İçeriğe geç

Hamasist mi, Hümanist mi? – Süheyla Yıldız

Hamasist mi, Hümanist mi? – Süheyla Yıldız
Yayınlanma tarihi:

Beni bu yazıyı yazmaya yönlendiren neden, geçtiğimiz günlerde, platformumuzun Facebook hesabındaki bir paylaşımına yapılan yorumdur. Yorumda Anadolu topraklarının kadim dillerinden olan Ladino dilinde “konuşalım/konuşuyoruz” anlamına gelen “Avlaremoz” platformumuzun isminin, son zamanlarda İsrail’in Gazze’deki katliamıyla alakalı paylaşımlarına istinaden “Hamasist” (Hamas yanlısı) olarak değiştirilmesi önerilmekteydi. Maalesef yine “İsrail’i eleştirme tabusu” ile karşı karşıyayız!

2016 yılında kurulduğundan beri yazarı olduğum Avlaremoz hem yazılarımı yayınladığım platform hem de akademik hayatımdaki araştırma alanımdır. Bu nedenle benim için çok önemli olan bu platforma yapılan haksız ve mesnetsiz yaftalar beni çok üzdü…  Ancak bu yazıyı yazmamın bir önemli nedeni daha var…

Adı üstünde “konuşuyoruz!” adlı platformumuzda 2016’da yayımladığım bir yazımı çok severim. “Antisemitizmden nasıl kurtuldum!” adlı yazım, o dönem hem cemaat içinde hem de Türkiyeli diaspora Yahudilerince dikkate alınan bir yazı olmuştu. Öyle ki, bugün, platformumuz Avlaremoz, Türkiye Yahudilerinin tek gazetesi olarak kalan Şalom’dan hemen sonra gelen, kimlik ve kültür tanıtıcı ikincil bir yayın organıdır.

Avlaremoz’un yayınlarındaki öncelikli amacı, sitesinde ayrıntılı bir şekilde belirtildiği gibi, Türkiye’de ve dünyada Antisemitizmi anlatmak, bu toprakların kadim Yahudi kültürünü bazen bayramlarını kutlayarak bazen Anadolu’nun ve Trakya’nın yöresel Yahudi kültürlerini -örneğin Çanakkale Yahudiliğini hatırlayarak- anmaktır. Aynı zamanda farklı kimlikleri ve kültürleri tanıtıcı, ayrımcılığa, ırkçılığa dair yayınlar kurulduğu günden beri Avlaremoz’da istikrarlı bir şekilde devam etmiştir.

Dikkat edilen hususların başında bir etnik grubu diğer etnik gruplardan üstün görmemek gelmektedir. Holokost trajedisi tüm insanlığa bireylerin hangi din dil veya cinsel yönelimden gelirse gelsin eşit olması gerektiğini acı bir şekilde öğretmiştir. O nedenle, günümüzde artık açıkça tartışılan, “Müslüman olmayana karşı” olduğu kabul edilen, Türkiye Yahudilerini, Ermenilerini, Rumlarını yurtlarından “can”larından etmiş olan 6-7 Eylül gibi, Varlık Vergisi felaketleri de Türkiye’nin bizzat parçası olmadığı yani “Yahudilerini kamplara göndermediği” Holokostu da bu platforma emek verenler olarak anlattık. Gücümüz yettiğince nerede ve kimler tarafından yapılırsa yapılsın yanlışları, suçları eleştirdik. Görüldüğü gibi platformda insanlığa düşenin ayrımcılığa, zulümlere karşı ses çıkarmak olduğuna inanan bir yapı söz konusudur.

Bu noktada, tüm dünyanın gözü önünde Gazze’de yaşanan açlığa, kıtlığa, zulümlere ses çıkarmamak ne Avlaremoz’un yayın politikasına ne de zannımca insanlığa sığan bir harekettir! Ne mutlu ki bu platformun bir parçasıyım ve yine ne mutlu ki Hamasist değilim, değiliz!

Birazdan söyleyeceğimi şimdi söyleyeyim; Gazze’de yaşanan soykırıma varan uygulamalara ses çıkarmanın Yahudi olmakla/olmamakla bir alakası yoktur! Yahudi olmayan biri olarak, antisemitizmle nasıl mücadele ettiğimi yukarıda bahsi geçen yazımda anlatmıştım. Türkiyeli ve taşralı bir kadın olarak önyargısız bir şekilde yetişmek imkansızdı. Elbette ben de Sünni ve Türk olmanın “esas” olduğu bir eğitim ve öğretim yaşamıştım. Bu ayrımcı algım yüzünden kendi antisemitizmimden kurtulmak için çok çabaladım. 6-7 Eylül gibi geçmişte yaşanan Müslüman olmayana karşı olan ayrımcı uygulamaları ve politikaları öğrenmek, anlamaya çalışmak yani geçmişle yüzleşmek bu mücadelenin anahtarıydı.

Bence “yüzleşmek” ister kişisel ister toplumsal düzeyde olsun “güçlenmeye” yardım eder ve “öteki”yle diyalog kurmaya katkı sunar. Şu günlerde, bizi, sosyal medya hesaplarımızda “Yahudi geçinen soytarılar”, “Hamasist”, “Asimile olmuş Yahudiler” olarak eleştirenlere sesleniyorum; “milli birlik ve beraberliğe en çok muhtaç olduğumuz bu günlerde (…)!” anlayışının hiçbir işe yaramadığını o kadar iyi biliyoruz ki!

Demem odur ki; İsrail Devlet’inin bazı uygulamalarını eleştirmek antisemitizm yapmak değildir. Bir Yahudi’nin İsrail ordusunun Gazze’deki sivil halka yönelik saldırılarını eleştirmek ne Yahudi kimliğine ne de İsrail’e zarar verir. Tam aksine, hiçbir şekilde sesini çıkarmamak İsrail’in bugün dünya kamuoyunda kaybolan “meşruiyetine” katkı sunar. Ne yazık ki Türkiye Yahudi cemaatinin kimi bireyleri bu “kayboluş”a katkı sunmaktadır.

Oysa Gazze’de sivil halka yönelik katliamların, halkı açlığa mahkûm etmenin kınanmaması İsrail toplumuna da zarar verdiği için aynı zamanda İsrail toplumuna karşı ihanet olacaktır. Dikkat edilirse, İsrail’e karşı Hamas’ın 7 Ekim saldırıları sonrası oluşan evrensel düzeydeki dayanışma duygusu, yer yer nefrete varan bir kınamaya dönüştü. Bu değişimin nedeni; dünya kamuoyu (özellikle Batı) gözünde meşruiyeti ve etkisi gayet sınırlı olan Hamas’ın güçlü propagandasından değil, Netanyahu hükümetinin sivil halka yönelik şiddet eylemlerinden kaynaklanmaktadır. Aslında İsrail karşıtı propagandayı bizzat İsrail’in kendisi yapmaktadır! Yıllarca Filistin’i tanımayan ülkelerin artık Filistin’i tanıması hümanizm midir, hamasisizm midir?

Hümanizm, Yahudi düşünürlerin çok önemli katkılar sunduğu bir düşünce akımıdır. Avlaremoz platformunda ve diğer mecralarda yapılan ve aslında İsrail toplumunu ve dolayısıyla Yahudiliği önemseyen yayınlar için Hamasist yaftasını yapıştıranlara Hümanizm üzerine düşünmelerini ve yine bu katı tutumlarının neye ve kimlere zarar verdiği üzerine düşünmelerini içtenlikle öneriyorum.

Bu kategoride daha fazla: Arşiv

Tümünü gör
Çikolata ve Sefaradlar -  İvet Acu Güney

Çikolata ve Sefaradlar - İvet Acu Güney

Yazan İvet Acu
/

Daha fazlası: Süheyla Yıldız

Tümünü gör