Sefaradlara Karşı Ayrımcılık Yahudi Birliğini Sınıyor

Park Avenue Sinagogu’ndaki forumdan bir kare

İsrail’de ve Amerika’da Mizrahi/Sefarad Yahudilerin hikayesi es geçildi.

Kaynak: Times of Israel, Gary Rosenblat, 15 Mayıs 2019

Çeviri: Nesi Altaras

Ödüllü İsrailli yazar ve gazeteci Matti Friedman’a göre son kitabında Arapça konuşan küçük bir grup Yahudi ajanın 1948 öncesi İsrail’deki hayatlarını konu almasının iki sebebi vardı. Mayıs’ta toplanan 400 kişilik bir forumda bunun ilginç bir konu olduğunu söyledi. Daha derin bir nokta ise, kitapta sıklıkla unutulan Mizrahilerin – Arap ve Müslüman ülkelerden gelen Yahudilerin – İsrail’in kuruluşundaki rollerini anlatıyor.

Friedman bu forumda Shalom Hartman Enstitütsü’nden Mijal Bitton ile konuşuyordu. Konuşmaları bana Yahudi toplumun, bu gazete dahil olmak üzere, tüm Amerikalı Yahudilerin Aşkenaz olmadığını unutmaması gerektiğini hatırlattı.

Park Avenue Sinagogu’ndan Rabi Charles Savenor’un yönettiği forumda Bitton ve Friedman Mizrahilerin İsrail nüfusunun çoğunluğunu oluşturmasına rağmen devletin Siyonist tarih anlatımının hala Aşkenaz bir bakışla oluştuğunun altını çizdi. Fikir babası Viyana yerlisi Theodor Herzl’den Rusya ve Doğu Avrupa’dan 20. yüzyılda Nazi Avrupası’ndan kurtulanların göçmen dalgalarına kadar devletin kuruluş tarihi Aşkenazlarını merkeze alıyor. Arap ve İslam dünyasından İsrail olacak yere kaçan yüz binlere ancak ikincil bir ilgi var.

Friedman’ın methedilen kitabı Ülkesiz Ajanlar: İsrail’in Doğuşunda Gizli Hayatlar (Algonquin Yayınları) 1940’lar Filistin’inde yaşayan dört genç adamın çifte kimlikli hayatlarına ve ülke kurmak için aldıkları risklere odaklanıyor. Bu karakterlerin karmaşasını anlatırken şöyle diyor: ‘Arap ülkelerden Yahudi mülteciler Yahudi toplumlardan Arap mülteciler gibi davranıyordu.

Arapça konuşan toplumlardan yeni doğan ve sonra Mossad’a evrilecek olan Yahudi haberalma gayretine katıldılar. Bu genç adamlar Şam, Beyrut ve başka düşman yerlerinde Arap gibi göründüler ve bir dil sürçmesinin ölüm demek olduğunu bilerek yaşadılar.

Sadece ajan olarak farklı kimliklere boğuşmuyorlardı, ayrıca İsrailli olarak kabul edilmekte de zorlanıyorlardı.’ dedi Friedman. O dönemde İsrail’deki Yahudi toplumunun yüzde doksanı Aşkenaz’dı.

Kanada’dan İsrail’e 24 sene önce, 17 yaşında taşındığı zaman Aşkenaz anlatımın bugün İsrail’in hikayesini tam olarak açıklayamadığını söyledi ve anlatılmasını gereken hikayeler olduğunu açıkladı. Ailesi Suriyeli, Faslı ve İspanyol olan Bitton, Friedman’ın kitabını okumanın duygusal bir deneyim olduğunu söyledi ve onun için şu soruyu akla getirdi: ‘neden bu hikayelerin anlatılması bu kadar sürdü?’

Bugün İsrail toplumunda hala Aşkenaz/Mizrahi ayrımı var ve ayrımcılığı bitirmek için ilerlemelerimizi kutlamak ve eksiklerimizi fark etmek zorundayız.

İlerici bir feminist olarak Sefarad toplumlara Batılı bir bakışla bakmayı reddediyorum’ diyor Bitton. ‘Eğer gerçekten çeşitlilik istiyorsak bazen bizi rahatsız eden sesleri de dinlemek zorundayız.’

Bu mesaj beni etkiledi ve New York Üniversitesi’nde ABD Sefarad toplumu üzerine doktora tezi yazan Bitton’la iletişime geçtim. ABD’deki Aşkenaz-Sefarad ayrımından ve nasıl kapanacağından bahsettik. Önce konunun karmaşık olduğundan bahsettik. Mizrahi terimi bile bunlardan biri. Bu terim genelde İsrail’de Arap ve Müslüman dünyadan gelenler için kullanılıyor. Sefarad ise Aşkenaz olmayan Amerikalı Yahudileri genelde kapsıyor. Bazılarının geçmişi İber Yarımadası’na, bazılarıysa Ortadoğu v Kuzey Afrika’ya uzanıyor.

‘Sorunun bir kısmı Amerika Yahudilerinin Sefarad ve Mizrahilerin geçmişi hakkında çok az şey bilmeleri’ dedi Bitton. […]

‘Neden Siyonist olarak sorumluluklarınu ciddiye alan Amerikalı Yahudiler İsrail ile ilgili zor sorulardan kaçıyor? Neden Mizrahilere özellikle devletin ilk yıllarında olan ayrımcılıkla ilgili konuşmuyorlar?’

Bitton İşçi Partisi yönetimindeki İsrail döneminden nostaljiyle bahseden Amerikalı Yahudilerin neden Ben-Gurion ve ardıllarının devletin ilk 30 yılındaki siyasetlerini hiç eleştirmediğini sorguladı. Bu siyasetler Arap ve Müslüman ülkelerden göçmen dalgalarını destekledi ancak ülkeye varınca onlara ikinci sınıf muamelesi yaptı, maabarot denilen ilkel çadır kentlere yerleştirdi ve diğer göçmenlere kıyasla uzak yerlerde evlere yolladı. Ben-Gurion’u dahiyane, kahraman bir lider olarak anlatan tarihçiler bile Mizrahilere karşı yürüttüğü ayrımcı, hatta ırkçı politikalardan bahsediyor.

Büyüyen Mizrahi nüfusun siyasi gücünü kullanması 1977’de Menahem Begin’in sürpriz bir şekilde Başbakan seçilmesiyle başladı. Kendisi Aşkenaz olsa da İşçi Partisi Aşkenaz elitine sinirli ve umursanmamış Mizrahilerden oy topladı. […]  

Begin’in zaferinden 40 sene sonra Mizrahi İsrailliler bugün çoğunlukta olan Likud ve diğer sağ partilere hala sadık. Bazıları bu siyasi desteği yıllarca biriken duygularla açıklarken başkaları Arap ve Müslümanlardan eziyet çekenlerin barış kampına olan şüpheciliğini işaret ediyor. Bu ikisinin bir birleşimi de olabilir.

Etik ve tarihi sebeplerin üzerine bir de Mizrahilerin hikayesini anlatmak için siyasi bir sebep var. Bu hikâye Arapların çizdiği ‘koloniyal Batı gücü’ imgesine karşı çıkıyor. Amerika’da ve İsrail’deki Mizrahi/Sefarad Yahudilerle omuz omuza durmak soldaki İsrail eleştirilerini etkileyebilir. […]

Bitton’a göre Amerikaklı Siyonistler İsrail’i kendi Batılı bakışlarıyla sevdiler ve Mizrahi/Sefardları ciddi boyutta anlamaktan ve dinlemekten geri durdular. ‘Küçümseyici bir bakış var.

İsrail’de Yemenli bir aileye doğan New York’lu fotoğrafçı Zion Ozeri bu diyalog için yıllardır çalıştığını söyledi. […] Ozeri Amerikan Sefarad toplumlarının kapalı ve iç problemlerle meşgul olduğunu, ana akım Yahudi hayatı katılmakla kendi içlerine kapanmayı tartıştıklarını da söyledi.

[…]

Bunları da beğenebilirsiniz...