Makaleler Röportajlar Varlık Vergisi

Türkiye Vatandaşlık Yasasına Değişiklik Teklifi Yıllardır Bekliyor

Nisan 2015’te dönemin CHP Bursa Milletvekili Aykan Erdemir Türk Vatandaşlığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi adlı yasa tasarısını ilk defa Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunuyor. Resmi özete göre “Teklif ile 29 Ekim 1914 tarihinden günümüze çeşitli nedenlerle sürgüne gönderilen, göç eden veya zorla göç ettirilenlerin ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılanların ve belli bir dereceye kadar olan yakınlarının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını alma hakları öngörülmektedir.”

Avlaremoz’un sorularını yanıtlayan Erdemir’e göre Birinci Dünya Savaşı’nın yüzüncü yılı 2014 bir anma fırsatıydı, ancak “Türkiye gibi toplumsal yüzleşme, onarıcı adalet, tazminat ve hak iadesi gibi yaklaşımların gelişmediği ülkelerde ise bu fırsat ne yazık ki kaçırıldı. Ben de Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’na girdiği 29 Ekim 1914 tarihini bir milat kabul ederek benzeri bir sürecin TBMM ve bu yolla Türkiye gündemine taşınmasına vesile olmaya çalıştım.

Yasanın gerekçe kısmında Türkiye Yahudileri’nin tarihi önemli bir yer tutuyor. Tasarı 1492 İspanya Engizisyonu ile başlıyor ve Sefarad Yahudileri’nin Türkiye’ye geliş hikayesini anlatıyor. “Aradan geçen 523 yıl sonra İspanya Adalet Bakanı Alberto Ruiz-Gallardon, Kasım 2014’te bir açıklama yaparak Sefarad Yahudileri olarak bilinen İspanya kökenli Yahudiler’in torunlarına İspanyol vatadaşlığı ve pasaportu çalışmasından söz etmiştir.

Tasarıyı ilk sunan eski milletvekili Aykan Erdemir

İspanya’da kanun Ekim 2015’te yürürlüğü girmiş ve Türkiye’den binlerce Sefarad Yahudisi bu süreçte İspanya vatandaşı olmuştur. Metinde Portekiz hükümetinin de Mart 2015’te benzer bir kanun ile o ülkeden kovulan Yahudilere vatandaşlık yolu açıldığı belirtilmiştir. Türkiyeli Yahudiler’in daha da dikkatini çeken bu yasayla binlerce Türkiye Yahudisi Portekiz vatandaşı oldu ve olmaya devam ediyor. Erdemir “Pek çok Türkiyeli yurttaşımızın da yararlandığı, Sefarad Yahudilerine vatandaşlık girişiminin de benim için önemli bir esin kaynağı olduğunu belirtmeliyim” diye bağlantıyı açıkladı.

Zorunlu Terk ve Hedef Olan Azınlıklar

TBMM’ye sunulan teklife göre:

20 yüzyılın başlarında özellikle I. Dünya Savaşı’nın başladığı 29 Ekim 1914’ten itibaren Anadolu ve Trakya bölgelerimizde yaşayan yüz binlerce Yahudi, Rum, Ermeni, Süryani ve diğer vatandaşlarımız dönemin siyasi ve toplumsal koşullarından kaynaklanan nedenlerle doğup büyüdükleri ülkelerini terk etmek zorunda kalmıştır.”

Bu şekilde yasa hem mevzubahisin göçün cebren gerçekleştiği hem de Müslüman olmayan vatandaşları hedef aldığı gerçeklerinin altını çiziyor. Tarihsel yüzleşme bakımından da adım atan tasarıya göre 1915 tarihli Tehcir Kanunu zorunlu göçlerin “ilk yasal zemini oluştur[du.]

Savaştan sonra da zorunlu terk durumları devam ediyor: “Rum, Ermeni, Yahudi, Süryani kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının göç etmelerine yol açan önemli olaylar şunlardır: Trakya Olayları, ‘Vatandaş Türkçe Konuş‘ kampanyası, Yirmi Kur’a Asker Olayı, Varlık Vergisi, 6-7 Eylül Olayları ve 1964’teki zorunlu göç.

Latin Amerika’da Sefarad Yahudileri Örneği

Bu kanun değişikliğinden yararlanacaklar arasında Güney Amerika’ya göç etmiş Türkiyeli Yahudiler de büyük bir yer tutuyor. Gerekçede Arjantin’de yaşayan İzmir doğumlu David Saban ve yine ailesi İzmirli olan Dr. Mario Peres Lerea’nın adlarına ve Türkiye vatandaşı olma isteklerine yer veriliyor. Lerea’nın bu isteğiyle ilgili “Diğer ülkelerden gelen Yahudiler, geldikleri ülkenin vatandaşı aynı zamanda. Ben de ailemin geldiği ülkenin vatandaşı olmak istiyorum.” sözlerine gerekçede yer veriliyor.

Tasarıda vatandaşlıktan çıkarma olaylarının dini azınlıklarla sınırlı olmadığının da altı çiziliyor. “1980’lerden itibaren Doğu ve Güneydoğu Bölgelerimizde yaşanan terör ve siyasi olaylar“ın hem iç hem de dış göçe yol açtığı, bazılarının siyasal sebeplerle göç etmek zorunda kalıp vatandaşlıktan çıkarıldığı söyleniyor. 2009 yılında vatandaşlığı iade edilen Nazım Hikmet örneği ile vatandaşlık iadesinin Türkiye hukukunda daha önce uygulandığı ve yasal bir pratiği olduğu da ortaya koyuluyor.

Rusya’da ölen ve gömülen Nazım Hikmet’in mezarı. Ölümünden yıllar sonra vatandaşlığı iade edilmişti.

Gerekçenin sonunda kanun teklifinin gitmek zorunda bırakılanların “kırgınlıklarını bir nebze de olsa giderecek ve ülkemizin dünyadaki saygınlığını artıracaktır” deniyor.

Kime Vatandaşlık Öngörülüyor? Hangi Belgeler Bekleniyor?

Tasarının maddelerine göre vatandaşlıktan çıkarılan hayatta veya ölmüş kimselerin ‘dördüncü dereceye kadarki yakınları‘ bu yasadan faydalanarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olabilirler. Bu sayede 1914 itibariyle ülkeyi terk etmek zorunda kalan tüm kişiler kapsanmış oluyor. Eşit vatandaş olan azınlıkların mülk iadesi isteyeceği ‘çekincesine’ Erdemir açıkça cevap veriyor: “Teklifim mülkiyet haklarını dışarıda bırakan bir “yarım vatandaşlık” talebi değil.

Başvuru yapacaklardan en az bir belge ile Türkiye’den göç ettiklerini doğrulamaları bekleniyor. Olası belgelerin listesi kırsal bölgelerden göç etmiş veya acele olarak terk etmiş ailelerin de zorluk yaşamaması için geniş tutulmuş. Başvurucular dönemin pasaportu veya benzer işlevde belge, ibadethane resmi kaydı, azınlık vakfı veya ilgili kurum kaydı, Osmanlı Devleti belgeleri, Türkiye’den eğitim veya askerlik belgesi, tapu, evlilik cüzdanı, hatta gemi kayıt defteri ile kanıt sunabiliyor. Elinde Türkiye veya Osmanlı’dan hiç belge olmayanlar ihtimali de düşünülmüş ve göç edilen ülkede gelinen yerin Türkiye olduğunu gösteren belgeler de kabul kapsamına alınmış.

Tasarı başvuranlardan ne Türkiye’ye göç etmelerini bekliyor ne de başka vatandaşlıktan çıkmalarını zorunlu tutuyor. İspanya’nın uyguladığı yasadan farklı olarak TBMM’ye sunulan tasarı da Portekiz’in yasası gibi başvuruculardan dil yeterliliği talep etmiyor. İspanya için bu beklenti başvuruların beklenenin altında kalmasına sebep olmuştu.

Tasarı Meclis’te Hala Oylanmadı

Tasarının detaylı sunuşuna ve dünyada yaygınlaşan örneklerine rağmen teklif 24. dönemde İçişleri Komisyonu’nda hükümsüz olarak kalıyor. Bu konuda Erdemir: “Yaklaşan 7 Haziran seçimleri ve kampanya dönemi nedeniyle nefret suçları kanun teklifim deneyimime benzer katılımcı bir süreci gerçekleştirme fırsat ve zamanı bulamadık” dedi. Bu tasarıda “partilerüstü bir yaklaşımı tekrarlama fırsatımız” olmadı dedi.

Teklifin ilgili komisyonlarda görüşülmesine ve yasalaşmasına imkan tanımayacağının bilincindeydim” diyen Erdemir tek imzalı da olsa teklifin sembolik önemi olduğunun ve tarihe not düşüldüğünün altını çizdi.

Tasarıyı birçok defa TBMM’ye sunan CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu

Erdemir’in tekrar milletvekili olmadığı 25. dönemde, aynı tasarı bu sefer CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu tarafından Temmuz 2015’te sunuldu. Ancak bu dönemde komisyonda oylanmadı. Tekrarlanan seçimlerden sonra Kasım 2015’te başlayan 26. dönemde Tanrıkulu tasarıyı tekrar sunuyor. Tasarı, Aralık 2015’te İçişleri Komisyonu’na geliyor ancak tekrar hükümsüz kalıyor.

Komisyonda hep sonuçsuz kalan durumdan yılmayan Tanrıkulu 27. dönemde, Temmuz 2018’de tasarıyı tekrar sunuyor. 1 Ekim 2018’den beri bu tasarı İçişleri Komisyonu’nda bekliyor. Üzerine hala oylama yapılmayan tasarı TBMM’nin sitesine göre hala “Komisyonda” statüsünde.

Vatandaşlık Yasası Hala Değişebilir Mi?

Teklifin bugün yasalaşması olası görünmese de Erdemir yerinde bir hatırlatmada bulunuyor: “Türkiye’de eşit yurttaşlık mücadelesi, bu mücadelenin gerek geçmişe gerek geleceğe yönelik açılımlarıyla, uzun bir maraton. Hedefe ne zaman varılacağından emin olamasam da başlamanın önemli olduğunu düşünüyorum.

1 comment on “Türkiye Vatandaşlık Yasasına Değişiklik Teklifi Yıllardır Bekliyor

  1. […] önce CHP’den Aykan Erdemir’in, sonra Sezgin Tanrıkulu’nun verdiği teklif gibi, Çelik’in tasarısı da belge […]

Comments are closed.