Lizbon Pogromu – Rika Kuriel

Son zamanlarda Portekiz çevremizdekiler tarafından vazgeçilmez bir destinasyon olarak pasaportlarda yer etmeye başlıyor. Kimi sırf tatil için gidiyor, kimi iş; kimi memleketini görmeye kimi ise nüfus kağıdı ve pasaport çıkartmaya…

Kovularak Osmanlı Devleti’ne geldiğimiz İber Yarımadası’nda izlerimizin daha kalıcı olmuş olmasını beklerken insan Portekiz’e geldiğinde şaşırıyor. Endülüs turu yapanlar, Toledo’da, Sevilla’da, Granada’da yüzyıllar öncesinden kalmış bir takım yapıları ve Sefarad kültürünün serbestçe meyve verdiği o günlere ilişkin bazı kalıntıları bulmak konusunda daha şanslılar.

Oysa hemen İspanya’nın yanına serpilmiş Portekiz’de Yahudi mirası bulmak o kadar da kolay değil. Porto’da, Tomar’da, Belmonte’de var olan yapılar bir başka yazının konusu olsun, bugün Lizbon’dan bahsedelim.

Lizbon’un Karaköy’ü / Galata’sı olarak adlandırılabilecek Alfama’da bugün doğru düzgün bir Yahudi mahallesi yok. Sadece birkaç sokak adından bu bölgede Yahudilerin bir zamanlar yaşamış oldukları tahmin edilebiliyor. Kullanılan bir sinagog var, bir de önümüzdeki sene açılması beklenen bir müze/merkez yapım aşamasında. Ama bu kadar. Eğer, Lizbon’un Yahudi mahallesini gezmek istiyorum derseniz size bu kadarını gösteriyorlar.

Oysa şehri dolaşırken karşınıza hiç beklemediğiniz bir yerde bir anıt beliriyor. Lizbon’un ünlü likörü ginjinha’yı yerinde denemeye gittiğinizde, Sao Domingos Kilisesi’nin önündeki minicik dükkanda likörünüzü yudumladıktan sonra, hemen oracıkta, ortada bir anıt fark ediyorsunuz. Anıtın üzerinde kocaman 6 köşeli bir yıldız olduğunu anladığınızda ise, şehrin asıl tarihi tekrar su yüzüne çıkıyor.

2006 senesinde, yani katliamın 500. yıl dönümünde Lizbon Pogrom’unu anmak amacıyla dikilen anıt, bugün turistlerle çevrili meydanda tek başına duruyor. 1506 senesinde (İbrani takvimine göre 5266) gerçekleşen ve Paskalya Katliamı olarak da anılan bu olay, tam olarak Rossio Meydanı’nın bir köşesi olan Sao Domingo Kilisesi’nin önünde hafızalara kazınmıştı.

Yahudilerin İspanya’dan kovuldukları 1492 senesinden sonra İspanya’dan kaçıp Portekiz’e yerleşen ve sayısı 90.000’e yakın Yahudi, 1497 senesinde Roman Katolik kiliselerinde Hristiyan yapılmış (konverso) ve fakat birçoğu Yahudi kimliklerini evlerinde yaşamaya devam etmişlerdi. Portekiz Engizisyonu’nun başlamasına ise henüz 30 sene vardı.

1506 senesinin Nisan ayında, Lizbon’da kuraklık ve veba her yanı sarmışken, Yahudilerin Pesah hazırlığı olarak matsa yapması, acı otlar toplaması ve korban satın alması göze batmıştı. Bir grup insan, elbette kuraklık ve vebanın sebebi olarak konversoları göstermişti.

Kilisede beliren bir ışık huzmesinin Katolikler tarafından mesihin işareti olarak adlandırılırken, bu ışık huzmesinin Yeni Hristiyan olmuş bir Konverso tarafından sadece bir yansıma olduğunun dillendirilmesi üzerine çıkan bir kavga, Konversonun ölümüne dövülmesi ve vücudundan kalanların Rossio Meydanı’nda yakılmasıyla elbette son bulmadı.

Zaten halkın güvenini henüz kazanamamış olan bu Yeni Hristiyanların; Dominikli rahipler tarafından hedef gösterilmesi bu katliamın ivme kazanmasına yardımcı olmuştu. Rahipler son 100 gün içerisinde günah işleyenlerin, bu günahlarının “kafirleri” öldürdükleri takdirde bağışlanacağını açıkladığında, Hollandalı ve Zellandalı denizciler başta olmak üzere 500 kişiyi aşkın bir kalabalık sokaklara dökülmüştü.

Kralın veba sebebiyle Lizbon’da bulunmaması, şehirde kalan kuvvetlerin az olması ve müdahale çabalarının olumlu sonuç vermemesi, üç gün içerisinde çok sayıda insanın katledilmesine ortam hazırlamıştı.

19 Nisan Pazar günü, 500’den fazla Yeni Hristiyan öldürülmüştü. 20 Nisan günü ise, katliama daha çok yerli katılmıştı. Yerliler artık sokaklarla yetinmiyor, Yeni Hristiyanları evlerinden, kiliselerinden çıkararak öldürüyorlardı. Kadın, erkek, çocuk veya yeni doğmuş bebek ayırt etmeksizin hepsini diri diri veya öldürerek meydanlarda yakıyorlardı. Vücut parçaları meydanın duvarlarına atılıyordu. İkinci günün faturası en az 1000 kişiydi. Bu katliam komşuların birbirini “kafir” olarak suçlamalarının ve infaz etmelerinin önünü açmıştı. O gün, Yeni Hristiyan olmayan pek çok kişi de kafir olarak adlandırılmış ve ölüme gönderilmişti. Boşaltılan evlerden çıkan tüm değerli eşyalar gasp edilmişti.

21 Nisan Salı günü, kral yaverinin de katliamda yanlışlıkla ölmesi ve ölü sayısının 2000’e ulaşmasıyla Kral tarafından kalabalığı bastırmak adına özel kuvvet birlikleri Lizbon’a gönderilmişti. Bu olaydan sonra bazı Portekizlilier asılarak cezalandırılırken bazılarının ise mallarına el konuldu. Yabancı denizciler ülkelerine gönderildi ve bu pogromun mimarı Dominikli rahipler kazığa geçirilerek yakıldı.

Diğer yandan bu olay Yeni Hristiyanlar üzerindeki şüpheyi artırmış ve Portekiz Engizisyonu’na da zemin hazırlamıştı. Pek çok Konverso bu olaydan sonra Portekiz’i terk etmişti.

Bugün, pek çok Sefarad, yeniden vatandaş olarak kabul edildiği Portekiz’e gidiyor ama bir de bu meydana uğruyor mu, geçmişini hatırlıyor mu bilmem.

Meydandaki sade anıt üzerinde bronz bir Davud’un yıldızı yer alıyor: “Em memoria dos milhares de judeus victimas da intolerancia e do fanatismo religioso assassinados no slaughter iniciado a 19 de abril de 1506 neste largo.” – Bu meydanda 19 Nisan 1506’te başlayan ve hoşgörüsüzlük ve dini fanatisizm kurbanı binlerce Yahudi’nin öldürülmesine sebep olan katliamın anısına…

 

 

Bunları da beğenebilirsiniz...