Lisya Anlatıyor: ”Kendileri de dışlıyorlar kendilerini, dolayısıyla tam olarak toplumun içinde göremiyorum”

IMG_7315

“Ben kendi kendime kimliğimin farkına varmazsam, insanlar neden benim farkıma varsın. Zaten, Yahudileri tanımamanın verdiği bir nefret duygusu var.”

Lisya, 2012 Yazında kendisiyle görüşme yaptığım sırada Üniversiteden yeni mezun olmuş 24 yaşında bir gençti. Sosyoloji eğitimini henüz tamamlamış olan Lisya, o sırada staj yapıyordu. Ona göre, Yahudiler için zamanla artmış olan bir dışlanma söz konusu. Lisya’ya göre, genel olarak Yahudiler de yıllar içerisinde oluşturdukları o korku temelli duvarları hala aşmakta zorlandıklarından dışa açılmakta çekingen davranıyorlar. O yüzden Lisya şöyle devam ediyor: “Kendileri de dışlıyorlar kendilerini, dolayısıyla tam olarak toplumun içinde göremiyorum.”

Yahudileri toplumun içinde nerede görüyorsunuz? Sizce Yahudilerin, toplumu oluşturan diğer unsurlardan farkı var mıdır? Varsa nedir/nelerdir?

Yahudileri, Türk toplumu içinde dışarıda görüyorum. Karşılıklı içselleştirilememiş bir durum söz konusu bana göre. Ben kendi adıma konuşursam, ben kendimi Türk Musevisi olarak hissediyorum her zaman. Birinci kimliğimi Türk olarak hissediyorum. Ama genel toplum adına konuştuğun zaman, bana göre bir taraftan başlamış olan ve zamanla artmış olan bir dışlanma söz konusu. Yani iki taraflı olan bir şey bu. Kendileri de dışlıyorlar kendilerini, dışarıdan bir etkenle de dışlanıyorlar.

Dolayısıyla toplumun içinde tam olarak göremiyorum. Yani ben hiçbir zaman kendi kimliğimi sokakta söylemekten çekinmiyorum ama etrafımdaki bir sürü insan o kimliğini söyleyemiyor. Eğer Davut yıldızlı kolye taktıysa saklıyor ya da ismi benim gibi Yahudi ismiyse söylemiyor. O yüzden bütün bu unsurlardan dolayı birazcık dışında görüyorum, tam içinde değil.

Ama kendi adıma her zaman toplumun bir parçası olduğumu düşünüyorum. Kendimi gayet Türk hissediyorum. Musevilik benim dinim, böyle görüyorum. Toplumda azınlık olmanın verdiği dine bağlılık hissediyorum. Bayramları yaparım, Cuma akşamları ailemle yemek yerim falan. Bunların sebebi bence büyük bir toplumun içinde küçük bir gruba ait olmayla ilgili. Belki İsrail’de yaşayan bir Musevi olsaydım bu kadar dikkat etmeyecektim.

Yahudilerin, toplumu oluşturan diğer unsurlardan farkı vardır bence. Her azınlık, kendi içinde belli gruplar tarafından farklı şekillerde görülüyor veya dışlanıyor veya seviliyor. Yahudiyi çok sevip de Ermeniyi hiç sevmeyen de olabilir. Ermeniyi çok sevip Yahudiden nefret eden de olabilir.

Sonuç olarak, farklı etnik gruplara dâhil olup farklı dinlere sahip olduğumuz için bence bu toplumda tabii ki de farkımız var. Kesinlikle ve kesinlikle farklı şekillerde sevilip, farklı şekillerde dışlanıldığımızı düşünüyorum. Aynı bakış açısı yok insanlarda bana göre. Bir grup insan vardır ki hakikaten Ermeniyi hiç dışlamaz kardeşi gibi görür, mesela Hrant Dink’te herkes “Biz Hrant’ız” falandı ama bir grup nefret etti bu olayın olmasına.

Bunu tamamen yetiştiriliş biçimi, gittiğin okullar, eğitim şekli etkiliyor bence. Çünkü belki Anadolu’da yaşayan adam hiç Yahudi tanımadıysa, Yahudiyi üç kulaklı beş burunlu biri de sanıyor olabilir. Ama öyle değil de A. Üniversitesine hasbelkader benle aynı senede giren ama hayatında hiç Yahudi tanımamış olan arkadaşlarım beni tanıyıp ‘aaa Yahudiler iyimiş ya’ falan diyebiliyorlar.

Yahudileri tanımamanın verdiği bir nefret duygusu oluşuyor, o da garip bana göre. Bir insan tanımadığı bir şeyden nasıl nefret edebilir… Ama eder belki de ya da korkar… Genel boyutta bakarsak, en basit şekilde düşündüğümüzde fark yok deriz. Deriz ki; azınlık gruplar bunlar, toplumun çoğunluğunu Müslümanlar oluşturuyor ve dolayısıyla bu azınlık kesim birbirinden ayrılmayan bir şekilde biraz daha dışarıda kalıyor diyebilirim. Ama daha içerisine girersek dediğim gibi farklı farklı düşmanlıklar, farklı farklı sevgiler, farklı farklı iletişimler söz konusu.

Sizce günümüz Yahudi kimliği neye/nelere dayanmaktadır? (Örneğin dilin, dinin, kültürün önemi nedir?) Sizce bu kimlik modernleşme sürecinde değişmiş midir? Değiştiğini düşünüyorsanız bu değişimi nasıl yorumluyorsunuz? Sizin Yahudi kimliğiniz neye, nelere dayanmaktadır?

Bana göre Yahudi kimliği, aynen bütün bunlara dayanıyor yani dile de, dine de, kültüre de. Ancak bence en çok kültüre dayanıyor. Modernleşme sürecinde değişim oluyor. Herkesin gitmek istediği yön değişiyor. Ama din değildi bence bu. Musevi kimliği kültüre daha çok dayanıyor. Cuma akşamı Şabat yemeği yeriz. Bu, zamanında dinden çıkmış bir şey ama bu kültürel bir durum. Din kaynaklı ama kültürel kimlik.

Ben Musevi kimliğimi günlük hayatımda hissediyorum. Çok değişik dinden insanlarla temas içinde olduğum için kendi kimliğimi daha çok hissediyorum. Özel olarak çok dikkat etmesem de, örneğin kaşerut kurallarına uymaya çalışırım, kipur orucu tutarım. Sinagoga gider dua ederim, dine çok bağlı sayılmasam da, kendi kimliğim de birazcık dine dayanıyor açıkçası aslında. 1 günlük oruç çok zorluyor beni ama bu, bana haz veriyor. Büyükada’ya gittiğimde de çok fazla hissediyorum kimliğimi.

Kendimi hep Türk Musevisi hissediyorum. Benim Türk kimliğim de çok baskın. Yahudilik bir ırktır, Musevi olmak bir dindir. Ben kendimi ciddi Türk hissediyorum burada doğmuş biri olarak, yurt dışında Türk kimliğime hakaret edildiği zaman da sinirleniyorum. Gazete de Yahudiliğe karşı hakaretler olduğunda da sinirleniyorum. Ama bu çift kimliklilik insanı karmaşaya sürüklüyor.

Sizce Yahudiler arasında, Yahudi kimliğine bakış konusunda, kuşaklar arasında farklar var mıdır? Varsa bu farklılıklar nedir? Nedenleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kuşaklar arasında çok ciddi farklar var. Benim Anneannem Çanakkale’den kovulmuş, kocasının bütün ailesi Aşkale’de çalıştırılmış. Babasının arsaları ellerinden alınmış. Bunları yaşamış bir insanın Türk kimliğine bakış açısı çok farklı olur. Böylesine biriyle ben karşılaştırılamaz dahi. Benim Türk kimliğim ona nazaran çok daha kuvvetlidir.

Annem Ladino bilir, anneannem de biliyor elbette. Ama ben bilmiyorum. Annem bize öğretmedi. Babam sevmez bu dili, uydurma olduğunu düşünüyor. Annemle anneannem arasındaki fark, benimle annem arasındaki farktan az. Anneannem için onun Yahudi kimliği çok daha öndedir. Bende öyle değil, bende Türk ve Yahudi kimlikleri aynı.

Yahudi kimliğime karşı düşmanlık, taşkınlık seviyesine ulaşınca rahatsız oluyorum, üzülüyorum. Bence karşılıklı bir dışlama var. Kendi kimliğini bu dünyada sildirmem uğraşı dışlanmaya neden oluyor. İyi olanı dışlarlar insanlar, çünkü insanlar kıskançtır.

Yahudi kimliğinizden ötürü hiç dışlandığınızı düşündünüz mü, kurum ya da kişilerden baskı gördünüz mü? Bu konularda sizden önceki kuşaklardan daha şanslı mı, daha şanssız mı olduğunuzu düşünüyorsunuz? Yoksa zamanla değişen bir şey olmadığını mı düşünüyorsunuz?

Ben kendi şahsıma dışlandığımı henüz hissetmedim. Bu, ait olduğun çevre ve gittiğin okullarla da alakalı. Ben Zeytinburnu Lisesine gidersem dışlanırım elbette. Belki iş dünyasında dışlandığımı hissedeceğim. İş dünyasında muhtemeldir çünkü bu. Yani büyük yerlerde çalışıp büyük temaslar kurarsam hissederim. Yahudi olmaktan dolayı yüzde yüz hissederim gibime geliyor.

Çünkü etrafımdaki çok insan bunu hissediyor. İş yapmayı kesiyor mesela bir anda adam senin Yahudi olduğunu duyunca. Eğer o sırada bir şey olduysa, politik olarak ortada bir sorun söz konusuysa, ‘bu adam Yahudi ben bu adamla iş yapmayacağım’ diyor. Çok üzücü aslında, saçma yani.

Son 5-10 yılda bu ülkede Yahudi düşmanlığı artmıştır. Ama dünyadaki düşmanlığa bakarsak biz burada huzur içinde yaşıyoruz. Bundan sonraki kuşaklar kesinlikle daha şanssız bütün bu bahsettiğim tarihsel süreçten dolayı. Annemler bana göre daha şanslıydı. Annem 1956 doğumlu. Sanki şimdi daha şanssızlık var. O zaman daha farklı sorunlar vardı. Din kavramı geride kalmıştı. Ananemin dönemine göre tabii ki de biz daha şanslıyız. Ananemin Yahudi kimliği ile alakalı şanslı bir durumu yok.

Yahudi kimliğinin yaşanması ve aktarılması konularında eksiklikler/sorunlar var mıdır? Var olduğunu düşünüyorsanız bu sorunları kimler ve nasıl çözebilir?

Ben küçükken Yıldırım Kulübüne giderdim. Bilinçli aileler çocuklarına Yahudi kimliğini aktarıyorlar. Bunu aktarmak zor değil. Oruç tutmayan bir Yahudi genci beni sinirlendiriyor. Bunu öğretmeyen aileler beni sinirlendiriyor. Torah eğitimine gittim Ortaköy’e. İbranice okumayı öğrendim orada. Ama sonuç olarak, bana bugün verilen kimliğimi ailem verdi.

Büyükada da verdi bu kimliği bana. Ada çok güvenliydi ve sosyalleşerek büyüdük. Gece 9-10’a kadar sokaktaydık. Bu sosyalleşme imkânı benim Yahudi kimliğimi güçlendirdi.

Bence aile bilinçsizse, kimliğin aktarılmasında sorun var. Çünkü etrafımızda Yahudi kimliğinden vazgeçmiş, geri plana atmış insanlar var. Niye geriye atar ki? Bana bilinçsizce geliyor. O benim tarihimin bir parçası. Ben çocuğuma da aktarmalıyım. Ben kendi kendime kimliğimin farkına varmazsam, insanlar neden benim farkıma varsın.

Ladino dilini konuşuyor musunuz? Yahudi edebiyatından eserler okuyor musunuz? Yahudi tarihi ve dünyadaki Yahudi toplulukları hakkında okuyor, film, belgesel izliyor musunuz? Türkçe, İngilizce, Fransızca vs. dillerde yazan Yahudi yazarları takip ediyor musunuz? Yahudi müziği dinliyor musunuz (kimler, türler) ?

Konuşamıyorum Ladino. Paula Coelho okuyorum şuanda. Ama özel olarak Yahudi olduğu için değil. Özel olarak Yahudi belgeseli izlemiyorum. Kendi kimliğimle alakalı şeyler elbette izlerim, ilgimi çeker ama özel olarak çok değil. Zaten var hayatımda bunlar. Nasıl Türk filmini görünce izliyoruz, bunun için özel çaba harcamıyoruz. Yahudi müziğini de ara sıra, özel günlerde dinlerim. Enrico Macias, konserinde Yahudi şarkısı söyleyince hoşuma gitti mesela.

Yahudi kurumlarının kültürel faaliyetlerine katılıyor musunuz? Sizce bu faaliyetler gençlere hitap ediyor mu? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Kasım ayında Musevi Lisesi’nde Limmud günü olur. Bu, 2 günlük kültür aktivitesidir. Makyaj, dans kursu, aynı zamanda da Yahudi tarihi de aktarılıyor. Bu sene Ahmet Kuyaş da gelecek. Eskiden 2. Dünya Savaşından kurtulmuş insanlar geliyordu. 3-4 senedir gidiyorum, çünkü daha önce bilincim yoktu.

Evet, bence bu faaliyetler gençlere hitap ediyor. İsteyen istediğini yapar ama ben kendi açımdan, derneğe gitmekten hoşlanmıyorum. Bana bir şeyler verdiğini düşünmüyorum. Bana çok cazip gelmiyordu eskiden de. Erol, Selim daha çok zevk almışlardır buralardan. Çünkü onlar benden 3-4 yaş büyüklerden. Ben bu kadar özelleştirilmiş şeyleri sevmiyorum. Rotary’e gitmek de bana cazip gelmiyor. Ben bu hiyerarşik durumu sevmiyorum. Ben dernek ortamını sevmiyorum.

Yahudi eğitim kurumlarında eğitim gördünüz mü? (Bunlardan birinde öğrenim görmemiş olsanız bile) bu kurumların Yahudiler arasındaki ilişki ve Yahudi kimliğinin aktarılmasında oynadığı rol hakkında ne düşünüyorsanız?

Hayır, görmedim. İlkokulu, ortaokulu normal özel okullarda okudum. Rol, tabii ki de oynuyordur. Ama benim bu okullarda eğitim görmemem, beni daha az Yahudi yapmaz. Sırf Musevilerin okuduğu okullarda okumak pozitif rol oynamaz bence. Çünkü farklı kültürlerin olduğu yerler insana çok şey katar. Farklı insanlar tanımak benim için çok önemli. Olursa çocuğumu da Yahudi okulunda okutmak istemem.

Sizin için Sinagog neyi temsil ediyor? Sizce Yahudi dini kurumlarının ve faaliyetlerinin Türkiye’de Yahudi kimliğinin yaşatılmasındaki rolü nedir?

Benim için sinagog, düğünlerin yapıldığı, dua edilen bir yer. Dinsel rolü büyük tabii. Çünkü orda herkesin birlikte olduğu bir ortam var. Bir enerji var. Bu insanlar aynı ortama gelince, kimlik kaybının önüne geçiliyor.

500 yıl, 500. Yıl Vakfı ve müzesi hakkında düşünceleriniz nedir?

500 yıl deyince, İspanya geliyor aklıma. Başka fikrim yok.

 

e-mail: yildizsuheyla@gmail.com

Bunları da beğenebilirsiniz...