğini koruyan ABD yardımı sayesinde İsrail, bölgede niteliksel bir askeri üstünlüğe sahip. F-35'in Türkiye’de (ve Suudi Arabistan’da) boy göstermesi bu avantajı azaltabilir hatta ortadan kaldırabilir. Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan arasındaki ortak silah üretimi anlaşması da bu eğilimi daha da ileri taşımalıdır.

Tüm bunlar, özellikle ABD başkan yardımcısının İsrail’e yönelik şu son sözlerinin arka planında, İsrail için son derece rahatsız edicidir: "Her bir ulusal güvenlik problemini sadece öldürerek çözemezsiniz." Amerika Birleşik Devletleri’nde İsrail’e yönelik kınamalar istikrarlı bir şekilde artıyor ve bu durum zamanla askeri yardımın azalmasıyla sonuçlanabilir. Netanyahu’nun İsrail’i, Amerikan yardımı olmadan bile bölgedeki tüm ülkelerle başa çıkabilecek bir "süper-Sparta"ya dönüştürme sözü vermesi oldukça anlamlıdır.

İsrail hükümetinin Ermeni soykırımını tanıma kararını açıklayan şey tam da siyasî hususlardır; yani Türkiye ile askeri-endüstriyel işbirliğinin güçlenmesine karşı mücadele etmek için ABD’deki Ermeni lobisini harekete geçirmektir. Bununla birlikte, Azerbaycan’ın sert tepkisi Knesset’in karar tasarısını kabul etmesini engelledi. Bildirildiğine göre, Azerbaycan cumhurbaşkanının dış politika danışmanı Hikmet Hacıyev doğrudan Netanyahu’nun ofisiyle temasa geçti ve onu parlamento oylamasını engellemeye ikna etti.

İsrail manevra yapmak zorunda, çünkü ABD’yi İran’a karşı umutsuz bir savaşa sürükledikten sonra kendini zor bir durumda buldu. Ahlakın ve tarihi gerçeğin ise bunlarla açıkça hiçbir ilgisi yok.

Kitle katliamlarının soykırım olarak tanınması, kurbanların mirasçılarına sözde ahlaki üstünlük sağlayan bir dış politika aracına dönüşüyor. Ukrayna’daki işbirlikçilerin yüceltilmesi sadece Rusya’da değil, aynı zamanda Polonya ve İsrail’de de öfke uyandırıyor. Afrika’daki eski sömürgeler, yüzyıllar süren köleleştirme, sömürü ve kitle katliamları için Avrupa’daki eski metropollerden tazminat talep ediyor. Tarih basitçe geçmişte öylece kalamaz.


Yakov M. Rabkin, Emekli Tarih Profesörü, Montreal Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CERIUM) Araştırma Üyesi; "Zionism Decoded in 101 Quotes" ve "Israel in Palestine: Jewish Rejection of Zionism" adlı İsrail hakkındaki kitap ve makalelerin yazarıdır.

Bu kategoride daha fazla: Makaleler

Tümünü gör
Badem Ezmesi'nin Yolculuğu - Ali Sözal

Badem Ezmesi'nin Yolculuğu - Ali Sözal

Yazan Avlaremoz
/

Daha fazlası: Yakov M. Rabkin

Tümünü gör