İçeriğe geç

İsrail’i Yahudi Etiğini İhlal Etmekle Suçlamayın – Yakov M. Rabkin

İsrail’i Yahudi Etiğini İhlal Etmekle Suçlamayın – Yakov M. Rabkin
Yayınlanma tarihi:

Birçok insan, Yahudi olsun olmasın, İsrail’i Yahudi etiğini ihlal etmekle suçluyor. Daha bilgili eleştirmenler, görüşlerini kanıtlamak için Tanah’a, Talmud’a ve hatta Yahudi hukukunun çeşitli kodlarına atıfta bulunuyor. Ancak bu yanlış ve haksız bir yaklaşımdır. Filistin’in Siyonist işgalini yöneten David Ben-Gurion, neredeyse bir asır önce bu tür eleştirmenlere şöyle yanıt vermişti: “Biz, kendimizi geliştirme üzerine ince tartışmalar yapan yeşiva öğrencileri değiliz. Biz, bir toprak fatihiyiz, önümüzde demirden bir duvar var ve bu duvarı yıkmak zorundayız.”

Modern İsrail Devleti’ni kuran Siyonist liderler, geçmişle bağlarını koparmaktan gurur duyuyorlardı. Ben-Gurion’un bir başka sözünü hatırlayalım:

“Siyonizm, özünde devrimci bir harekettir… Yahudi halkının yaşamına ve İbrani tarihine dair Siyonist düşüncenin özü tamamen devrimcidir—bu, yüzyıllardır süregelen geleneğe karşı bir isyandır.” Onlar, Yahudilikten ve Yahudi geleneğinden açıkça ve meydan okuyarak kopmuşlardı. Kudüs İbrani Üniversitesi profesörlerinden Yeshayahu Leibowitz, Siyonist devletin kurucusunu tanıyan biri olarak, şu sonuca varmıştı:

“Ben-Gurion, Yahudiliği, Yahudi halkının tarihsel bir talihsizliği ve normal bir ulusa dönüşmesinin önündeki en büyük engel olarak görüyordu.”

Bir başka yaygın eleştiri ise şu soruda özetlenebilir: Hristiyan Avrupa’da katliamlar ve sürgünler yaşamış Yahudiler, nasıl olur da Filistinli sivilleri öldürebilir, aç bırakabilir ve yerlerinden edebilir? Bu soruya Vladimir Jabotinsky, daha 1910’da, “Homo homini lupus” (“İnsan insanın kurdudur”) başlıklı makalesinde yanıt vermişti. Mussolini’ye hayranlığıyla bilinen Jabotinsky, aynı zamanda bugün Benjamin Netanyahu’nun yönettiği partinin kurucusuydu (Netanyahu’nun babası da Jabotinsky’nin sekreteriydi). Jabotinsky şunları yazmıştı:

“Biz, bazı halkların çok acı çekmiş olduğu için daha anlayışlı ve merhametli olacağına dair pembe hayaller kurmaya eğilimliyiz. Onların vicdanlarının, yakın zamanda kendilerinin de maruz kaldıkları zulmü başkalarına uygulamalarına izin vermeyeceğini düşünürüz. Ancak daha yakından bakıldığında, bu sadece boş laflardan ibarettir… ‘Mısır’da siz de yabancıydınız, yabancıya baskı yapmayın’ cümlesi yalnızca Eski Ahit’te [Tevrat’ta] geçer. Günümüzün ahlakında bu yumuşak insancıllığa yer yoktur.”

Ben-Gurion ve Jabotinsky’nin mirasçıları, onların fikirlerini sadakatle hayata geçirmişlerdir.

Siyonizmin Yahudi tarihsel sürekliliğinde yarattığı kopuş iyi bilinir ve belgelenmiştir. Ancak insanlar hâlâ İsrail’i Yahudi ilkelerini ihlal etmekle suçluyor, Siyonizmi Yahudilikle karıştırıyor. Bazıları, İsrail’in “Yahudi devleti” olduğuna dair yanıltıcı iddiasına inanıyor; bazıları İsrail’i kutsal metinlerdeki kehanetlerin gerçekleşmiş hali olarak görüyor; bazıları ise İsrail’e karşı duygusal bir yakınlık besleyip hayal kırıklığına uğruyor.

7 Ekim 2023’teki Hamas saldırısından yıllar önce, ki bu saldırı Filistinlilere yönelik nefreti körükledi ve Gazze’de on binlerce bebek ve çocuğun ölümüne yol açtı, iki İsrailli haham, Yitzhak Shapira ve Yosef Elitzur, kitaplarında şunu savunmuşlardı:

“Bize zarar vereceği açıkça belli olan çocuklara zarar vermek makuldür. Bu durumda hedef alınması gerekenler onlardır.” Bu hahamlar, İsrail’de kök salmış görece yeni bir akım olan Ulusal Yahudilik’e (dati-leumi) mensuptu. 1967 Haziran Savaşı’ndaki İsrail zaferinden sonra filizlenen bu yeni inanç, ahlaki kaygıları ortadan kaldırıyor ve Siyonizme dini bir meşruiyet kazandırıyordu.

Ülkedeki Yahudi nüfusunun yalnızca beşte biri Ulusal Yahudilik akımının takipçisi olmasına rağmen, seküler, aşırı dindar veya geleneksel fark etmeksizin, birçok İsrailli bu ideolojinin etrafında birleşiyor. 2019’da, Ulusal Yahudilik akımının önde gelen isimlerinden Bezalel Smotrich, o dönem milletvekiliydi, bugün ise bakan: “Biz, bütün İsrail halkına enerji sağlayan nükleer reaktörüz.” Smotrich haklıydı, ancak bu enerji, son iki bin yılda gelişmiş Yahudilikle çok az ilişkiye sahip. Ulusal Yahudilik takipçileri, 20. yüzyılın ilk yarısında Avrupa’da radikal milliyetçiliği idealize eden hareketlerle daha fazla ortak noktaya sahip. Bu hareketlerin birçoğu, sonunda pogromlara ve soykırımlara katıldı.

Leibowitz, 1994’teki ölümünden önce, işgal altındaki topraklarda Filistinlilere saldıran dati-leumi milislerini “Yahudi-Naziler” olarak nitelendirmişti. Öngörüsünde haklıydı. Ancak sorun, isimlendirme değil. Sorun, modern İsrail’i doğru tanımlamaktır: İsrail, Yahudiliğin yozlaşmış bir sapması değil, vahşi bir Avrupa etnonasyonalizminin tehlikeli bir mutasyonudur. Dünya, İsrail’i bu çıplak gerçeklikle tanıdığında, onun cezasızlığına son verebilir.

Yakov M. Rabkin, Montreal Üniversitesi’nde Tarih Profesörü Emekli Öğretim Üyesi’dir ve birçok kitabın yazarıdır. İki yeni kitabı “Zionism Decoded in 101 Quotes” ve “Israel in Palestine” bu yıl yayımlanacaktır.

Etiketler: Arşiv Makaleler Manşet

Bu kategoride daha fazla: Arşiv

Tümünü gör
Çikolata ve Sefaradlar -  İvet Acu Güney

Çikolata ve Sefaradlar - İvet Acu Güney

Yazan İvet Acu
/

Daha fazlası: Yakov M. Rabkin

Tümünü gör