Avlaremoz’un kuruluşunun 10. yılı duyurusu, Hrant Dink’in genel yayın yönetmeni olduğu Cumhuriyet döneminin ilk Ermenice gazetesi Agos’un önünde silahlı saldırıya uğramasının 19. yılına denk geldi. Ermenice’de
Bu yazının konusu Türkçe’ye İşgal (La Rafle) olarak çevrilmiş 2010 yapımı Fransız filmine ilham veren Joseph Weismann’ın hikâyesi olsun.
Joseph Weismann, yoksul bir ailenin çocuğuydu ama sevgiyle, kaygıdan
“Komşunu kendin gibi sev ama çitini indirme.”
Carl Sandburg
Bir gün, hayatın boyunca dilini, kahveni, düğününü, göç hikâyeni, bayramını paylaştığın kişiden kaçmak zorunda kalabileceğini düşünmek tüyler ürpertici geliyor. Ruanda’da
“ne zaman tahta bir masa üzerinde yaz akşamı oturup da şarap içseniz, Archibiades’in kılıç şakırdatarak Sokrates’e ‘peki Sokrates, öyle olsun, senin dediğin gibi olsun, ama benim anlamadığım işin
İkinci Dünya Savaşı, yalnızca kaybedilen hayatların değil; suskun tanıkların, bir gecede yabancıya dönüşen komşuların, yakılan kitapların ve silinen kültürel izlerin de dönemi oldu. Böyle bir ortamda çoğu insan kendi menfaatini
On dokuzuncu yüzyıl, tıpkı dönemin yazarı Robert Louis Stevenson’un ünlü hikayesi Dr. Jekyll ve Mr. Hyde’da olduğu gibi, iyiliğin ve kötülüğün aynı anda yaşandığı bir çağdı. Bir yandan
Etty Hillesum & Anne Frank’in kaleminden, 1940-45’e bakış
Amsterdam, gri bir Mayıs sabahı, 1940.
Rotterdam’dan yükselen duman bulutları kuzey rüzgârıyla kente sürüklenirken Dam Meydanı’ndaki güvercinler bir
“Hiçbir yere ait olmadığını fark ettiğinde özgürsün – her yere aitsin.”
Maya Angelou
Bir sözcük olarak “soykırım” ilk kez Polonyalı avukat Raphäel Lemkin tarafından 1944 yılında yazdığı “Axis Rule in Occupied
Aharon Appelfeld’in Katerina’sı, yazarın kendi çocukluk duygularından ve izlenimlerinden yola çıkarak gerçek hayatını yansıttığını söylediği sürükleyici romanlarından biri. Romanın baş karakteri Katerina Yahudi olmayan ama Yahudiler hakkında konuşan,
Yahudi/Edebiyat dosyamızın bugünkü yazısını 24 Nisan olması sebebiyle Ermeni bir ailenin Holokost esnasında ikinci kez yok edilme korkusu yaşadıklarını ele alan bir kitap ile taçlandırıyoruz.
Nancy Kricorian’ın Işık
David Benatar, Keşke Hiç Olmasaydık: Var Olmanın Kötülüğü kitabının önsözüne çarpıcı bir cümle ile başlar: “Her birimiz dünyaya getirilmiş olmakla zarar gördük.” “Fakat,” der Benatar “dünyaya gelerek insan, dünyaya gelmediği