Şarkıcı Yaşar İpek, sosyal medyada yaptığı paylaşımda "Sokağa Yahudi avına çıkalım, şahsen ben sokakta gördüğüm ilk Yahudi’yi Allaha’a yemin olsun hastanelik edene kadar elime alacağım” demişti. Türkiye Hahambaşılığı Vakfı'nın şikayetiyle yargılandığı davada 3 yıl hapis cezası aldı. Bu ceza İsrail’i eleştirdiği için değil, Türkiye’de yaşayan bir halkı hedef gösterip nefret suçu işlediği içindi.
Yaşar İpek'le dayanışma gösteren basın organları da antisemitizm ve İsrail’in işlediği savaş suçlarını harmanlayarak kendi nefret politikalarını uyguluyorlar.
Yaşar İpek, İsrail’in şiddetine karşı çıkarken bile bir halkı hedef gösteren şiddet yanlısı bir ırkçıdır. Aldığı cezanın İsrail’i eleştirmekle alakası olmadığı açıktır. İsrail'in Gazze’deki soykırımı genişletip Batı Şeria’da pogromlarını gündelik haline getirirken, antisemitizmin de artışına şahit oluyoruz.
Türkiye'de azınlıklara yönelik nefret söylemleri çoğunlukla cezasızlıkla ödüllendiriliyor. İpek'in davası kantarın topuzunun kaçtığı bir örnek için mahkemelerin tepki göstermesi olarak anlaşılabilir. İsrail ise bu konuda Türkiye'den daha ileri bir seviyede: "Araplara ölüm", "İntikam", "Köyünüz Yansın" gibi Filistinlere karşı ırkçı sloganlar hem özgürce ifade edilebiliyor, hem de bu ırkçı kitleler kamuoyu önünde hakir görülmüyor.
Mazlumların sesi olmaya devam edeceğini dile getiren İpek, maalesef Türkiye’de yaşayan, gittikçe azalan ve sürekli tehdit altında yaşayan bir topluluğun kolayca hedef haline getirilebileceğini görememektedir. Mazlumların sesi olmaya tabii ki devam etsin ancak "gördüğü ilk Yahudiyi hastanelik etmeden."