İçeriğe geç

1.800 Litre Boya, 'Annemin Köşesi' Hariç: Sam Halaby'nin Renkler Evi - Liza Cemel

Yazan Liza Cemel
1.800 Litre Boya, 'Annemin Köşesi' Hariç: Sam Halaby'nin Renkler Evi - Liza Cemel

Daliyat al-Karmel, Karmel Dağı'nın yamacında, İsrail'in en büyük Dürzi yerleşimlerinden biri. Köyün sıradan sokaklarından birinde, dışarıdan bakınca fark edilen bir bina var: cephesi baştan aşağı boyayla kaplı, damlamış, sıçramış, katman katman. Geçtiğimiz aylarda hem bu binayı ziyaret etme hem de bu hikâyenin mimarıyla sohbet etme şansım oldu.

Bu ev, 1989 doğumlu Sam Halaby'nin ailesiyle büyüdüğü çocukluk evi. 2023'te "Beit HaTzeva'im" (Renkler Evi) adıyla ziyarete açtığı, dört katlı, yaklaşık 600 metrekarelik bina, İsrail'de türünün ilk örneği sayılan bir çevresel sanat enstalasyonuna dönüşmüş durumda. Kaynaklara göre projede İsrailli boya şirketi Nirlat'ın desteğiyle yaklaşık 1.800 litre boya kullanılmış. 2025 Nisan itibarıyla eve yaklaşık bir milyon kişi ziyarette bulunmuş; Halaby, Instagram'da 90 milyonu aşan görüntülenmeyle İsrail'in en çok izlenen sanatçılarından biri olarak anılıyor.

Bir aile ve bir meslek beklentisi

Halaby, Daliyat al-Karmel'de, dokuz kız kardeşin ardından gelen tek erkek çocuk olarak doğdu. Geleneksel bir Dürzi ailede erkekler için beklenen yol genellikle güvenlik sektörü, inşaat ya da baba mesleğidir.

Sam ise çiziyordu. 13 yaşında düğünlerde, törenlerde "gölge ressam" olarak para kazanmaya başlamış, bu hem aile ekonomisine katkı sağlamış hem de sanatını sürdürmesinin gerekçesini ve finansmanını kendisi yaratmış oldu. Kendisi yaratıcı yönünün annesinin desteğiyle şekillendiğini dile getiriyor. Ziyaretimizde bunun hikâyesini anlatan belgeselde de bunun altını çiziyor.

Liza Cemel ve Sam Halaby

Küratör Doron Polak, 2022'deki Tel Aviv'deki solo sergisinde ona "The Color Hunter" — Renk Avcısı — adını verdi; sergi bir haftada 25 binden fazla ziyaretçi çekmişti.

Halaby, evi kamuoyuna açıklarken burayı "sevinç, zorluk ve kayıp — özellikle annesinin ölümünden sonra" yaşadığı bir yer olarak tanımlamış; gayrimenkul değeri ya da pratik kaygılar gözetmeksizin "geçmişi boyayarak" belleği korumayı seçtiğini söylemişti.

Annesinin ölümünün ardından ev değişmeye başlamış. Sam ise annesine ait eşyaları toplayıp bunları sanatının malzemesine dönüştürmüş, duvarlara boya damlatarak, mobilyaları kaplayarak. Süreç dokuz yıl sürmüş; başlangıçta bilinçli bir proje değil, içgüdüsel bir şeymiş, zamanla bir yönteme dönüşmüş. Renkler Evi böyle doğmuş.

Annesi, ölmeden önce ona acıyı hırsa dönüştürmesi gerektiğini söylemiş: 'Kederin seni büyük şeylere götürecek.' Bunu başarıya, tutkuya ve kararlılığa dönüştürmesini istemiş.

Ev boyunca renk neredeyse her köşeye, hatta dolap ve çekmecelerin içine kadar sızmış. Ama tek bir alan bilinçli olarak tamamen beyaz bırakılmış: Halaby'nin annesine adanmış, sakin, sade bir alan — eserin duygusal merkezi. Bu tezat ve istisna, onun kişisel yolculuğunu yansıtıyor. Renk sıçratmak nasıl bir yasın dışa vurumuysa, o odaları beyaza boyamak da başka bir yasın dışa vurumu.

Görsel kaynağı: "The House of Colors, Annemin Köşesi" — Fotoğraf: Avi Elbaum (Haipo)
Görsel kaynağı: "The House of Colors, Annemin Köşesi" — Fotoğraf: Yael Feldman Shavit / Ynet News

Sanatın toplumsal maliyeti

Muhafazakâr bir Dürzi toplumunda sanatla uğraşmak zaten kolay bir tercih değil. Halaby'nin yaptığı bunun ötesine geçiyor: ailesinin evini herkese açık, kolektif bir bellek mekânına dönüştürmek. Bu hem geleneksel beklentilerle bir hesaplaşma hem de o geleneğe alışılmadık bir kırılma noktası olarak okunabilir.

Proje, kişisel bir yas çalışmasından kurumsal işbirliklerine uzanan bir yola girdi. Halaby'nin çalışmaları Monday.com aracılığıyla BM binasında sergilendi, Mercedes-Benz ile bir enstalasyon yaptı, Düsseldorf şehrinin sembolü Radschläger figürünü yeniden tasarladı. 7 Ekim sonrasında Nirlat ile birlikte Tel Aviv'deki Hostages' Square'de (Rehineler Meydanı) rehine aileleriyle geliştirdiği "Now!" enstalasyonunu ve betona gömülü 120 sarı güvercinden oluşan "Freedom" adlı işini hayata geçirdi. Aralık 2025'te ise "The Color Hunter" başlığıyla Miami'deki Art Miami Context fuarına katıldı.

Kalmanın hikâyesi

“Kalmak mı zor gitmek mi?” göç hikâyelerinin kaçınılmaz ve cevaplanması zor sorularındandır. Ayrılan, taşınan hikâyelerinin yanı sıra kalmanın hikâyesi de derin bir yere sahiptir. Sam’in hikâyesinde de bunun katmanlarını görüyoruz. Annesinden ve sanatından yola çıkarak, kök salma, büyüdüğü evde ve toprakta geçmişini yeniden yorumlamasına şahit oluyoruz. Bunu bir ters göç ve yerinde direniş anlatısı olarak da düşünebiliriz.

Dürziler İsrail’de kendine özgü bir azınlık konumunda; Karmel Dağı'na tarihsel bağları var. Bu ev hem ailesel, hem tarihsel hem de kültürel bağları; sanat ve yer ile ilişkilendirerek taşınmayan bir hafıza arşivi temsil ediyor.

Bir başka bakış açısı da aslında Sam’in sanatının kendi köyünden ayrılmamasına rağmen, ailesinin geleneksel beklentilerinden bir kopuşu, belki de bir kuşak göçünü temsil ediyor. Bunu yaparken de annesinin anısı gibi taşınamayanları anma unsuru da var. Sam'in annesine ait köşeyi koruması, göç edenlerin de yapmaya çalıştığı bir şeyle paralel kurulabilir. Geride kalanı, kaybedileni saklaması da yasın coğrafyasını ve yaşayan bir anıtı resmediyor.

Renkler Evi’nden düşünceli ayrıldım. Evin geri kalanının bütün o ihtişamı, sadece bina değil, ustaca renklerle dönüştürülmüş nesneler ve hikâyeler etkileyiciydi. Öte yandan annesine adadığı köşenin sükûnet ve kırılganlığı da etkileyiciydi. Ama beni en çok düşündüren büyüdüğü ortamdan farklı bir yol çizebilmesi ve kendinden beklenenlere meydan okuyabilmesiydi, hem de bunu sanatlı ve renkli(!) yollarla yapabilmesiydi…

Takip etmek ve desteklemek isterseniz:

Yararlanılan kaynaklar:

Bu kategoride daha fazla: Makaleler

Tümünü gör

Daha fazlası: Liza Cemel

Tümünü gör