Çeviren: Betsy Penso
15 Kasım 2003,
İstanbul Yahudileri için sıradan hareketli bir Cumartesi.
Ajandamda bugün için iki not var. Bunlardan biri çocukların Şişli Bet-Israel Sinagogu’nda Tora öğrenmeleri için oluşturulan
“Bir devleti deşifre etmenin en etkin yolu, o devletin azınlıklar üzerine düşen gölgesini izlemektir”
Varlık Vergisi’nin 74. yılında gerçekte ne olup bitti öğrenmek isteyenler için Varlık Vergisi’ni konu
Son yıllarda gittikçe artan efemera tutkunluğu sayesinde internette alışveriş hizmeti sunan pek çok sayfada da gün geçmiyor ki ilginç bir belge karşımıza çıkmasın. Yakın tarihimizden önemli kişilerin doğum belgelerinden tutun
Birdenbire yerde yattık. Bütün mobilyaları odaya koyup kitlediler odayı. Bütün şilteleri yere koyduk öyle yatardık. Bu çok zor… (Yahudi, Yaş:83, Kadın)
Yahudi, Rum ve Ermeni cemaatlerinin, ulus devletin kuruluşu
Ada mevsimi biter bitmez, havalar daha güzelken, babamla Galata’ya gider, o zaman henüz hakim olmadığım sokaklarda farklı etkinliklere katılır eğlenceli bir gün geçirirdik. Sonralar öğrendim ki, bu zevkle katıldığım
Alber ile 70’lerinin son demlerini sürerken tanıştık. Eşi ile yaşadığı evinde bir öğleden sonra beni misafir ettiklerinde karşımda son derece özenli giyinmiş şık bir beyefendi vardı. Eşinin ikramları ve
Faik Ökte kimdir bilir misiniz? Belki de pek çoğunuz adını dahi duymadığınız daha önce. Varlık Vergisi nedir? Biliriz hepimiz aslında. Ama vergiyi kimler kesti, nasıl karar verdi bilmeyiz değil mi?
Eski, siyah-beyaz fotoğraflar hep biraz hüzünlü gelir bana. Geçmiş zamandan gelmelerinden mi yoksa fotoğraflardan bize bakan yüzlerin çoktan bu dünyadan geçip gitmesinden mi? Bilmiyorum. Bu soru çok da kafamı meşgul
Saraçoğlu hükümetinin ilk icraatı, beklentileri karşılamayan Milli Korunma Kanunu’nun yerini alacak Varlık Vergisi Kanunu’nu çıkarmak oldu. 11 Kasım 1942 tarihinde TBMM’de oturumda hazır bulunan 350 milletvekilinin oybirliğiyle
Kaynak: Osmanlı Bankası Arşiv ve Araştırma Merkezi, Voyvoda Caddesi Toplantıları
Varlık Vergisi, basit bir vergi kanunu uygulaması değil, kökleri Osmanlı devletinin son yıllarında İttihat ve Terakki iktidarında atılmış ve giderek
“Öteki” yi yaratan iklim daima “Biz”i kutsallaştırır. Dışlananlar önce kınanır, yerilir, hiçleştirilir. Sonra sıra devletin şiddet çarkını harekete geçirmesiyle fiziksel yok etmeye gelir. Zaten sınırların ötesinde gözlerini kutsal “Biz”
Özgür Kaymak[1]
Adayı çok seviyorum demek az kalıyor, sanki bir insan varmış gibi ona sarılasım geliyor. (Yahudi, yaş:55, Erkek)
Doktora tezimin kapsamı dahilinde (2013-2016) yılllarında İstanbul’daki Yahudilerle