Reneta Sibel Yolak’ın yeni kitabı ‘Nazilerin Gölgesinde Çölde Açan Çiçekler’ çıktı

Hangi çiçek diğerini ‘sarı açtı’ diye ayıplar. Hangi kuş diğerine ‘farklı ötünce’ yasak koyar. Derisinden, dilinden, ırkından, dininden dolayı öldürülüyor insanlar. Ah insanlar. Her şeyi bulup, kendini bulamayanlar…
Charles Bukowski

Reneta Sibel Yolak’ın yeni kitabı “ Nazilerin gölgesinde çölde açan çiçekler” yayınlandı. Uzun bir araştırma ve çalışma döneminden sonra ortaya çıkan kitap 2. Dünya Savaşı’nda yaşanmış gerçek yaşam öykülerini içeriyor.

Kitapta duygu ve gözyaşı yüklü bir o kadar da cesaret ve fedakârlık örneklerini sergileyen gerçek yaşanmışlıklar aktarılıyor. Reneta Sibel Yolak Holokost’ta kurtulan her insanı çölde açan çiçeklere benzetiyor.

Yazar şöyle diyor: “Her hayat bir öyküdür ve her öykü bir hayattır. Geçmişe dönüp bu hayatları incelediğimizde hem ders çıkarır hem de karanlıkta kalan her insanın öyküsünü öğreniriz. Gün ışığına çıkan her öykü bir öğretmendir. Gün ışına çıkan her öykü bir mucizedir. Gün ışığına çıkan her öykü bir insanı anlatır. İşte bu öyküler sayesinde insan yaşananları öğrenir ve unutmaz. İnsan yüce Tanrı’nın kendisi için ne gibi mucizelere gerçekleştireceğini ve kendisi için saklanan mutluluğu önceden bilemez.

Ümit her insanın içinde saklı bulunan bir kuştur. ‘Senin her şeye yeten bir Rabbin varken umudunu yitirme. Allah bir kapıyı açarsa hiçbir güç o kapıyı kapatamaz’ sözlerine inanın. Kitabın adı Nazilerin gölgesinde çölde açan çiçekler’. Neden kitabıma bu ismi verdim? Normal şartlarda çölde çiçek açmaz. Hiç çölde bulundunuz mu? O kadar kurak ve ıssız kumların içinde. Ben bulundum. Bir çölde çiçek açması imkânsızdır. ‘Çölde çiçek açar mı?’ dediğinizi duyar gibiyim. Eğer yüce Tanrı isterse çölde de çiçekler açabilir. Kurak ve susuz bir çölde çiçek yetişmesi nasıl zor bir mucize ise, Holokost yıllarında bir insanın kurtulması veya hayatta kalması da bir mucizedir. Her Holokost kurtulanı da çölde açan bir çiçektir.”

Yazarın kitabından bir bölüm: “Bazı insanlar için Holokost ’u unutmak çok zordur. Hatta imkânsız. Yaşanan fiziksel ve Psikolojik travmalar yıllar boyu unutulamaz. İnsanların insanlıktan çıktığı, insan isimlerinin yok olup sadece numaraya dönüştüğü, Yahudi olduğu üstündeki “Davut’un Yıldızıyla” teşhir edilmiş bir hayat. Yaşamak için hayata tutunmaya çalışan binlerce Yahudi’nin çığlıkları ve aynı zamanda hayatta kalabilme için yaşam savaşı vermesi bugün bile Holokost’un canlı tanıklarının akıllarında, hafızalarında dün gibi. En büyük intikam “YAŞAMAKTIR”. Öldürene ve öldürmeye karşı verilen savaşta, yanan insanların kokusu, toplu mezarlar, lanetli Alman generallerin çizmeleri ve formaları daha yüzyıllarca nesillerin zihninden gidemeyecek. İnsan tarihini ve geçmişini bilirse geleceğe daha bilinçli bakabilir. Holokost kurtulanlarının hepsine Allah gecinden versin. Uzun ömürler diliyorum ama Holokost kurtulanlarının büyük bir bölümü on yıl sonra büyük ihtimalle aramızdan ayrılacak. Bu kanlı tarihe tanıklık edenler yaşarken bir şeyler yapmalı ve öykülerini yazmalıyım diye kendimi sorumlu hissettim. Çocukluklarını yaşayamadan, hayatları çalınmış, yılları çalınmış savaş çocukları. Lanetli Hitler’in ölüm planından kaçabilen şanslı çocuklar. Dilerim hiçbir ülke artık savaş görmez. Çünkü savaşta en çok zararı çocuklar görüyor”.

Kitap Gözlem Yayınevi’nde satılmakta ve internetten de sipariş verilebilmektedir.

Bunları da beğenebilirsiniz...