2005 yılında Hasnun Galip Sokak’taki yere taşındıktan sonra kimi zaman sabaha kadar süren sohbetler oluyordu Bitap Sahaf’ta… İşte öyle gecelerden birisinde, gece yarısından sonra, oturduğu meyhaneden sigara içmek
Son birkaç gündür 2009’da gerçekleşen Münevver Karabulut cinayeti oyuncu Nilperi Şahinkaya’nın Cem Garipoğlu’nun kardeşi Sakine Garipoğlu ile aynı kare içerisinde yer almasının üzerine yeniden gündeme geldi. Karabulut’
Geçtiğimiz Şubat ve Mart aylarında Avlaremoz’da kaleme aldığım yerli dizilere, filmlere, şarkılara atıflarla dolu iki yazının sonunda İzmir Yahudileri ile ilgili daha akademik bir tonu olan yazı serisine başlayacağımı
Karel Čapek’in yazdığı iki oyundan bahsetmek istiyorum. Öncesinde Biraz Čapek’in hayatına bakmak istedim. 1890 yılında dünyaya geldi Çek asıllı Yahudi yazar. Küçük yaştan itibaren yazmaya başladı. Babası bir
“Yahudiler arasında yaygın bir espri vardır. Dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir şey olduğunda, ne kadar alakasız olursa olsun, köşede oturan yaşlı babaanne ‘Yahudiler için iyi mi oldu?’ diye sorar!
22 Şubat 1890 tarihinde Manastır’da dünyaya gelen Raphael Caldéron’un kentteki eğitim geçmişine dair bilgiler kısıtlıdır. Calderon soyadını taşıyan onlarca öğrencinin bulunduğu Alliance israélite universelle (Alyans) okul arşivinde Raphael’
Roni Margulies’i kaybettik. Bu cümleyi yakın zamanda kuracağımı hiç düşünmüyordum. Neredeyse iki aydır hastanede devrimciliğine yakışır şekilde direniyordu. Umudumu yitirmiyordum ben de. Her gün ondan gelen haberlerle “Hadi yaparsın
Ne zaman yeni bir yere seyahat etsem ilk hissim şu oluyor: Kendimi, buraya ne kadar ait hissedebilirim? Bazı ülkelerde bu oldukça güçtü; yüzler yabancı, sesler uzak, bir merhabanın karşılığı koca
Bir süredir sahafları mekân tuttum kendime. Kimsesiz kalmış anıların yurdu gibi geliyor son zamanlarda. Dükkânların önünde duran ahşap sandıklarda toz içinde kalmış gülen yüzler var. Kimisi akrabasına, kimisi sevdiğine göndermiş,
Aharon Appelfeld’in Katerina’sı, yazarın kendi çocukluk duygularından ve izlenimlerinden yola çıkarak gerçek hayatını yansıttığını söylediği sürükleyici romanlarından biri. Romanın baş karakteri Katerina Yahudi olmayan ama Yahudiler hakkında konuşan,
Sevmeyi bilmeyen insana kimi sevdiğinizi anlatamazsınız. Yüzyıllardır saf sevgi yerine şiddetle büyütülmüş nesiller yetiştiren toplumun kavgası hep kendiyle oldu, kendi yetiştirdiği sevgisiz askerlerle. Yani adına toplum veya el alem dediğimiz
Otobüsteyim, işte şoför. İşte iki adam; üç kadın; pencere kıyısında; ben. Geçiyoruz durakları, vitrinleri, caddeleri. Otobüste kenti geçiyoruz. Vitrinlerden, sokaklardan, insanlardan geçiyoruz. İzmir kayıyor pencereden sürekli değişerek. Durmadan gelip geçiyor