Türkiye’deki dijital ortam çok uzun zamandır öfke, nefret ve önyargının ucuz ve algoritmik bir silah hâline geldiği bir gösteri sirkine dönüşmüştü. YouTube, Instagram ve TikTok gibi platformlarda kendini “doğrucu davut” olarak tanıtan kişiler şimdi de dünya iktidarının sözde gizli mekanizmalarını ortaya çıkaran ayrıntılı anlatılar oluşturarak esasen yeniden ambalajlanmış, asırlık bir nefret akışıyla Yahudi topluluklarını hedef alıyor.
Ağustos ayının sonlarında YouTuber Ruhi Çenet, Brooklyn’deki bir Hasidik Yahudi topluluğu hakkında bir video yayımladı ve bu içerik kısa sürede on milyonlarca kez izlendi. Çenet, cemaat üyelerine “Drew Binsky tarzında” hafif bir kültürel profil sunacağına dair söz vererek topluluğa giriş izni aldığını ancak içeri girdikten sonra konuyu ABD devletinin sosyal yardım ölçütlerine, vergi muafiyetlerine ve siyasi nüfuza kaydırdığını itiraf etti. Ardından videoyu Filistinli çocuklar için bir bağış çağrısıyla birleştirerek tüm yapımı “Siyonist etkinin” cesurca ifşa edilmesi olarak çerçeveledi.
Çenet’in YouTube videosunun ardından Türkiye sosyal medyasında, ki benzerleri uzun zamandır ABD kanallarında da sıkça dönüyordu, farklı türden bir olgu ortaya çıktı: Kullanıcılar, “gizemli bir yeraltı toplumu” olarak fetişleştirilen Hasidik topluluklarıyla ilişkilendirilen pratiklerden ve sahnelerden esinlenerek kısa, mizahi videolar üretmeye ve tweetler atmaya başladı. Bu içeriklerde genellikle zekice davranma, verimlilik, pazarlık, planlama veya bir kural açığı bulma gibi sıradan eylemleri “Yahudi aklı” ifadesiyle nitelendirdiler. Bu format, bir internet fenomeni işlevi görecek kadar tanınır hâle geldi.
İlk bakışta bu içerikler zararsız görünebilir. İçeriklerde açık bir şiddet çağrısı ve örneğin bir Nazi sembolizmi yoktur veya Yahudiler hakkında açıkça olumsuz bir ifade bile yer almaz. Bunların hepsi şaka mahiyetinde sunulur. Ne var ki, bu olguyu incelemeye değer kılan da tam olarak budur.
Antisemitizm yalnızca açık nefret söylemleriyle varlığını sürdürmez. Aynı zamanda, kültürel açıdan son derece aşina hâle gelmiş kalıplaşmış yargılar (stereotipler) aracılığıyla da varlığını korur, ki bu yargılar herhangi bir açıklamaya gerek duyulmaksızın kullanılabilir. “Yahudi aklı” ifadesiyle ilgili sorun, sadece birinin Yahudiler hakkında şaka yapması değil. Sorun, bütün bir etnik ve dinî grubun kurnazlık, stratejik zeka, olağanüstü hesaplama yeteneği, manipülasyon, kural açığı bulma ya da kuralları nasıl aşacağını bilme gibi belirli bir bilişsel eğilimin simgesi hâline getirilmesidir. Milyonlarca farklı Yahudi insanı, tek bir monolitik karikatüre sığdırılır.
“Yahudi toplulukları”ndan “Yahudiler”e
Söz konusu video ve onu takip eden içeriklerdeki ilk sorun, farklılığın çöküşüdür. Hasidik Yahudiler, Yahudi toplumunu bir bütün olarak temsil etmez. Çenet’in belgeselinde gösterilen topluluk, Yahudi yaşamının çok daha geniş bir çerçevesi içindeki belirli bir dinî ve sosyal geleneğe ve homojen bir nüfus olarak “Yahudiler”den ziyade New York’taki son derece spesifik bir gruba mensuptur. Ancak, ortaya çıkan yeni fenomen bu özelliği göz ardı ediyor: Belirli bir dinî topluluk, “tüm Yahudiler” oluyor; “Yahudi” kavramı bir kişilik tipi hâline geliyor ve bu kişilik tipi nihayet Yahudi toplumundan tamamen ayrıştırılarak günlük durumlara uygulanıyor. Birisi para biriktirmenin ustaca bir yolunu buluyor: Yahudi aklı. Birisi bürokratik bir sistemde boşluk buluyor: Yahudi aklı. Birisi başka birinin hareketini önceden tahmin ediyor: Yahudi aklı. Birisi kısa yoldan bir şey elde etmek için akıllıca pazarlık ediyor: Yahudi aklı. Burada Yahudi, gerçek bir kişi olarak ortadan kayboluyor ve geriye sadece sözde “Yahudi düşünce tarzı” kalıyor. Artık Yahudilerin varlığına bile ihtiyaç yok, Yahudiliğin kendisi metafor hâline geliyor. Bu durum, kalıp yargıların yeniden üretilmesinde önemli bir mekanizmadır: stereotip kolayca taşınabilir hâle gelir.
“Akıllı Yahudi”, yeni bir stereotip de değil. Avrupa ve Türkiye antisemitizminde uzun bir geçmişi var. Şimdi bu fenomen de bu tarihsel stereotipi yeniden üretiyor ve Yahudilerin doğası gereği hesapçı veya komplocu olduğuna dair eski antisemitik temsillerle örtüşmeye başlıyor. Hâliyle, Yahudi aklı “şakası” başarılı oluyor çünkü seyirci referansı hemen tanıyor.
Algoritmik Önyargı ve Antisemitizm
Sosyal medya platformları öneri, sıralama ve katılım sistemleri etrafında yapılandırılmıştır. Biz buna algoritma diyoruz. Kahkaha, öfke, merak, yorum, taklit, tartışma ve paylaşım yani etkileşim yaratan içerikler daha fazla görünürlük kazanıyor. Bu koşullar altında stereotipler oldukça avantajlı çünkü geniş bir kesim tarafından anında tanınıyorlar. Bir stereotip, başarılı bir internet fenomeni hâline geldiğinde, yeniden üretimi ekonomik ve sosyal açıdan idealize edilir: İnsanlar bunu kopyalar çünkü iyi bir performans gösterdiğini görürler; platformlar bunu insanlar etkileşime girdiği için daha çok dağıtırlar; daha fazla kullanıcı tekrar tekrar karşılaştığı için bu stereotipi el birliğiyle yeniden üretirler.
Bugün söz konusu içerikleri ayrıca algoritmik antisemitizm olarak adlandırmak için katılımcıların bilinçli olarak antisemitizmi yaymaya karar vermesine bile gerek yok. Algoritma, Yahudi düşmanlığını icat etmedi. Yahudi düşmanlığı toplumsal ve tarihsel süreçlerle üretildi. Eskiden siyasi söylem, halk kültürü, komplo teorisi veya etnik bir kalıp yargı olarak dolaşımda olan şeyler şimdi sadece yeniden paketleniyor ve 15 saniyelik bir mizah formatı olarak yayılıyor. Üstelik, bunun mizaha dönüşmesi, söz konusu kalıplaşmış yargıya itiraz etmeyi daha da zorlaştırıyor. Sonuçta, ideal bir dünyada hiçbir şeyin dokunulmaz olmadığını ve her şeyin mizaha konu edilebileceğini varsayarız. Ama ideal bir dünyada değiliz.
Algoritmik antisemitizmi “sadece bir şaka”dan ayırt etmek için “Bu içerik ya da onu üreten kişi, Yahudilerden nefret mi ediyor?” diye sormak tek başına yeterli değil, bunu doğrudan tek bir içerikle anlayamayız. Bunun yerine, şu soru daha yararlı olacaktır: “Bu şaka, Yahudiler hakkında hangi fikri ulaşılabilir, tanınabilir ve tekrarlanabilir kılıyor?” Dijital önyargıyı analiz etmek için bu soruyu herhangi bir topluluk veya kimlik için sorabiliriz.
Milyonlarca insan tarafından ulaşılabilir, tanınabilir ve tekrarlanabilir kılınan fikirler bir süre sonra sağduyu görünümü kazanmaya başlar. Bir stereotip örneği, artık her yerde olduğu için bir önyargı gibi gelmez. Bu durum, belli topluluklarla çok az doğrudan teması olan insanlar için özellikle tehlikelidir. Yahudi nüfusunun gittikçe daraldığı ve pek çok insanın çağdaş Yahudi yaşamına ilişkin bilgileri sadece taraflı haberler, popüler kültür ve sosyal medya aracılığıyla aldığı Türkiye gibi ülkelerde bu internet fenomeni, Yahudiliği hayal etmek için kullanılan temel kelime dağarcığının bir parçası hâline gelir: “Yahudiler böyledir.” Dahası yok. Farklı siyasi kimlikler, ilkeler, yaşam biçimleri ve devlet milliyetçiliğine karşı uzun süredir devam eden Siyonizm karşıtı Yahudilerin muhalif tavrı ciddi şekilde göz ardı edilir. Bu durum, Siyonizm karşıtlığı ile antisemitizm arasındaki kritik sınırı bulanıklaştırır. Özcü etnik stereotipler, izleyicilere yalnızca ırkçı bir önyargı öğretir.
Antisemitizm, her zaman kendi zamanının diline uyum sağladı. Şimdi dijital çağın en güçlü dili de “viral” olanın dili. Ancak, viral olan bir “şaka”nın, kalıplaşmış yargıları nasıl yeniden ürettiğini ve algoritmik antisemitizme yol açtığını fark etmek ve bununla mücadele etmek için hâlâ yapabileceklerimiz var.
“Yahudi aklı” ile ilişkilendirilen bir içeriğe etkileşim verip yaygınlaştırmadan önce, “Eğer ‘Yahudi’ kelimesi çıkarılsaydı, bu şaka hâlâ işe yarar mıydı?” diye sorabiliriz. Bu örneklerde Yahudilik; kurnazlık, manipülatiflik, açgözlülük, aşırı hesapçılık veya yasal boşlukları kullanma becerisi gibi özelliklerin simgesi olarak kullanılıyorsa, karşımızda sadece dinî bir toplulukla ilgili bir şaka değil, kalıplaşmış bir önyargı vardır.
İlk bakışta zararsız görünen kalıplaşmış yargıların ardındaki tarihi biliyor muyuz? “Yahudiler paradan iyi anlar” veya “Yahudiler sistemleri manipüle etmeyi bilir” gibi fikirlerin sosyal medyadan çok daha eskiye dayanan bir geçmişi var. Bu tarihi bilmek, başta zararsız görünen bir paylaşımın aslında eski bir antisemitik söylemi yeniden ürettiğini anlamamıza yardımcı olur.
Belirli bir Yahudi topluluğu ile genel olarak “tüm Yahudiler” arasında ayrım yapabiliyor muyuz? Elimizdeki örnekte, Hasidik Yahudilik belirli bir gelenektir; Yahudi halkının tamamıyla eşanlamlı değildir. Kaldı ki, modern dünyayla ilişki, yaşam tarzı ve politik tutum açısından tek bir Hasidik pratiğinden bahsetmek de mümkün değil. Belirli bir topluluğun tüm uygulamalarını, bütün “Yahudilerin” genel olarak nasıl davrandığına veya düşündüğüne dair genellemelere dönüştürmekten kaçınmak zorundayız.
Sorunlu bir paylaşımı, eleştirmek amacıyla bile olsa paylaşmak, o içeriğin erişimini artırabilir. Yine de, stereotipik yargılar içeren içeriklere etkileşimle prim vermeyi reddederek ve içeriği sadece yaymak yerine “neden” sorunlu olduğunu açıklayarak bu döngüyü kırabiliriz.
Tüm bunlar, yalnızca Yahudi toplulukları için değil, aynı zamanda inşa etmek istediğimiz dijital kültürün niteliği ve dikkat süremizin ayrımcılığı normalleştiren bir mekanizmaya dönüşmemesi açısından da önem taşıyor.