“Azınlık olmayı her gün yaşıyoruz! Biz Yahudi olduğumuzu unutsak bile hayatın bir yerinde, bir noktasında birileri bize hatırlatıyor.”
Hem Sefarad hem de Aşkenaz kökleri olan Selen’in ailesinin bir bölümü
Türkiye Yahudileri denildiğinde kollektif bir kimlikten söz etmenin mümkün olmadığını artık bu sitenin okuyucuları pek iyi biliyordur. Çünkü Türkiye Yahudileri adı, Aşkenazlar, Kürt Yahudileri, Karaimler ve Sefaradlar derken geniş bir
Paris’te Alman konsolos yardımcısının vurulması bahane edilerek 9-10 Kasım 1938’de Alman ve Avusturya Yahudilerine karşı başlatılan saldırılar bir anlamda Holokost’un başlangıcı idi. Nazi ideolojisinin sürüklediği kişiler tarafından
İsrail’de Milli Eğitim Bakanı Naftali Bennett tarafından görevlendirilen komisyon, orta eğitimde Yahudi Sefarad kültürünün ders kitaplarına girmesini tavsiye etti.
Kaynak: Şalom
Komisyonun tavsiye kararı tarihi açıdan İsrail’de bir
Madam Pandispanya
Çoğu kişi bilir, 1492 yılında İspanya’dan Sefaradlar olarak Osmanlı topraklarına gelmişiz… Geliş, o geliş…Bilinenin de aksine, İslam kültürüyle yaşamamız ise daha eskiye dayanır.
O zamana kadar
İber Yarımadası’nda Yahudi varlığının Eski Roma döneminden beri süregeldiği bilinmektedir. Özellikle 8. yüzyılda 756 yılında kurulan Endülüs Emevi Devleti’nin egemen olduğu İspanya’nın güney bölgesinde Müslümanlar, Yahudiler ve
İbrahim Bulak
Janet ve Jak Esim, Sefarad müziği ve onun dili Ladino’da şarkı söylüyorlar, sanat yapıyorlar. Erkan Oğur, Bülent Ortaçgil gibi müziğin yetkin isimleriyle birlikte çalışmışlar. 1992’de Alman