Bir süredir sahafları mekân tuttum kendime. Kimsesiz kalmış anıların yurdu gibi geliyor son zamanlarda. Dükkânların önünde duran ahşap sandıklarda toz içinde kalmış gülen yüzler var. Kimisi akrabasına, kimisi sevdiğine göndermiş,
Aharon Appelfeld’in Katerina’sı, yazarın kendi çocukluk duygularından ve izlenimlerinden yola çıkarak gerçek hayatını yansıttığını söylediği sürükleyici romanlarından biri. Romanın baş karakteri Katerina Yahudi olmayan ama Yahudiler hakkında konuşan,
Sevmeyi bilmeyen insana kimi sevdiğinizi anlatamazsınız. Yüzyıllardır saf sevgi yerine şiddetle büyütülmüş nesiller yetiştiren toplumun kavgası hep kendiyle oldu, kendi yetiştirdiği sevgisiz askerlerle. Yani adına toplum veya el alem dediğimiz
Otobüsteyim, işte şoför. İşte iki adam; üç kadın; pencere kıyısında; ben. Geçiyoruz durakları, vitrinleri, caddeleri. Otobüste kenti geçiyoruz. Vitrinlerden, sokaklardan, insanlardan geçiyoruz. İzmir kayıyor pencereden sürekli değişerek. Durmadan gelip geçiyor
MANASTIR (1890-1906) — Doğum
Alliance israélite universelle (Alyans ya da AIU) personel kayıtlarına göre 23 Eylül 1890 yılında Manastır’da dünyaya gelen Eliezer Cohen öğretimine doğduğu kentteki AIU Erkek Mektebi’nde
Her sene Nisan 17-18 Nisan günleri anılan Yom HaŞoa’yı geride bırakırken, soykırım edebiyatı önemini koruyor. Okullarda okutulan makale ve kitaplardan, izlenilen hayat öykülerine; belgesellerden oldukça tartışılan “mizah” veya mutluluğu
Eğer Türkçe Yahudi edebiyatı diye bir kategori varsa, bu nasıl öğretilir?
2002-2011 yılları arasında Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümünde dersler vermiş ve 2014’te yayımlanan Hüzünlü Özgürlük: Yahudi Edebiyatı ve
Yahudilerin Ladino, Fransızca ve Türkçe arasında gidip geldiği bir dönemde yazmaya başlayan Matild Alçe, Türkçe yazan, bilinen ilk Yahudi kadın şairdi. Aynı zamanda gazeteci olan Alçe, incelenmeyi hak eden, unutulmuş
“Körlük, zamanı ve mekânı alt etmeye yarayan bir silahtır; varlığımız tek dayanağını duyularımızla, gerek yapıları, gerekse kapsamları bakımından pek yetersiz olan duyularımızla kavradığımız birkaç kırıntının dışında, sonsuzluğa dek uzanıp giden
1923 yılında Cumhuriyet’in ilan edilmesi, Türkiye’de yaşayan çeşitli kimlikler için önemli bir odak değişimini temsil eden büyük bir politik ve toplumsal olaydır. Yaşadığımız coğrafyada edebiyat ve siyasetin birbirini
Yahudi/Edebiyat dosyamızın bugünkü yazısını 24 Nisan olması sebebiyle Ermeni bir ailenin Holokost esnasında ikinci kez yok edilme korkusu yaşadıklarını ele alan bir kitap ile taçlandırıyoruz.
Nancy Kricorian’ın Işık
Bir roman incelemesinde zor olan şey, kötü, vasat ya da ‘eh’ kabilinden bir romanın iyi ve kötü taraflarını yazmak değildir. Zor olan, kusursuz bir romanın neden o kadar iyi olduğunu