Geçtiğimiz hafta Perşembe gününden bu yana, hem Türkiye’nin hem de dünyanın dört bir yanından; sağcısı, solcusu, aydını, liberali, muhafazakarı, bileni, bilmeyeni herkes bol bol konuşuyor. Konuşuyor ama ağızlardan dökülen
Dün akşamüstü, Kadir Has Üniversitesi’nde son derece romantik bir belgeseli ilk kez perdede seyredebilmek için hevesli bir grup insan bir araya geldik. Perdede, Prof. Dr. Asker Kartarı’nın araştırması
24 Eylül Pazar günü Almanya seçime gitti ve akşam saatleri seçim sandığından tüm dünyayı üzen ve üzmesi gereken bir sonuç çıktı. Nazi ve ırkçı yanlısı parti AfD %13,5 oranında
Yalnızca Türkiye’de değil son yıllarda hemen her yerde işler iyiye gitmiyor. Savaşlar, krizler derken dünyanın global olarak bir buhrandan geçtiğini bile söylemek mümkün. Ve her buhranda olduğu gibi politikanın
Yıllar önce tezimi yazmaya uğraştığım ve ana dil üzerine bir hayli kafa yorduğum günlerden birinde yaptığımız bir sohbette Avi, “Ladino’yla ilgili tüm hatıralarım küçüklüğüme ait. Bu dilde sadece sevgi
Türkiye Yahudileri denildiğinde kollektif bir kimlikten söz etmenin mümkün olmadığını artık bu sitenin okuyucuları pek iyi biliyordur. Çünkü Türkiye Yahudileri adı, Aşkenazlar, Kürt Yahudileri, Karaimler ve Sefaradlar derken geniş bir
Suzet ile 2009 yılının sonbaharında bir kaç kez buluştuk. O da pek çokları gibi ileri yaşının getirdiği rahatsızlıklar ile, seneler evvel genç yaşında kaybettiği kocasından sonra hayatının çoğunu geçirdiği evinde
Son yıllarda gittikçe artan efemera tutkunluğu sayesinde internette alışveriş hizmeti sunan pek çok sayfada da gün geçmiyor ki ilginç bir belge karşımıza çıkmasın. Yakın tarihimizden önemli kişilerin doğum belgelerinden tutun
Daniel ile 2009 yılınında tanıştığımızda kendisi 80’li yaşlarının sonuna yaklaşmıştı. İlk kez Aralık ayında bir gün beni yalnız yaşadığı evinde misafir ettiğinde uzun sohbetimize başladık. Her ziyaretim, onun koca
Berta araştırmamın en yaşlı katılımcısıydı. İleri yaşına rağmen hayatla bağını koparmamış, giyim-kuşam alışkanlıklarını terk etmemiş bu etkileyici kadından etkilenmemek mümkün değildi. Gençliğinde ki
Alber ile 70’lerinin son demlerini sürerken tanıştık. Eşi ile yaşadığı evinde bir öğleden sonra beni misafir ettiklerinde karşımda son derece özenli giyinmiş şık bir beyefendi vardı. Eşinin ikramları ve
Eski, siyah-beyaz fotoğraflar hep biraz hüzünlü gelir bana. Geçmiş zamandan gelmelerinden mi yoksa fotoğraflardan bize bakan yüzlerin çoktan bu dünyadan geçip gitmesinden mi? Bilmiyorum. Bu soru çok da kafamı meşgul