AYM Kararına Rağmen Ermenilerin Din Özgürlüğü Kısıtlanmaya Devam Ediliyor – Betsy Penso

23 Eylül 2019 tarihinde Ermeni Patriğinin seçimine ilişkin İçişleri Bakanlığı talimatnamesi Patrikhane’ye ve Müteşebbis Heyet’e ulaştı. Talimatnamede düzenlenmiş birtakım hususlar tartışmaya sebep oldu. Bunların başında elbette şimdiye kadar Ermeni patrikliği seçiminde hiç bir şekilde uygulanmamış yeni bir kriterin Ermeni toplumuna dayatılması oldu. Talimatnameye göre patrik adayı olabilme şartları arasında “İstanbul Ermeni Patrikhanesi’ne mahsus episkoposlar sınıfına dahil olmak” sayıldı.

Patrik seçiminin zemini oluşturan 1863 Nizamnamesi’nde şartlarından biri İstanbul Ermeni Patrikhanesi’ne mahsus olmak değil. Nizamname’ye göre aranan şart adayın kendisinin veya babasının Türkiye’de doğmuş olmasıydı. Ermeni toplumunun, son 60 senede seçtiği patriklerden üçü yurt dışında görev yaparken seçilmiş ve bu vesileyle Türkiye’ye dönmüşlerdi. Nitekim, seçilmiş patriklerden Ermeni toplumunun geleneğinin bu yönde olduğunu tespit etmek de mümkün.

Bugün pratikte de, Patrik adayı olabilecek pek çok kişi yurt dışında ikamet ettiği için bu kriter hayati önem taşıyor.

Söz konusu talimatnamenin ilgili sayfası. Kaynak: Agos

AYM, henüz Temmuz ayında yayımladığı karar ile İdare’nin Ermeni toplumunun geleneğine uygun olmayan çözüm sunduğunu ve bu durumun kabul edilebilir olmadığını değerlendirirken, 1863 Nizamnamesi’ne açıkça atıfta bulunarak hala yürürlükte olduğuna işaret etmiş ve Ermeni toplumunun din özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermişti.

İdare, bu karara rağmen Ermeni toplumunun Patriklik seçimine sınırlayıcı kurallar getirerek Ermenilerin din özgürlüklerini tekrar ihlal ediyor hem de yeni bir talimatnameyi yürürlüğe sokarak 1863 Nizamnamesi’ni yürürlükten kaldırmaya çalışıyor.

Ohannes Kılıçdağı, Agos’ta yayınlanan 25 Eylül 2019 tarihli yazısında Talimatname’yi iyi ve kötü yönleriyle ele alıyor: İstanbul’a mahsus patrik bulmanın bir sonraki jenerasyonda imkansız olabileceğini, şu anda da bu kriterlere uygun ve istekli yalnız iki kişi olduğunun altını çizerken, delege ve seçmen yaşının 18’e düşürülmesinin ve propaganda yasağının kaldırılmasının olumlu gelişmeler olduğunun altını çiziyor. Kılıçdağı’na göre Talimatname bu haliyle de yeterince iyileştirilmemiş. Hala eksik ve geliştirilmesi gereken noktaları var.

Agos Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan da 28 Eylül 2019 tarihli yazısında aynı dertlerden yakınıyor: Danzikyan seçmen adaylarının İstanbul ile sınırlandırılmasının, adil bir seçim gerçekleştirilmesini engelleyeceğini belirtiyor. Danzikyan yurtdışındaki doğal patrik adaylarına hem Devlet hem de Ermeni toplumu içerisinden bazı aktörler tarafından bir kısıtlama getirilmek istendiğini açıklıyor.

Talimatnamenin asli unsurunda meydana gelen değişiklik sebebiyle talimatnamede bir düzeltme yapılması için İçişleri Bakanlığı’na başvuru yolu da değerlendirilmişti. Söz konusu şart dışındaki tüm kriterleri sağlayan Başepiskopos Sebuh Çulciyan Türkiye Ermeni toplumu patriğini özgür iradesiyle seçmelidir başlıklı bir açıklama yaparak “15. yüzyılda Sultan II. Mehmed tarafından tesis edilen makamı kaybetmemiz de söz konusu olabilir. … bu madde, diğer episkoposların adaylığını daha önce olmadığı şekilde sınırlamaktadır.” demişti. Sebuh Çulciyan, Talimatname’ye itiraz edilmesi ve itirazın kabul edilmesi durumunda seçime aday olarak katılabilecekti.

Talimatnameye karşı direnç gösteren tek kişi elbette Başepiskopos Sebuh Çulciyan değildi. Türkiye’den ve Ermenistan’dan tepkiler yükselirken, Nor Zartonk da bir bildiri yayınlayarak talimatnameyi tanımadığını duyurmuştu. Nor Zartonk bildirisinde, ‘Olumlu değişiklikler içerse de temel hak ve özgürlüklerin idarî işlemlerle sınırlandırılması açıkça bu haklara hukuka aykırı bir müdahale teşkil etmektedir. … Azınlıkların, toplumsal yaşamlarını herhangi bir müdahale olmaksızın özgürce yaşadığını sık sık dillendiren Erdoğan ve hükümeti bugün patrik seçimine açıkça müdahale etmektedir. …. Son talimatnamede getirilen bu kısıtlamanın seçime katılmaya hakkı olan ve yurtdışında görev yapan Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı patrik adaylarını engellemeye yönelik bir müdahale olduğu ve bir hak gasbına yol açtığı aşikardır. Bir diğer yanıyla bu müdahale Türkiye Ermenilerine, Diaspora ve Ermenistan’da yaşayan Ermenilere karşı mesafe almayı dayatan ayrımcı bir uygulama teşkil etmektedir. … AYM kararı ve uluslararsı hukuk normları karşısında gerek Patriklik Kaymakamı Maşalyan’ın gerekse Müteşebbis Heyetin açık bir hak gasbına yol açacak bu talimatnameyi kesin bir dille reddetmesi ve ivedilikle gerekli idari ve hukuki adımları atması gerekmektedir. Nor Zartonk olarak bu hukuksuz talimatnameyi ve bu çarpık zihniyeti tanımıyoruz!  Devletin, inanç ve örgütlenme özgürlüğüne açık müdahalesini reddediyoruz! … Doğrudan inanç ve örgütlenme özgürlüğüne yönelen bu hukuksuz müdahale karşısında adil bir seçimin yapılması için, tıpkı Kamp Armen Direnişinde olduğu gibi, Ermeni halkının bir arada durarak acilen açık ve somut bir tavır alması gerekmektedir. Adaletsizliğe ve gözlerimizin önünde oynanan bu oyuna karşı herkesi birlikte mücadeleye davet ediyoruz!’  diyerek Ermeni cemaatini ve Patrik kaymakamını acilen aksiyon almaya çağırmıştı.

Toplum Girişimi isimli bir diğer grup da Müteşebbis Heyet’e çağrıda bulunarak, Talimatname’ye karşı çıkılması taleplerini beyan etmişlerdi. Çağrıda: ‘İdareye vereceğiniz bir dilekçe ile Ermeni toplumunun geleceğini ve bugününü riske atan bu tahakküme karşı çıkarak hepimize umut ve “Türkiye Ermeniliği”ne can suyu olabilirsiniz. Aksi taktirde yapılacak bir seçimin meşruiyetinin sorgulanacağını unutmamanız gerektiğini de hatırlatmak isteriz. Toplumumuzun sağlıklı bir şekilde temsil edilmesini tehlikeye sokan bu gelişmelerin karşısında olmamanız ise sadece sizin değil bugünden sorumlu olan hepimizin alnına bir kara leke sürecektir. Bu ağır yükü omuzlarında taşıyan “sizlerin” ayıbın bir parçası olmamanızı temenni ediyoruz.’ diyerek Müteşebbis Heyet’in itiraz yoluna gitmesi şiddetle tavsiye edilmişti.

Müteşebbis Heyet ise tüm bu çağrılara rağmen 3 Ekim 2019 günü yaptığı toplantı sonucunda Talimatname’ye itiraz etmeme kararı aldı. Heyet toplantı sonunda, toplantıya katılan tüm vakıfların görüşlerini aldığına, oyların eşit çıkması durumunda; geniş katılımlı toplantı düzenlediklerine ve bu toplantıdaki halim görüşün talimatnameye bu haliyle devam edilmesi olduğu hakkında bir beyanda bulunmuştu.

Eski CHP milletvekili ve Müteşebbis Heyet üyesi Selina Doğan da, görüşünü belirtmiş ve durumu özetlemişti: ‘Uygun bulmadığımız bir talimatnamenin yeniden değerlendirilmesi talebinin karşısına bir felaket senaryosu çıkarılmasını anlayabilmiş değilim. Korkularımızı besleyerek mi sorunlarımızı çözeceğiz? Bizi ilgilendiren bir talimatnameyi yeniden değerlendirmeyi talep etme hakkımız bile olmayacak mı? Bir kere daha çok açık gördüm ki vakıf yönetim seçimleri için gençleri ve toplumda fark yaratacak işler yapabilecek kişileri yüreklendirmemiz gerekiyor. Bu geleneksel anlayışla statükoyu tekrar ederek kendine güvenen ve geleceğe umutla bakan bir toplum oluşturmamız çok zor.

Müteşebbis Heyet’in beyanından sonra vakıfların hangi yönde görüş verdikleri hususunda dedikodular çıkmaya başlamış, bazı kilise vakıfları görüşlerinin hangi yönde olduğunu açıklayan duyuruda bulunma ihtiyacı hissetmişlerdi. Örneğin Boyacıköy Kilisesi Vakfı Yönetim Kurulu toplantıya bu tarihi hatanın düzeltilebileceği umudu ile katıldıklarını, bazı yöneticilerin devletle müzakare yolunun kesinlikle kapalı olduğunu belirttiği, ortamın oldukça baskıcı ve tehdikar olmasına rağmen içlerinde kendilerinin de bulunduğu pek çok vakfın talimatnameye itiraz edilmesi gerektiğini belirttiğini açıklamıştı.

Müteşebbis Heyet’in itiraz etmeme kararı üzere, Talimatname fiilen de uygulanmaya başladı. İki aday, seçim propagandalarına posterleri ve söylemleri ile başladılar.

Eski Patrik Genel Vekili ve Patrik adayı Başepiskopos Aram Ateşyan

Senelerdir Patrik Vekili olarak görev yapan Aram Ateşyan, patrik olma şartlarını taşıyan üç kişiden biri. Hüseyin Yakar’ın yaptığı ve Independent Türkçe’de yayımlanan röportajda Başepiskopos Aram Ateşyan Talimatname’yi eleştirenlerin çelişki içerisinde olduğunu, genel vekillik ile seçime gidilmiş olsaydı bu tip problemlerin yaşanmayacak olduğunu ve acilen patriklik makamının doldurulması gerektiğini belirtiyor: ‘Üzülerek belirtmek isterim ki, patrik genel vekiliyle seçime gitmiş olsak belki de bu soruna hiç muhatap olmayacaktık. Ne yazık ki, kişisel ihtiraslar ve nüfuz mücadeleleriyle tetiklenen sağlıksız rekabet ortamında bazıları kendileri için her şeyi mübah görebilmekte. En kolaylarına gelen ise topu devlete atmak tabii. … Ancak bugün yüzleşmek zorunda olduğumuz başka bir gerçek daha var. Sistemden ya da mevcut sistemsizlikten kaynaklanan tüm sorunların çözümünü bir ara dönemde bulabilmek mümkün değildir. Makamın sahibi olmadıkça Patrikliğimizin sorunlarına kalıcı bir çözüm bulmak, bu yolda devamlılık ve kararlılık arz eden bir çalışma yürütmek mümkün değildir. Ancak makamın statü sorunu yeni patriğimizin öncelikleri arasında yer alacaktır. ‘Tüm hak sınırlamalarına karşı mücadele etmenin en etkin yöntemi bir an önce yeni patriğimizi seçmektir.’

Patriklik Kaymakamı ve Patrik Adayı Episkopos Sahak Maşalyan

Sahak Maşalyan, şu anda Ermeni cemaatinin en yetkili kişisi durumunda. Patrik adayı olma şartlarını taşıyan bir diğer kişi. Kendisi Aram Ateşyan ile çekişmesi ile tanınıyor. Ancak Independent Türkçe’den Melike Çapan ile yaptığı röportajda Ateşyan’ın cevaplarına benzer cevaplar veriyor. Kendisi de, Ateşyan gibi, seçimlerin bir an evvel gerçekleşmesi adına Talimatname’ye itiraz etmemek gerektiği düşüncesini savunanlardan: ‘Kaba bir benzetme olacak lakin devletten pasta istedik, pasta geldi. Bazıları neden çilek yok üstünde diyor. Benim görevim halkı ve kurumlarımızı uyarmak: Dikkat edin geri gönderdiğiniz de bir daha hiç gelmeyebilir. Bunun için çok duyarlı olmayız. Halkımızın büyük kısmı bu seçimin 11 Aralık’ta yapılmasını istiyor. Bir haksızlık olduğunu düşünüyorum ama seçimleri durdurabilecek bir kapasitede sorun olmadığını görüyorum. Bu da benim kanaatim. Eğer bu bana patrik seçimini de kaybettirse bile böyle düşünüyorum.’

Patriklik seçimi 11 Aralık’ta gerçekleşecek. 9 Aralık 2019 günü Ermeni toplumu delegelerini seçmek üzere sandığa gidecek. Delegelerin belirlenmesinden sonra delegeler iki aday arasında tekrar oy vererek yeni patriği belirleyecekler. Seçimin delege aracılığıyla basamaklı şekilde yapılması da bazı kesimlerce eleştirliyor.

*Avlaremoz’un resmi bir görüşü yoktur. Yayımlanan yazılar, yazı sahibinin kendi görüşleridir. Çok sesli bir platform olma amacı taşıyan Avlaremoz’da, nefret söylemi içermedikçe, farklı düşünceler kendisine yer bulmaktadır.

Bunları da beğenebilirsiniz...

2 Cevap