İçeriğe geç

Otoriter ve Popülist Dönemde Azınlık Kimliğini Savunmak: Avlaremoz - Süheyla Yıldız

Otoriter ve Popülist Dönemde Azınlık Kimliğini Savunmak: Avlaremoz - Süheyla Yıldız

Kurulduğundan itibaren yazarları içinde olduğum Avlaremoz platformu, hayatımda önemli bir yere sahiptir. 2016’dan beri bir yandan yazarı olarak katkı sunmaya çalıştığım Avlaremoz bir yandan da akademik hayatımda rehberliğinden faydalandığım bir platform. Sivil toplum kuruluşlarının faydalarını işlediğimiz üniversitedeki derslerimin konu başlıklarından biri de hep Avlaremoz oldu. Öğrencilerim, Türkiye’de kimlik hareketlerinin örgütlenmelerini anlatmak istediklerinde benim de yönlendirmemle Avlaremoz sivil toplum örgütlenmesini kendilerine ödev olarak seçmekteler. Avlaremoz, aynı zamanda, gayrimüslim gençlik hareketlerinden öne çıkan bir diğer azınlık gençlik platformu olan Nor Zartonk’la karşılaştırdığım bir ortak akademik çalışmanın da konusu oldu.

Burada kısaca söz edeceğim bu yayın, Doç Dr. Hakan Yücel ile kaleme aldığımız Popülizm ve Medya adlı kitapta yer alan “Otoriteryen ve Popülist Dönemde Azınlık Kimliğini Savunmak; Nor Zartonk ve Avlaremoz Örneğinde Ermeni ve Yahudi Gençlerinin Sosyal Medya Platformları”[1] adlı bölümdür. Bence bu azınlık hakları savunucusu platformların üniversitelerdeki derslerde okutulması, çeşitli makalelere, çeşitli haberlere konu olması başlı başına bir başarıdır! Avlaremoz Türkiye’de siyaset alanında otoriterliğin ve popülizmin ivme kazandığı bir dönemde doğdu ve bu sürecin devamına paralel olarak mücadelesini -arttırarak- sürdürüyor! Bu kısa yazıda yukarıdaki söz konusu akademik çalışmanın çıktılarının daha çok Avlaremozla ilgili kısımlarına yer vereceğiz!

Bilindiği gibi popülizm halk egemenliğini “milli egemenlik” olarak anlayıp bunu sadece “milli” kabul edilenlerin hakkı olarak görmektedir! Popülizmin bakış açısı, göçmenleri, dinsel/kimliksel/cinsel azınlıkları dışlayan bir “halk” inşa etmekte, sorunlar karşısında devasa yetkilerle donatılmış güçlü liderlik önermektedir. Dolayısıyla 2010’lu yıllardan bugüne Avlaremoz’un da içinde bulunduğu gayrimüslim gençlik hareketlerinin bağlamını anlamak için popülizm, özellikle de sağ popülizm üzerine bir parantez açmak gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında, platformumuzun, ülkemizde basına baskının olağanlaştığı, bağımsız basının neredeyse yok olmak üzere olduğu böyle bir dönemde çizgisinden “çok fazla ödün vermeden” ve ara vermeden yayınlarına devam etmesi önemlidir! 

Çoğunluğu Yahudi olan gençlerce kurulan Avlaremoz ve Ermeni gençlerinin kurduğu bir diğer kimlik örgütlenme grubu olan Nor Zartonk’u karşılaştırdığımız çalışmanın hemen girişindeki bir paragraftan alıntı yaparak bu makalenin verilerini tartışmaya başlamak isterim; 

“Cumhuriyet tarihi boyunca dışlayıcı fiziksel ve sembolik şiddete maruz bırakılarak görünmez olmaya zorlanan Türkiye’nin gayrimüslimleri, uzun bir dönem devletin otoriter yapısını en yakından ve en sıcak şekilde hisseden, dışlayıcı popülist politikalar tarafından en çok hedef gösterilen ve bu nedenle içe kapanan kimlik grupları olmuşlardır.” 

 İtalik yerlerde de gördüğümüz gibi, Türkiye’nin “azınlıkları” ülke tarihi boyunca dışlayıcı, otoriteryen ve popülist politikalar ve uygulamalar yüzünden görünmez olmaya itilmiş, bu da onları içe kapatmıştır. Burada “içe kapanma”dan kasıt; eşit yurttaşlık haklarından faydalanamadığını görüp sessiz kalarak siyasi işlere karışmamak, toplumsal alanda fazla görünür olmamak ve dolayısıyla cemaat içinde yaşamaktır. Peki nedir bu yukarıda bahsedilen dışlayıcı, otoriteryen, popülist politikalar ve uygulamalar? 1934 Trakya Olayları, 1942 Varlık Vergisi, 6-7 Eylül 1955 Olayları, Vatandaş Türkçe Konuş Kampanyaları… Dolayısıyla gayrimüslimlerde eşit yurttaş görülmedikleri ve kimlikleri nedeniyle tehdit altında oldukları inancı zamanla daha da pekişmişti. Ancak 1990’lı yıllarda bir değişim oldu. 

Türkiye’de ve dünyada kimlik hareketlerinin yükselişe geçtiği 1990’lı yıllarda Yahudi ve Ermenilerin eşzamanlı olarak kimliklerini tanıtma ve koruma çabaları başladı. Kimlik tartışmalarının tabu olmaktan çıkıp kamuoyunda tartışılmaya başlanması, kültürel kimliklerin örgütlenmesi, gayrimüslim gruplar için de cesaretlendirici oldu. Bu süreçte, kimlik hareketlerinin birbirlerinden etkilendiklerini, bazı benzer özellikler gösterdiklerini de akademik yazın özellikle belirtmektedir! Yeni kuşaklar da tam bu açılım ortamının içinde doğdular veya çocukluklarını ve ilk gençliklerini yaşadılar. Diğer bazı saha araştırmalarına dayalı çalışmalara ek olarak benim de çalışmalarımda ortaya çıkan bir veriye göre görüşmeciler, kimlik hareketleri için bu açılımı Kürt kimlik hareketinin başlattığını söylerler. Araştırmalarım sonucunda ortaya çıkan; bu açılım döneminde Kürt hareketinden etkilenen bir Ermeni kimlik hareketinin, Ermeni hareketinden etkilenen bir Yahudi kimlik hareketinin doğmuş olduğudur. 

1990’lı yıllarda böyle bir açılım ortamında doğan veya ilk gençlik yıllarını yaşayan bazı gayrimüslim gençler, 2000’li yıllarda içlerinde bulundukları cemaatlerin sorunlarını dile getirmek istediler. Ülkede antisemitizmin, nefret söylemlerinin, azınlık düşmanlığının (her zaman olduğu gibi!) yükselişte olduğunu, Türk Müslüman olmanın üstünlüğün çok fazla belirgin olmaya başladığını, bunların demokratik bir ülkede kabul edilemez olduğunu dile getirip kimliksel tanınma ve eşit yurttaşlık talepleriyle oluşumlar kurmaya başladılar. Hrant Dink ve düşüncelerinden etkilenen Ermeni gençleri 2007’de Nor Zartonk’u, genel kimlik hareketlerinin oluşturduğu ortamdan ve Ermeni gençlerinin hareketinden etkilenen Yahudi gençleri de 2016’da Avlaremoz’u kurdular. Belirtmek gerekir ki, bu oluşumlar esnasında her iki grup da hareketleri içinde Müslüman yol arkadaşları edinmişlerdir. Bu platformlar kimliksel anlamda içe kapanık, popüler deyimle “cemaatçi” değillerdir. Tam aksine bu platformların öncüsü gençlerin geniş toplumla ilişkilerinin eski kuşaklara göre çok daha yoğun olduğunu söyleyebilirim. 

Bir önceki kuşakların deneyimledikleri 6-7 Eylül, Varlık Vergisi gibi dışlayıcı politikaların gençlerde yarattığı travmatik toplumsal hafızanın üzerine 2000’li yıllarda da Hrant Dink’in bir nefret cinayetine kurban gitmesi, 2003 sinagog saldırıları gibi yeni travmalar yaratan olaylar yaşanmıştır. Bir de bunların üzerine hala “adın değişikmiş, acaba nereden geldiniz”, “İsrail, ha yani sizinkiler…” gibi ifadelerle karşılaşmaları, İsrail’in hemen hemen her politikasının topluma antisemitizm ile geri dönüşü, gençleri, Avlaremoz gibi bir kimlik hareketini canlı tutmaya itmektedir! Avlaremoz, tüm bunlarla, her türlü ayrımcı ifadeyi, antisemit haberi ifşa ederek kınayan yayınlarıyla mücadele etmeye çalışmaktadır. 

Özellikle Devlet büyüklerinin gayrimüslim azınlık olmanın “affedilmesi gereken bir hal” olduğunun altını çizmesi gibi olaylar gayrimüslim azınlık kimlik hareketlerine ivme kazandırmıştır. Bu bağlamda 2014’te Erdoğan’ın sözleri önemlidir. Bilindiği gibi 2014 yılında katıldığı bir televizyon programında Erdoğan, kendisinin Türk olmadığı yönündeki söylentileri yalanlamak için şöyle demişti: “Bana çok çirkin iftiralarda bulunuyorlar, mesela Gürcü dediler çok daha çirkin şeylerle affedersin Ermeni olduğum söylendi.” Erdoğan, bu sözleri, ne tesadüftür ki 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hemen öncesinde sarf etmişti! O dönemde hem Nor Zartonk hem Avlaremoz bu ifadeleri fazlasıyla gündemine taşımış ve eleştirmişti. Hatta Avlaremoz’un sürekli medya ve sosyal medyadan örneklerle güncellenen “Afedersin Antisemit” adlı bir köşesi de bulunmaktadır. 

Bugün Avlaremoz kimlik hareketinin öncüleri, içe kapalı yaşamanın önyargıları daha çok arttırdığının, dolayısıyla kimliği tanıtmanın, özellikle Yahudi olmakla İsrailli olmanın çok farklı olgular olduğunu anlatmanın, elzem olduğunun farkındalar! Avlaremoz’un, bu konudaki cehalet yaygın olduğundan yanlışları düzetmek için 10 yıl boyunca büyük bir mesai harcamak zorunda kaldığının yakından şahitlerindenim. 

Kimlik hareketleri birbirini etkiler ve besler ancak aktörleriyle biçimlenirler. Bu platformların gençlik platformları olmaları, kimliğin korunması ve tanıtılması ve nefret söylemleriyle mücadele etmelerinden dolayı birçok benzer unsura sahiplerdir. Öte yandan bu platformlar özellikle aktörlerinin siyasi-kültürel kimlikleri ve düşüncel altyapılarıyla da kısmen ayrışmaktalar! Nor Zartonk’da Türkiye solunun içinden gelen Agos çevresinden hareketle ortaya çıkan dışa açılma sürecinin bir yansıması olarak Ermeni kimliğinin sorunlarının yanı sıra toplumsal sorunlara da yoğun eğilim söz konusudur! Avlaremoz’da ise genel olarak Yahudi kimliğinin sorunlarına ve son yıllarda hızla artan antisemitizmle mücadeleye yoğun bir şekilde odaklanıldığına tanık olunmaktadır. 

Örneğin, Avlaremoz’un, LGBTİQ+’ların sorunlarına değinmek gibi ülkedeki diğer dezavantajlı grupların sorunlarına dönem dönem hatta nadiren değinmeyi tercih ederken, Selahattin Demirtaş’ın, Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu veya kötü ekonomi yönetimi sonucu ortaya çıkan yoksulluk veya kadın cinayetleri, kadın erkek eşitsizliği gibi ülkedeki diğer öne çıkan meselelere ve antidemokratik sorunlara değinmemeyi tercih ettiğini görüyoruz. Örneğin Kürt sorunu Nor Zartonk’un gündeminden neredeyse hiç düşmezken Avlaremoz’da bu konuda bir “hassasiyet” kurulduğu 2016 yılından itibaren hemen hemen hiç görülmemiştir. 

Avlaremoz, sosyal medyanın anındalığını kullanmasıyla Yahudi cemaatinin Cumhuriyet’in kuruluşundan beri eşit yurttaşlık için geliştirdikleri çabalara hız kazandırmıştır. Öte yandan, Avlaremoz, toplumu neyin antisemitizm olup olmadığı konusunda da bilgilendirmeyi ve dolayısıyla bu anlamda farkındalık oluşturmayı hedeflemektedir. Platformda antisemitizme yoğunlaşmanın dışında, ayrıca Yahudi kimliğinin bu topraklardaki tarihi ve kültürel öğeler bağlamında tanıtılması üzerine çalışmalar yapılmaktadır. Örneğin, bir zamanlar Trakya’daki kentlerde Yahudilerin izi sürülmüş ve Trakya’nın toplumsal yaşamında Yahudilerin yeri hakkında sözlü tarih ve arşivlere dayanan bir dosya hazırlanmıştır. Bu bağlamda Cumhuriyet tarihi boyunca antisemitizm, azınlık karşıtlığı olaylar, 1942 Varlık Vergisi, 1934 Trakya Olayları dosya şeklinde incelenmiş ve kamuoyuna sunulmuştur.

Avlaremoz’da, bir diğer göze çarpan durum da Holokost üzerine yapılan haberlerin sıklığıdır. Avlaremoz’un Holokost’a fazlasıyla eğilmesinden hareketle denilebilir ki; Türkiye Yahudilerinin doğrudan yaşamadığı Holokost, Yahudi gençliği nezdinde kimlik oluşturucu bir kolektif hafıza unsuru olarak ortaya çıkmaktadır. Öte yandan, Avlaremoz’un Holokost’u, antisemitizmle mücadele bağlamında antisemitizmi ifşa etmek için kullandığını da söyleyebiliriz. Bu kanımca son derece gerekli bir çabadır çünkü toplumda Holokost konusunda farkındalık maalesef hala çok düşük düzeydedir. Antisemitizmi yaygınlaştıran bir etken de bu düşük düzeydeki farkındalıktır.  

Ermeniler ve Yahudiler, hâlâ tam yurttaş olarak görülmeyip “tehdit unsuru”, “küfür malzemesi” olarak ele alınabilmektedir. Sağ popülizmin yükseldiği dönemlerde bu durum daha da sık yaşanmaktadır. Yukarıda incelediğimiz bu gençlik örgütlenmeleri bu olguyu kabullenip bununla mücadele eden örgütlenmelerdir.

Avlaremoz gençleri, Yahudi cemaatinde sıkça dile getirilen sözcük olan ve hatta Cumhuriyet tarihi boyunca uygulanan ayrımcı ve dışlayıcı politikalar ve söylemler yüzünden zaman içinde cemaatçe içselleştirilmek mecburiyetinde kalınan “kayadez” (Ladino dilinde susalım) geleneğine karşı kendimizi korumak amacıyla görmezden gelinen kimliğimiz için “konuşmalıyız” diyorlar. Başka bir deyişle, Avlaremoz, dışa açılma ve dışlanmayla mücadeleyi strateji olarak benimsemiş bir gruptur. Platformun, antisemitizmin topluma anlatılması bağlamında etkisi önümüzdeki yıllarda muhtemelen artarak sürecek görünüyor. Hepimize kolaylıklar ve yakın zamanda -bu anlamda- işsiz kalacağımız, bu mücadelenin gereksiz olacağı günlere ulaşmayı diliyorum! 

[1]  Söz konusu kitabın künyesi için bkz. İNCEOĞLU G. Yasemin & ÇOBAN Savaş (der.), içinde Popülizm ve Medya, “Otoriteryen ve Popülist Dönemde Azınlık Kimliğini Savunmak; Nor Zartonk ve Avlaremoz Örneğinde Ermeni ve Yahudi Gençlerinin Sosyal Medya Platformları”, İstanbul; Ayrıntı Yayınları, 2023. ss. 375-403. 

Bu kategoride daha fazla: Avlaremoz 10 Yaşında!

Tümünü gör

Daha fazlası: Süheyla Yıldız

Tümünü gör
Hamasist mi, Hümanist mi? – Süheyla Yıldız

Hamasist mi, Hümanist mi? – Süheyla Yıldız

/