Levent Şensever: “Türkiye’de gençler, soykırım, temel insan hakları ve demokrasi konularını öğrenmeye çok hevesli.” – Ceni Palti

Şu ana kadar adını Holokost ve antisemitizm ile ilgili çeşitli etkinlikleri düzenlemesiyle sık sık duyduğumuz SEHAK – Sivil ve Ekolojik Haklar Derneği Yönetim Kurulu üyesi Levent Şensever ile bir araya geldik. Hedefini “demokratik, insan haklarına saygılı, kültürel ve düşünsel farklılıkları zenginlik olarak gören bir sivil toplum” olarak tanımlayan SEHAK’ın, AFH – Anne Frank House (Amsterdam merkezli Anne Frank Müzesi) ile yürüteceği projeyi konuştuk.

 

Sivil ve Ekolojik Haklar Derneği (SEHAK) olarak Anne Frank House (AFH) ile işbirliği içierisinde, 2017’de yeni bir projeye başladığınızı biliyoruz. Bize bu proje konusunda biraz daha ayrıntılı bilgi verebilir misin? 

Son 3 yıldır AFH ile benzer konularda çalışmalar yürütüyoruz. Bu yeni başlayacağımız çalışmada ise daha önce yaptığımız çalışmalarda elde ettiğimiz bilgi birikimi ve deneyimlerimizden yola çıkarak hedeflerimizi büyüttük. Bu projede özellikle odaklandığımız nokta, geçmişle ilgili tarih, anma, hatırlama ve farklı kimlikler arasındaki diyaloğa ilişkin eleştirel bir tarih bakış açısını kazandırmak. Öncelikli amacımız, Türkiye’de insan hakları, Holokost eğitimi ve antisemitizm ile mücadele konularında ders materyalleri üretmek; buna paralel olarak eğitmenleri ve gençleri eğitmek, antisemit nefret söylemlerini izlemek, konuya ilişkin kamuoyu araştırmaları yapmak ve raporlamak.

 

Oldukça kapsamlı bir projeden söz ediyorsun. Saydıklarının içinden ders planları ile başlayabilir miyiz? Ders planlarından kasıt nedir, amacı nedir?

Şu ana kadar iki farklı gruba yönelik eğitim çalışmaları düzenledik. Bunlardan biri gençler, diğeri de eğitimcilerdi. Eğitimlerimiz ilgiyle karşılandı ancak ilerleyen süreçlerde özellikle katılımcı olan eğitimcilere (başta telif hakları gibi nedenlerle) paylaşılabilir ders materyalleri sunmakta zorlanıyor oluşumuzun çalışmamızın etkisini azalttığını fark ettik. Eğitilen eğitmenlerin, elde ettikleri bilgileri belli bir metodolojiyle aktarabilmeleri bizim için önemli. Ancak şu ana kadar onların kullanımına açık, kendi alanlarında uygulayabilecekleri ders materyalleri ihtiyacını istenilen ölçüde karşılayamıyorduk.  Bu şekilde bu eksikliği gidermeyi amaçlıyoruz.

 

Bu konuda biraz daha ayrıntılı bilgi verebilir misin?

Yaklaşık 8 özgün ders modülü üretmeyi planlıyoruz. Bunlardan 6 kadarı genel olarak insan hakları başlığı atında geliştirilecek. Bir modülümüzü özellikle Holokost konusuna ayırmak istiyoruz, bir modülü de Türkiye bağlamında antisemitizm konusunda tasarlıyoruz. Üretilen bütün materyaller bu konuda çalışma yapan tüm eğitmenlerin kullanımına açık olarak ücretsiz olarak paylaşılacak. Bu ders materyallerinin dışında yine eğitmenler için ders planları ve bir de rehber kitapçık hazırlanıyor.

 

Çalışmanızda bir de sergi var diye biliyorum.

Evet, özellikle gençlere yönelik çalışmamızda, “Anne Frank – Günümüz için Bir Tarih” isimli sergimiz çok önemli bir rol oynuyor. Türkiye’nin değişik yerlerinde sergilediğimiz bu sergi, Anne Frank’ın trajik yaşam öyküsünün yanı sıra, Nazi rejiminin yükselişi ve tarihin en karanlık dönemlerinden biri olan Holokost’a dair tarihi arka plan bilgiler içeriyor. Türkçe ve İngilizce içeriğe sahip olan sergiye bu dönem çalışmamızda, özellikle Holokost ve Antisemitizm konularına ilişkin Türkiye bağlamında yeni içerik ekleyeceğiz.

Sergiyi özellikle gençlere yönelik gerçekleştirdiğimiz eğitim çalışmalarında, konuya ilişkin bir kaynak olarak kullanıyoruz, ama aynı zamanda sergi tek başına yetişkinlere ve bilgilenmek isteyen ziyaretçilere de hitap eden bir içeriğe sahip. Özellikle okullarda sergilendiğinde, öğretmenlerin öğrencilerine konuya ilişkin bilgi verirken kaynak olarak başvurulabilecekleri çok uygun içerik ve görseller sunuyor.

 

Gençlere yönelik başka ne tür etkinlikler yürütüyorsunuz?

2016’da gençlere yönelik gerçekleştirdiğimiz eğitim çalışmalarında, özellikle temel insan hakları ile demokrasinin sınırları bağlamında ortaya çıkan çelişkileri yansıtan münazara tarzı etkinlikler düzenledik.

Örneğin, “Hitlerin Kavgam kitabının basımı ifade, basın ve yayın özgürlüğü müdür, yoksa nefret söyleminin yayılmasına yol açıyor olması nedeniyle basımı yasaklanmalı mıdır?” gibi tartışmalarla gençlerin temel insan hakları ve demokrasi arasındaki çelişkili durumlarda, eleştirel ve sorgulayan bir bakış açısı kazanmalarını hedefliyoruz. Gençlerle yaptığımız çalışmaların bir ayağı da hafıza yürüyüşleri etkinlikleri.

 

Hafıza yürüyüşleri burada pek de tanıdık olduğumuz bir etkinlik çeşidi değil, biraz anatabilir misin?

Anıtlara dünyanın hemen her köşesinde rastlamak mümkün. Anıtlar, özellikle milliyetçi görüşlerin ağırlık kazandığı çevrelerde ulusalcı görüş ve değerleri yükseltmek açısından önemli bir kaldıraç rolü oynarken; öte yandan, toplumun tarihi olaylara yanlı bir bakışı ve bazı tarihsel olguları gözardı edişini de yansıtabiliyor. Gerek kimlikler, gerekse hafıza, genellikle konjonktürel siyasi ve sosyal olgular ile dizayn ediliyor ve yine konjonktürel durum ve bağlamlar tarafından etkileniyor. Öte yandan tüm bu süreçler, önemli ölçüde “kim” olduğumuzu ve hangi gruba “ait olduğumuzu” da belirliyor. Bu çerçevede, belli tarih anlayışı ve algılarını yansıtan anıtlar üzerinden eleştirel bir tarih yaklaşımını geliştirmek, özellikle gençlerin eğitimi açısından iyi bir metot olabiliyor.

“Hafıza Yürüyüşleri” bu bağlamda, gençlere farklı kimlik ve kültürel arka plana sahip akranlarıyla, çoğunluğun veya hâkim grubun tarih söylemine karşı eleştirel bir yaklaşımı geliştirmelerini hedefliyor.

Gençler bu çalışma sırasında, belli tarihi olguların nasıl toplumun bir kesimi tarafından benimsenirken, bir başka kesimi tarafından karşı çıkıldığını kavramalarına yardımcı oluyor. Zira bu çalışmayla gençler, resmi tarih söylemiyle anlatılanlar yerine, akranlarıyla birlikte yaptıkları kendi özgün araştırmalarının sonucunda, tarihi olguları daha nesnel bir yaklaşımla okumayı öğreniyor.

Bu etkinlik sırasında gençler, yaptıkları çalışmanın sonuçlarını bir video klip haline getiriyor; böylece çalışmanın sonuçları daha geniş kesimlerle de paylaşılıyor.

 

Projenin kapsamını anlatırken izleme ve kamuoyu çalışmalarından da söz ettin, buradaki amaç nedir?

Türkiye’de antisemitizm görünmüyor çünkü bu konuda elimizde yeterince resmi veri yok. Antisemitizm ile daha etkin bir mücadele için veri son derece önemli. İzleme çalışmalarımızla tespit ettiğimiz vakaları ve verileri derleyip, kamuoyuyla paylaşacağız. Ayrıca bu verileri periyodik olarak raporlar halinde yayınlayacağız.

Kamuoyu araştırmalarının amacı ise, kamuoyunda genel olarak “Yahudi” kimliğine yönelik olumsuz algıları tespit ederek, bu algıları uzun vadede olumlu yönde bir değişim amacıyla yeni stratejiler oluşturmak üzere yaralanabileceğimiz verileri toplamak.

 

Bu güne kadar yürüttüğünüz çalışmalarınıza dair biraz daha bilgi verebilir misin?

Bugüne kadar SEHAK ve Anne Frank House işbirliği ile iki dönem çalışma yürüttük. Bu iki dönemde İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır, Antalya, Konya ve Adana’da etkinlikler gerçekleştirdik. Önümüzdeki günlerde ise Denizli ve Bursa olmak üzere iki kentte daha etkinlik düzenleyeceğiz.

Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz etkinliklerde 2 bin civarında kişiye doğrudan eriştik. Özellikle temel insan hakları, ayrımcılık, soykırım, demokrasi gibi konulara duyarlı gençler ve eğitimciler bizim etkinliklerimize ilgi gösteren kesimi oluşturuyor.

Yeni başladığımız çalışma çerçevesinde ise İstanbul, İzmir, Çanakkale, Mersin ve Van illerinde daha uzun vadeli ve geniş etkinlikler düzenlemeyi planlıyoruz.

Önümüzdeki dönem hedeflediğimiz önemli çalışmalardan biri de, etkinliklerimizle eriştiğimiz gençler ve eğitmenlerin yaptığımız çalışmalara daha etkin katılımını sağlayacak bir ağ oluşturmak.

Buna paralel olarak da yeni oluşturacağımız bir web platformuyla, üretilecek her türlü materyali paylaşacağız. Bu şekilde, yapılan çalışmalarda elde edilecek sonuçları çarpan etkisiyle artırmayı ve daha geniş kesimlere ulaşmayı amaçlıyoruz.

 

Eriştiğiniz kitle oldukça büyük, bunu neye bağlıyorsun?

Anne Frank’ın trajik öyküsü tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de çok bilinen bir öykü. İnsanlar bu büyük trajediyi yaşayan Anne Frank ile çok kolay empati kuruyor. Öte yandan tarihin bu karanlık dönemi Türkiye’de az biliniyor, zira eğitim müfredatında bu konu yeterince işlenmiyor. Nazilerin yükselişi ve Holokost’a dair yaygın bilinenlerin aksine, özellikle o dönemde Türkiye vatandaşı olup, Avrupa’da yaşayan ve Nazi rejiminin zulmünden Türkiye üzerinden kaçmaya çalışan Yahudilerin verdiği kayıplar bakımından, Türkiye’nin o dönemdeki siyasi yöneticilerinin azımsanmayacak sorumlulukları söz konusu.

Gerek gençler, gerekse eğitmenler Türkiye’de kaynak sorunu yaşanan bu tür bilgilere erişim konusunda son derece açık ve istekli. Bu arada özellikle gençler, ele aldığımız soykırım, temel insan hakları ve demokrasi başlıklı konularda öğrenmeye çok hevesli. Ancak ne yazık ki bu konulara ilişkin sunulan çalışmalar (özellikle diğer ülkelerle karşılaştırıldığında) çok sınırlı. Dolayısıyla, etkinlik düzenlediğimiz hemen her yerde, sunduğumuz çalışmalar büyük ilgi görüyor.

 

Genel olarak nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Hem gençler hem de öğretmenler, Anne Frank House’un 40’ın üzerinde ülkede uzun yıllardır geliştirdiği eğitim metotlarını çok beğeniyor. Yaptığımız etkinliklerin hemen hepsinde, katılımcılar benzeri çalışmaları bulundukları kentlerde yerel olarak diğer katılımcılarla birlikte sürdürmek için çeşitli öneriler getiriyor; örneğin yerel çalışma grupları oluşturmak ve periyodik olarak bir araya gelerek, eğitim sırasında ele alınan konuları tartışmak gibi.

Yapılan çalışmaların bir kısmında, eğitim alan gençler ve eğitmenlerden, öğrendikleri metot ve bilgileri, kendi bulundukları alanlarda akranları veya öğrencilerine yönelik uygulamalarını teşvik ediyoruz. Bugüne kadar bu konuda çok beğendiğimiz yerel çalışmalar gerçekleşti ve güzel geri dönüşler oldu. Bu tür çarpan etkisi yapan sonuçları çok önemsiyoruz.

 

Avlaremoz olarak biz de projenin destekçi kurumlarından olacağız. Diğer paydaşlarınız kim olacak?

Gerçekleştireceğimiz bu çalışmada, amacımıza ulaşmamızda çok değerli katkılar sunacak paydaşlarımız var. Bunlar, Anne Frank House’un yanı sıra; The International Association for Intercultural Education (Uluslararası Kültürlerarası Eğitim Derneği), İngiltere; Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (SEÇBİR), İstanbul Bilgi Üniversitesi; Sosyal Güçlendirme için Spor ve Beden Hareketi Ağı (BoMoVu); Bağımsız Araştırma, Bilgi ve İletişim Derneği (Babil) ve Avlaremoz Platformu.

 

Çalışmalarınızı nasıl takip edebiliriz?

İlgilenenler, çalışmalarımızı aşağıdaki sosyal medya linkleri üzerinden takip edebilir.

Web adresi: www.sehak.org

Facebook: /anne.frank.turkiye

Periyodik olarak bilgileri paylaştığımız duyuru listesi ve bültene abone olmak için bize bilgi@sehak.org adresinden başvurulabilir.

 

Bunları da beğenebilirsiniz...