İçeriğe geç

13 Haziran 1936’da “Nazi selamı vermeyi reddeden ilk kişi” August Landmesser miydi, Gustav Wegert miydi? - Ayşe Hür

Yazan Ayşe Hür
13 Haziran 1936’da “Nazi selamı vermeyi reddeden ilk kişi” August Landmesser miydi, Gustav Wegert miydi? - Ayşe Hür
Yayınlanma tarihi:

13 Haziran 1936 günü Hamburg’daki Blohm & Voss (bugün Blohm + Voss) Tersanesi’nde eğitim yelkenlisi Horst Wessel’i suya indirdiğinde, yanında Rudolf Hess ile birlikte Adolf Hitler de oradaydı. Sınıfının ilk örneklerinden olan çelik serenli yelkenli adını, 14 Ocak 1930 akşamı evinin kapısını çalan biri tarafından ağır yaralanan ve 23 Şubat günü kan zehirlenmesinden hayatını kaybettiğinde Nazi Partisi tarafından "şehit" ilan edilen SA üyesi Horst Wessel'den almıştı. 

Horst Wessel ölümünden bir yıl önce "Die Fahne hoch!" ("Bayrağı Kaldır!") şiiri ve üstüne bestelenen marşı ile Nazi gençliği arasında büyük sükse yapmıştı. Bu nedenle Naziler Wessel’in ölümünü propaganda malzemesi yaptılar. Cenazesinde Propaganda Bakanı Joseph Goebbels, uzun bir konuşma yaptı ve intikamının ancak iktidara gelinmekle alınabileceğini söyledi. Cenaze alayı Hitler, Goebbels, SA’nın lideri Ernest Röhm ve partinin diğer üst düzey yetkilileri tarafından yönetildi. Daha sonra Wessel’in adı Berlin'de bir meydana verildi. (Günümüzde Rosa-Luxemburg-Platz olarak biliniyor bu meydan.) 

Naziler cinayetin Almanya Komünist Parti üyesi Albrecht Höhler tarafından işlendiğini iddia ettiler. Parti ise saldırıyla bir ilgilerinin olmadığını, olayın muhtemelen kirasını ödemeyen ve bir hayat kadını ile yaşayan Wessel ile tutucu ev sahibesi arasındaki husumet nedeniyle yaşandığını söylediler. Ancak mahkeme Höhler’i altı yıl hapse mahkûm etti. 1933 yılında Nazilerin iktidara gelmesinden sonra Höhler Gestapo Şefi Rudolf Diels tarafından hapishaneden çıkarılıp, SA üyeleri tarafından infaz edildi.

Horst Wessel'i vurduğu iddia edilen Alman komünisti Albrecht Höhler (1930)

İşte 13 Haziran 1936 günü bu ünlü “Nazi şehidi”nin adını yaşatacak gemi denize indiriliyordu. Ve elbette tüm tersane çalışanları zorunlu Nazi selamını verdiler. Ancak işçiler arasında kolunu kaldırmayan bir adam vardı. Bunun yerine kollarını göğsünün önünde çaprazlamıştı. Ancak bu anı ölümsüzleştiren fotoğraf, kimsenin dikkatini çekmeden 55 yıl boyunca Alman Federal Arşivleri'nde (Bundesarchiv) bir kutunun içinde keşfedilmeyi bekledi. Bir arşiv memurunun dikkati sayesinde günışığına çıkan fotoğraf ilk olarak 22 Mart 1991'de Alman gazetesi Die Zeit'te yayımlandı. Fotoğraftaki kişinin kim olabileceğine dair merak artınca bir başka Alman gazetesi Hamburger Abendblatt, Kasım 1995'te okuyucularından işçiyi tanıyanların kendileriyle temasa geçmesini istedi.

Horst Wessel SA bölüğü ile birlikte kendi şiirinden bestelenen marşı söylüyor (1929, Nürnberg)

Bundan sonrasını fotoğraftaki kişinin babası olduğunu düşünen Pastör Wolfgang Wegert’den okuyalım. 

“O Kasım sabahı gazeteyi okuyordum ve o fotoğrafa rastladım. Makaleyi okumadan bile şaşırmış karıma, babamı bulduğumu söyledim. Sonra manşeti okudum: ‘1936–Nazi selamını reddeden sadece bir kişi’. Makalenin tamamını okuduktan sonra babam Gustav Wegert'i bulduğuma ikna oldum. Tam da fotoğrafın çekildiği dönemde Blohm&Voss'ta metal işçisi olarak çalışıyordu. İşvereninin asıl çalışma belgesi hâlâ bizde. Benim için hiçbir şüphe olmamasına rağmen, çağrıya kimlerin cevap vereceğini görmek için birkaç gün bekledim. Birkaç gün sonra gazete, August Landmesser adlı bir adamın kızının, resimdeki kişinin babası olduğuna inandığını yazdı. Bu bilgiyle bağlantılı olarak gazete, Bay Landmesser'in Yahudi nişanlısı nedeniyle gördüğü zulmün öyküsünü yayınladı. Fotoğraftaki ‘kahramanın’ babam olduğuna yüzde yüz ikna olmama ve kendi aile fotoğraflarımızın da hikayemi destekliyor gibi görünmesine rağmen, o sırada Irene Eckler'in söylediklerine karşı duyarsızlık olarak görüleceğini düşündüğümden gazeteyle iletişime geçmedim. 

Blohm & Voss Tersanesi (1877)

Birkaç yıl sonra tarihçi Dr. Simone Erpel’in bir yazısından Landmesser ailesinin ihbarına rağmen resimdeki adamın hala arandığını öğrendim. Bayan Erpel şöyle yazmıştı: ‘August Landmesser'in kızı Irene Eckler, ailesinin zulmünün öyküsünü ‘Die Vormundschaftsakte’ adlı yayında yayımladı ve babasının 1939'da Blohm&Voss tersanesinde tutuklu olarak çalıştığını düşünüyordu. Halbuki 1936'da yani tutuklanmadan önce, resmin çekildiği sırada orada çalışıp çalışmadığı belirsizdir. Bazı makul şüpheler olsa da, August Landmesser'in o resimde yer alması bir gerçek olarak kabul ediliyor.’

Bu bilgi bizim için ilginçti. Çünkü Bay Landmesser'in Blohm&Voss'taki işi sadece bir varsayıma dayanıyorsa, yani kesin değilse, resimdeki adam sonuçta babam da olabilirdi. Babamın Nazi dönemindeki genel davranışları, resimdeki işçinin tavrıyla tam olarak örtüşüyordu. Hem babam hem de annem, birçok arkadaşım ve bir iş arkadaşım bana defalarca babamın Nazi selamı için asla kolunu kaldırmadığını söylediler. Nazi rejiminin başından beri bu onun temel prensibiydi. Biri ona ‘Heil Hitler’ (Yaşasın Hitler!) diye selam verirse, o sadece ‘Guten Tag’ (İyi günler) diye cevap verirdi. Annem bana, kocasının birkaç uyarı aldıktan sonra hapse girebileceğinden duyduğu endişeyi sık sık anlatmıştı. Bunun olmaması onun gözünde bir mucizeydi.

Horst Wessel'in suya indirilmesi (13 Haziran 1936)

Babam bana ayrıca Adolf Hitler'in sadece Horst Wessel’in denize indirilme törenine değil, diğer önemli gemi denize indirme törenlerine de geldiğini söylemişti. Üretim kaybını önlemek için propaganda amaçlı denize indirme törenleri Pazar sabahlarına yapılıyordu. Bu nedenle babam Gustav, Nazi selamını ve görünüşünü reddetmekle kalmamış, ‘İnsanlardan çok Tanrı'ya itaat etmelisin’ ilkesine göre kilisesindeki pazar sabahı ayinine gitmişti. Patronunun kendisini birkaç kez çağırıp uyardığı ancak onu fazla korumadığı için Nazilerden ciddi bir zarar görmediğini açıklamıştı. Çünkü nitelikli çalışanlara ihtiyaç vardı. Bu nedenle babamın cepheye gönderilmemesi için Blohm&Voss defalarca Nazi yönetiminden ricada bulunmuştu. 

Ailem, resimdeki cesur adama olan ilginin hâlâ çok büyük olması nedeniyle babamın hikayesini duyurmaya karar verdi. Dr. Simone Erpel de durumu şöyle özetledi: "Wegert ve Landmesser'in portreleri, her iki durumda da resimdeki işçiyle büyük benzerlik gösteriyor. Şu anda resimdeki adamın kim olduğu belirsizliğini koruyor." 

Horst Wessel gemisi (1937)

Wolfgant Wegert “Bu değerlendirmeye biz de katılıyoruz. Ancak her halükârda, babamızın Nazi rejimi dönemindeki dürüst tavırları için derin minnettarlığımızı ifade ediyoruz” diye bitirmiş açıklamasını.

Oğlunun ağzından fotoğraftaki kişi olması muhtemel Gustav Wegert’i biraz da olsa tanıdık. Oğulun anlatısında olmayan hususlar ise şöyle: 2 Haziran 1890’da Polonya’nın Jadwigów şehrinde doğan Gustav Wegert, Yehova Şahitleri inancına (veya benzer bir dindar Hristiyan mezhebine) bağlıydı. Dolayısıyla selam konusundaki radikal tavrı inandırıcıydı. Muhtemelen Yahudilikle ilgili herhangi bir bağlantısı olmadığı için savaş yıllarında Wegert’in başına kötü bir şey gelmemişti ve 18 Şubat 1959 Hamburg’da 68 yaşında vefat etmişti. 

13 Haziran 1936 günü selam vermeyen meçhul tersane işçisini gösteren fotoğraf

August Landmesser’in hikayesi

Peki bugün dünyada ve Türkiye’de yaygın biçimde “Nazi selamı vermeyen ilk kişi” olarak ünlenen August Landmesser’in hikayesi nasıldı?

Kızı Irene Eckler’in yıllar sonra derlediği ve 1996’da kitaplaştırdığı bilgilere göre August Landmesser, 24 Mayıs 1910 günü Hamburg’da doğmuştu. Ailenin tek çocuğuydu. 1931 yılında iş bulma umuduyla Nazi Partisi’ne (NSDAP) üye olan ve Hamburg'da bir tersanede çalışmaya başlayan August’un 1933 yılında Yahudi asıllı Irma Eckler ile tanışması, ona âşık olması ve evlenmeye karar vermesi, hayatının en önemli dönüm noktası olacaktı. Çünkü çiftin evlilik planlarını haber alan Nazi Partisi yetkilileri, duruma hemen el koymuşlar ve “Alman ırkını bozacağı” gerekçeyle bu izdivacı engellemişlerdi. Ne var ki Landmesser, bu zorbalığa pabuç bırakacak bir adam değildi. Kararı sindiremeyecek ve Nazi Partisi’nden ayrılacaktı. 

Çift evlenememişti ama ilişkileri devam etmişti. İlk çocukları Ingrid bu sıkıntılı süreç devam ederken, 1935 yılında dünyaya geldi. Çocuğun dünyaya gelişi Landmesser'in hayatını çok daha zor bir duruma soktu. Landmesser'in 13 Haziran 1936'da çekilen fotoğrafta Nazi rejimini açıktan protesto etmesinin sebebi buydu. Çift 1937 yılında, Irma Eckler’in yeniden hamile kalması nedeniyle Nazi Almanyası’ndan Danimarka’ya kaçmaya karar verdiler. Fakat Naziler tarafından sınırda yakalandılar. Hemen ardından Landmesser, “ırkının şerefine leke sürmek” suçunu tanımlayan Nürnberg Yasaları uyarınca yargılandı, suçlu bulunup hapse atıldı. Bir yıl sonra delil yetersizliğinden beraat etti, ancak bu kez de karısı ile görüşmesi yasaklandı. (Bu yasalar hakkında daha fazla bilgi için: https://www.avlaremoz.com/9-kasim-1923-munih-birahane-darbesinden-9-kasim-1938-kristal-geceye-ayse-hur/)

Irene Eckler'in 1995'te yayımlanan aile hikayesi

Irma Eckler’in hikayesi 

Çanlar bu kez Eckler için çalmaya başladı. Kısa bir süre içinde Gestapo tarafından yakalanan Irma, Hamburg’daki Fuhlsbüttel hapishanesine gönderildi. İkinci çocuğu Irene'i 1937 yılında burada dünyaya getirdi. Haberi var mıydı bilmiyoruz ancak August Landmesser, 1938 yılında bir kez daha tutuklandı ve yine suçlu bulanarak üç yıllık hapis cezasını çekeceği Börgermoor toplama/imha kampına gönderildi. 

Bu tarihten sonra birçok farklı toplama kampına sürülen Irma Eckler'in son adresi ise 1942 yılında 14 binden fazla insanla birlikte öldürüleceği Bernburg İmha Merkezi oldu. Bunlar olurken, çocukları Ingrid ve Irene birbirlerinden ayrılmak zorunda kalmış, Ingrid'in büyük annesiyle beraber yaşamasına izin verilse de Irene öncelikle yetimhaneye gönderilmiş daha sonra bir ailenin yanına besleme olarak verilmişti.

Karısının ve kızlarının izini kaybettiği anlaşılan August Landmesser, savaşın olanca şiddetiyle sürdüğü 1941 yılında serbest bırakıldı. Sonrasında ise, Püst adında bir nakliye şirketinde ustabaşı olarak çalışmaya başladı. Buradaki işine 1944 Şubat’ında (muhtemelen zorla) askere alınana kadar devam etti. İddialara göre aynı yılın Ekim ayında Hırvatistan’da bir çarpışmada öldü. Savaşın ardından 1949 yılında, Rostock yerel mahkemesi, August Landmesser’in ölüm tarihini 1 Ağustos 1949 olarak ilan etti. Hamburg Senatosu ise August ve Irma’nın öldüklerini 1951 yılında resmi olarak açıkladı. Çiftin çocukları ise neyse ki hayattaydı ve bir devlet yurduna yerleştirilmişlerdi. 

Gustav Wegert ve ailesi (Tarihsiz)

Irene Eckler’in kitabı

1936’da dört yaşında olan Irene Eckler 1996’da Die Vormundschaftsakte 1935–1958: Verfolgung einer Familie wegen Rassenschande (Vasiyet Belgeleri 1935–1958: Bir Ailenin ‘Irksal Utanç’ Nedeniyle Zulmüne Uğraması) adlı bir kitap yayımladı. Kitapta August Landmesser, Irma Eckler ve çocuklarına ait orijinal aile fotoğrafları, mektuplar, Gestapo belgeleri ve mahkeme kayıtları yer almaktaydı. Hamburger Abendblatt gazetesi Kasım 1995'te okuyucularından işçiyi tanıyanların kendileriyle temasa geçmesini istediğinde Irene Eckler o kişinin babası olduğunu söylemişti, kitabın yayımlanmasıyla birlikte Landmesser adı biraz daha bilinir oldu. 

Ama Landmesser’i dünya çapında bir fenomen haline getiren Japonya'daki 2011 tsunami felaketinin ardından bir yardım blogunun meşhur görseli Facebook'ta paylaşması oldu. Bu paylaşım 2012'nin başında tüm dünyada viral oldu. 8-10 Şubat 2012 tarihleri arasında hikaye Türkiye sosyal medyasına, oradan da basılı medyasına taşındı. Bu dönemden itibaren olay, Türkiye'deki toplumsal ve siyasi tartışmalarda "çoğunluğun baskısına karşı tek başına dikilen vicdanın sembolü" olarak popüler bir referans haline geldi.

Gustav Wegert ve ailesi (Tarihsiz)

Fotoğraflar üzerine inceleme yapıldı mı?

Bugüne dek fotoğrafın orijinalliği konusunda bir tartışma yaşanmadı, çünkü henüz fotoğraf hilelerinin olmadığı bir dönemde çekilmiş ve güvenilir bir arşivde saklanmıştı. Ancak resmi bir biyometrik ya da kriminal fotoğraf analizi yapılmadığı için fotoğraftaki kişinin kim olduğu tartışması açık kalmıştı. Bağımsız araştırmacılar ve Wegert ailesi, fotoğraftaki adamın kulak memesinin şeklinin, elmacık kemiklerinin çıkıklığının, burnunun, saç rengi ve saçı ayırma biçimini  Gustav Wegert'in aile albümündeki fotoğraflarla "neredeyse kusursuz" bir şekilde örtüştüğünü savunmakta. Bence de fotoğraftaki kişi August Landmesser’den ziyade Gustav Wegert’e benziyor. Ama sadece o kadar. Benzerlik çok güçlü değil. Wegert’in yüzü daha uzun. Ayrıca fotoğraftaki kişi o tarihte 46 yaşında olan Wegert’den daha genç, buna karşılık o tarihte 26 yaşında olan Landmesser’den daha yaşlı görünüyor. Bir başka sorun o tarihte Wegert’in Blohm&Voss tersanesinde metal işçisi olarak çalıştığını kanıtlayan orijinal iş sözleşmesini ve çalışma karnesini (Arbeitsbuch) sunmasına karşılık, Landmesser'in o tersanede çalıştığına dair resmi bir belgenin bulunamaması. Yani fotoğraftaki kişinin Wegner olması ihtimali yüksek ama bambaşka bir kişi olması ihtimali daha yüksek.

Bu belirsizliklere rağmen arka planında kırık aşk hikayesi, aile boyu toplama/imha kampı zulmü ve savaş alanında “şehitlik” olan Agust Landmesser’in hikayesinin, arka planında Yehova Şahitliği’nin Tanrı’dan başka kişileri selamlama yasağından başka bir motivasyon ve trajik bir öykü olmayan Gustav Wegert’in hikayesinden daha popüler olması gayet anlaşılır bir durum. Sonuç olarak “Nazi töreninde selam vermeyi reddedin tek kişi”nin gerçekten kim olduğunu öğrenmek için biraz daha beklemek zorundayız. Nitekim protesto eylemi, uluslararası kamuoyunda August Landmesser adıyla sembolleşmiş olsa da Halbuki akademik çevrelerde "kimliği kesin olarak tespit edilemeyen protestocu işçi" olarak kabul edilmekte. Ama bu kişi kim olursa olsun oğul Wolfgang Wegert’in dediği gibi “Nazi rejimi dönemindeki dürüst tavrı” ile bizlere ve gelecek kuşaklara örnek olduğu için ona minnettarız!

Bu kategoride daha fazla: Makaleler

Tümünü gör

Daha fazlası: Ayşe Hür

Tümünü gör