Yahudilik hakkında bilmedikleriniz

 

muzemuseviKaynak: Agos

Haber: Nazan Özcan Fotoğraf: Berge Arabian

500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi, Neve Şalom Sinagogu binasına taşındı. Üç katlı yeni mekânında geniş bir koleksiyon seçkisine yer veren ve daha teknolojik bir kimliğe bürünen müze, ziyaretçilerine Yahudi tarihi, gelenekleri, dinî ritüelleri ve sosyal yaşamına dair birçok konuyu kapsayan, heyecanlı bir gezi vadediyor.

“Ortaçağ’da üretilen ve her yıl bir Hıristiyan çocuğun Yahudilerce öldürülüp kanının Pesah (Hamursuz) Bayramı’nda yenen Matsa’ya (hamursuz ekmek) katıldığı iftirası birçok Avrupa ülkesinde Yahudilerin kıyımına yol açtı. 1530’da Amasya ve kısa bir süre sonra Tokat Yahudileri benzer bir iddiayla karşılaşınca Kanuni Sultan Süleyman şöyle buyurdu: Bu gibi iddialar Padişahlık Divanında muhakeme edilecek ve emrim olmadan başka bir yerde görülmeyecektir.” Yahudilerin ‘Kan İftirası’ dedikleri bu meseleyle ilgili olarak Sultan Abdülaziz’in yayımladığı ferman, 500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi’nin giriş katında sergileniyor. 2001’den beri faaliyet gösterdiği Karaköy’deki Zülfaris Sinagogu’ndan, 1951’de inşa edilen Neve Şalom Sinagogu binasına taşınan müzede, bu ferman gibi birçok tarihi belgeyi görmek mümkün.

Yahudi tarihi

Müzenin müdürü Nisya İşman Allovi’yle “kuruluş amacı parçası oldukları toplumla etkileşimi gözler önüne sermek” olan müzeyi geziyoruz. İlk bölümde, M.Ö. 4. yüzyıldan günümüze Anadolu topraklarındaki Yahudi tarihiyle ilgili belgeler, cemaatin ileri gelenlerinin geniş topluma katkılarıyla ilgili bilgiler ve kişisel eşyaları var. Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne geçişi de içine alan bölümde tarihi olaylar kronolojik düzende aktarılıyor; yakın tarih ise çoğunlukla dokunmatik panoda, resim ve videolar aracılığıyla sergileniyor. Bu bölümde 1493’te İspanya’dan göç eden ve Osmanlı’da ilk matbaayı kuran Nahmias kardeşlerin 1512’de bastığı ilk kitaplardan Midraş Teilim yer alıyor. Burada Sabetay Sevi, Abdülaziz döneminde yayımlanan Hahambaşı Nizamnamesi, Osmanlı mimarisinden etkilenilerek yapılan, minare şeklinde bir menora (yedi kollu şamdan), Kurtuluş Savaşı’nda hayatını kaybeden Yahudiler, İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiyeli 42 Yahudi’yi kurtaran Rodos Konsolosu Selahattin Ülkümen hakkında detaylar öğrenebiliyorsunuz. ‘Şa’arey Mizrah’dan itibaren, 101 Yahudi gazetesi ve dergisinin hem örnekleri, hem de tarihçeleri bu kısımda sergileniyor.

musevimuze1

Doğumdan ölüme Yahudilik

Yeni bina ile Neve Şalom arasında camdan yapılmış bir tüp geçitten ikinci kata geçerken, sinagogun içini görmek, eğer varsa düğün, sünnet, Bar Mitzvah’ı şahane bir açıdan seyretmek mümkün. Midraş Holü denen bu bağlantıyı geçtikten sonra daha çok dinî objelere ve ritüellere ayrılmış olan sergiyle karşılaşıyorsunuz. 1982’de kapanan Apollon Sinagogu’ndan gelen midraş’ın (dua yeri) temsili olarak yeniden oluşturulduğu bu bölümde, farklı sinagoglardan gelen dinî objeler ve Musevilikle ilgili bilgiler yer alıyor. Burada sergilenen Tevrat sayfaları ve Haham giysileri de ilgi çekici detaylardan.

Son katta etnografya bölümü yer alıyor. Türkiye Yahudi cemaatinin yaşam döngüsünde, doğumdan ölüme ne varsa, her şey burada. Kent hayatından, düğünlerden, sünnetlerden, cenaze törenlerinden, kına gecesinden, bayramlardan tutun, bebeklerin doğumundan önce yerine getirilen âdetlere kadar her şey fotoğraflarla belgeleniyor ve anlatılıyor. Burada teknoloji kullanımı da ağırlıkta. Yahudi geleneklerine, dillerine, müziklerine, cemaatin yaşadığı bölgelerde yer alan sinagog, mezarlık gibi yapıların görsel ve detaylarına dokunmatik ekranlara tıklayarak ulaşabiliyorsunuz. En eğlenceli bölümlerden biri, yemek kültürüyle ilgili. Yahudilerin yemek tariflerini isterseniz e-postayla kendinize gönderiyor, isterseniz tarifin yer aldığı kâğıt parçasını koparıp cebinize atıyorsunuz. Bu bölümde, ayrıca, Judeo-Espanyol dilinde yapılmış sözlü tarih mülakatlarını dinleyebiliyorsunuz.

Mucizeler ülkesinde Yahudiler

500. Yıl Vakfı Başkan Yardımcısı Moris Levi, “Bizler, Hz. İbrahim’in torunları, 2300 yıldan uzun bir süredir bu topraklarda yaşıyoruz. Ancak bugün tanıtımını yaptığımız müzenin kurucusu 500. Yıl Vakfı, Sefarad atalarımızın 1492’de İspanya engizisyonundan kaçarak Osmanlı topraklarına geldikleri tarihi başlangıç olarak aldı” diyor. Levi, bütün yaşananlara rağmen Türkiye’nin Yahudiler için ‘pais de miracolos’ yani ‘mucizeler ülkesi’ olduğunu söylüyor. İşte o 500 yıllık birikimin değerli bir kısmı yeni yerinde. Bu sefer ilk defa, ‘acı tarih’ de müzenin bir parçası olmuş; daha önce pek sözü edilmeyen Trakya Olayları, 20 Sınıf Askerlik, Struma Faciası, Varlık Vergisi anlatıları da müzeye girmiş. Moris Levi, “Bir yerde uzun süre yaşarsanız, pembe sayfaların yanında gri sayfalar da olur” diyor.

500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi yeni mekânında, hem geniş bir envanterle, hem de teknolojik imkânlarla hizmet veriyor. İnteraktif panolar, dokunmatik ekranlar arşivlerde kapalı kalmış veri ve nesneleri görünür hale getiriyor. Müzede, ziyaretçilerin Türkiye’deki Yahudi yaşamının kökleriyle ilgili bilgilere ulaşabilecekleri bir araştırma bilgisayarı da mevcut. Üniversitelerde hazırlanmış, Yahudilikle ilgili tez çalışmaları da burada toplanıyor. Müzedeki 9 Mart Çarşamba günü yapılacak olan ilk etkinlikte, İlber Ortaylı okurlarıyla buluşup son kitabını imzalayacak.

Müze pazartesiden perşembeye her gün 10.00-16.00, cuma günleri 10.00-13.00, pazar günleri ise 10.00-14.00 arası ziyaret edilebilecek.

 

Bunları da beğenebilirsiniz...