Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi (kısaca BM Kadın Birimi), 17 Nisan 2026’da “Gazze'deki Savaşın Kadınlar ve Kız Çocukları Üzerindeki Maliyeti” başlıklı yeni bir savunuculuk özeti yayımladı.
Ekim 2023 - Aralık 2025 arası dönemi kapsayan savunuculuk özetinde, Gazze’de en az 38.000 kadın ve kız çocuğunun öldürüldüğünün altı çiziliyor.
“Gazze'deki önceki savaşlarda görülmemiş seviyelere ulaşan kadın ve kız çocuk ölümleri, şiddetin yoğunlaştığı dönemlerde zirveye çıktı. Ateşkes anlaşmasına rağmen kadın ve kız çocuklarının öldürülmesi devam ediyor.”
Rapora göre, Gazze’de Ekim 2023 - Aralık 2025 arasında en az 71.200 kişi hayatını kaybetti. Gerçek sayının çok daha yüksek olabileceği belirtilirken ölümlerin yarısından fazlasını kadınlar, çocuklar ve yaşlılar oluşturdu. Bu süreçte, en az 22.000 kadın ve 16.000 kız çocuğu öldürüldü. Kadın ve kız çocuklarının toplam ölümler içindeki oranı önceki dönemlere göre %15 (2008-2009) ve %22 (2014) arttı. Özellikle Ekim 2023’ü takip eden ilk altı aylık yoğun bombardıman sırasında ölümler en üst sayılara ulaşırken bu dönemde kadınlar ve çocuklar tüm ölümlerin yaklaşık üçte ikisini oluşturdu. Sivil altyapıların hedef alınmasıyla 1,9 milyon kişi yerinden edildi; sığınaklar ve UNRWA tesisleri dahil güvenli kabul edilen alanlar da saldırıya uğradı. Rapora göre, ateşkese rağmen kadın ve kız çocuklarının öldürülmeye devam etmesi, Gazze’de siviller için fiilen “güvenli hiçbir yer” kalmadığını ortaya koyuyor.
“Kadınlar ve kız çocukları, yaralanma istatistiklerinde büyük ölçüde görünmez kalmakta; bu da savaşın uzun vadeli cinsiyete dayalı etkisinin anlaşılmasını sınırlamaktadır.”
Rapora göre, Gazze’de yaralanmalar ölüm sayılarını sürekli aşmasına rağmen verilerin cinsiyet ve yaşa göre ayrıştırılmaması, kadınlar ve kız çocukları üzerindeki uzun vadeli etkilerin görünmez kalmasına yol açıyor. Ekim 2023 - Ekim 2025 arasında, özellikle 2023 sonu ve 2025 ortasında çatışmaların yoğunlaştığı dönemlerde yaralanmalar keskin biçimde arttı. Dünya Sağlık Örgütü, yaklaşık 42.000 kişinin yaşam boyu rehabilitasyon gerektiren ağır yaralarla yaşadığını tahmin ediyor. Ayrıştırılmış veri eksikliğine rağmen, en iyi senaryoda dahi yaklaşık 11.000 kadın ve kız çocuğunun kalıcı yaralanmalarla yaşadığı öngörülüyor. Bu veri boşluğu, savaşın toplumsal cinsiyete dayalı uzun vadeli etkilerini anlamada ciddi bir “kör nokta” yaratıyor.
“Yerinden edilme döngüleri, kadınlar ve kız çocukları için cinsiyete dayalı ve sağlığa ilişkin riskleri derinleştirmiştir.”
BM Kadın Biriminin bulgularına göre, Gazze’de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail Savunma Güçleri tarafından verilen 150’den fazla tahliye emri, kadınlar ve kız çocukları için tekrarlayan yerinden edilme dalgaları yarattı. Yaklaşık 1 milyon kadın ve kız çocuğu yerinden edilirken birçoğu dört kereden fazla göç etmek zorunda kaldı. Hamileler, engelli kadınlar ve haneleri yöneten kadınlar orantısız biçimde etkilenirken çoğu zaman yetersiz destekle ve güvensiz koşullarda, çoğunlukla yürüyerek aşırı kalabalık alanlara yönlendirildiler. Bu durum; koruma ve sağlık risklerini artırırken gıda, su ve sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlanması, kadınları temel ihtiyaçlardan feragat etmeye zorladı. Hijyen malzemelerinin tükenmesiyle 2025 ortasında menstrüasyon ürünleri, ihtiyacın yalnızca küçük bir kısmını karşılayabildi; bu da enfeksiyon ve uzun vadeli üreme sağlığı sorunları riskini artırırken, çöken sağlık sistemi nedeniyle zamanında bakım erişimini de ciddi biçimde sınırladı.
“Çatışma sırasında üreme sağlığı hizmetlerinin sistematik olarak çökmesi, kadınlar ve kız çocukları için riskleri artırmaya devam ediyor.”
Gazze’de savaş, üreme sağlığı hizmetlerinin sistematik çöküşüyle kadınlar ve kız çocukları için ciddi riskler yarattı: Ekim 2023 - Ekim 2025 arasında sağlık tesisleri ve ambulanslara en az 927 saldırı düzenlendi, Eylül 2025 itibarıyla 358 üreme sağlığı hizmet noktasının yalnızca %37’si çalışır durumda kaldı. Tek tüp bebek merkezi olan al-Basma IVF Merkezi’nin yıkılması, binlerce aile için üreme seçeneklerini ortadan kaldırırken Mart 2025’te günde yaklaşık 130 doğum gerçekleşti ve bunların dörtte birinden fazlası sezaryen oldu. Kapasitesi çöken sağlık sistemi nedeniyle anneler ve bebekler erken taburcu edildi; doğum sonrası bakım, Dünya Sağlık Örgütü standartlarının altında kaldı. Artan yetersiz beslenme, düşük doğum ağırlığı ve anne ölümleri riskini yükseltirken yenidoğan yoğun bakım üniteleri, kapasitesinin iki katına kadar çalıştı. Çok sayıda kadın, güvensiz ev doğumlarına zorlandı ve aile planlaması ile acil bakıma erişemedi. Ateşkese rağmen haftada yaklaşık 15 doğum, hastane dışında gerçekleşmeye devam ederken hizmetlerdeki yıkım, kadınların bedensel özerkliğini ve uzun vadeli yaşam koşullarını tehdit eden toplumsal cinsiyet temelli bir şiddet biçimi olarak tanımlanıyor.
“Açlık ve gıda güvensizliği felaket boyutlarına ulaştı ve bu durum özellikle kadınları ve çocukları orantısız bir şekilde etkiliyor.”
BM Kadın Biriminin raporuna göre, Gazze’de savaş, nüfusun %93’ünün (Nisan-Mayıs 2025) akut gıda güvensizliği yaşadığı ve en az 640.000 kişinin “felaket” düzeyinde açlık koşullarına sürüklendiği derin bir kıtlık krizine yol açtı. En az 369 kişi yetersiz beslenmeden hayatını kaybederken, 49.500 çocuk tedavi altına alındı ve 97 çocuk açlıktan öldü. Temmuz 2025 itibarıyla hamile ve emziren kadınların yaklaşık %40’ı yetersiz beslenirken, 500.000 kadın ve kız çocuğu açlık riski altında kaldı. Gıdaya erişim dahi ölümcül hâle gelerek dağıtım noktaları çevresinde yaklaşık 2.600 sivil öldürüldü, 19.182 kişi yaralandı. Integrated Food Security Phase Classification verilerine göre, ateşkes sonrası da kriz sürüyor: Aralık 2025 - Nisan 2026 döneminde 1,6 milyon kişi kriz seviyesinde veya daha ağır gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalacak; yaklaşık 37.000 hamile ve emziren kadın ile 101.000 küçük çocuğun (50.000’i kız) akut yetersiz beslenme tedavisine ihtiyaç duyması bekleniyor.
“Gazze'de kadınların yönettiği hane sayısındaki artış, kadınlar ve kız çocukları üzerindeki uzun vadeli sosyal ve koruma yüklerine işaret ediyor.”
Gazze’de savaş, hane yapısını köklü biçimde değiştirerek kadınların üzerindeki bakım ve geçim yükünü artırdı. Ekim 2023’ten bu yana ölümlerin %48’ini erkeklerin oluşturması, kadınların fiilen hane reisi olduğu hanelerin sayısını 58.600’ün üzerine çıkararak toplam hanelerin yaklaşık %14’üne ulaştırdı (savaş öncesi bu oran %9’du). Kadınların yönettiği haneler daha yüksek oranda yerinden edilirken (%88’e karşı %77), erkek aile üyelerinin kaybı gıda, barınma ve güvenliğe erişimi zorlaştırdı. Öte yandan, kadınlar mülkiyet haklarında da ciddi kayıplar yaşadı: Han Yunus ve Refah’ta kadınların %83’ü, Gazze’de %71’i mülkiyet belgelerini kaybettiğini bildirirken, %48–80’i mülkiyet talep ettiği sırada ayrımcılıkla karşılaştığını ifade etti.
“Eğitim altyapısının tahrip edilmesi kız çocuklarının öğrenimini, güvenliğini ve gelecekteki fırsatlarını tehdit ediyor.”
Gazze’de savaş, eğitim altyapısını neredeyse tamamen çökertti: Okulların %97’si hasar görürken, 564 okul binasının 518’i yeniden inşa ya da büyük onarım gerektiriyor; 35 üniversite binası yıkıldı, 57’si hasar aldı. Yüzlerce okulun sığınak olarak kullanılmasıyla birlikte 328 binden fazla kız ve 330 binden fazla oğlan çocuğu doğrudan etkilendi. Eğitime erişimin kesilmesi, özellikle kız çocukları için erken evlilik ve çocuk işçiliği riskini artırırken, öğretmenlerin çoğunun kadın olması nedeniyle kadınlar için önemli bir istihdam alanı da ortadan kalktı. Uzmanlara göre, okullar yeniden açılsa dahi travma ve geçim baskısı nedeniyle birçok çocuk eğitim dışında kalmaya devam edecek; bu durum, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini derinleştirerek kadın ve kız çocuklarının ekonomik ve kamusal hayata katılımını uzun vadede zayıflatacak.
BM Kadın Birimi; ateşkesin korunması, hesap verebilirliğin sağlanması, uluslararası hukukun uygulanması ve insani yardımın artırılması çağrısında bulundu. Beş maddelik çağrıda şu noktalar yer aldı:
Gazze’de ateşkesin korunmasına yönelik uluslararası çağrılara kulak verin ve ateşkesin tüm şartlarına tam uyumu sağlayın.
Sivillerin ve sivil altyapının korunması da dahil olmak üzere, uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukukuna tam uyumu sağlayın ve adil ve kalıcı bir barışa elverişli koşulları destekleyin.
Gazze’deki tüm Filistinlilere yönelik, kadınlar ve kız çocuklarının toplumsal cinsiyete özgü ihtiyaç ve önceliklerini gözeten kapsayıcı ve çok sektörlü hizmetleri içeren, acil, engelsiz ve geniş ölçekli insani yardımın sağlanmasını temin edin. Aynı zamanda, toplumsal cinsiyete duyarlı iyileşme ve yeniden inşa süreçlerinin temellerini atın.
İşgalin ve savaşın Gazze’deki kadınlar ve kız çocukları üzerindeki toplumsal cinsiyet temelli etkilerine dair veri ve analizlerin artırılmasına yönelik çabaları güçlendirin. Bu, kadınlar ve kız çocuklarının maruz kaldığı uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları ihlallerinin belgelenmesini iyileştirerek, iyileşme ve yeniden inşa süreçlerinde hesap verebilirliği desteklemeyi içerir.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1325 sayılı kararı ve ilgili sonraki kararların ulusal düzeyde uygulanmasını ilerletin. Böylece, Filistinli kadınların barış inşası, iyileşme ve yeniden inşa süreçlerindeki rolünü güvence altına alın ve adil ve kalıcı barış çabalarının parçası olarak adalete, başvuru yollarına ve tazminata erişimlerini sağlayın.