90 yıl önce Yahudi bir kadın olan Elza Niyego sokak ortasında katledildi, ardından Türkiyeli Yahudiler için kayadesin[1] bozulduğu o ender anlardan biri yaşandı.
Hicaz Valisi Ratıp Paşa’nın oğlu
Naziler 1933 yılında iktidara gelir gelmez ırkçı ve antisemitik dünya görüşlerini gerek kamusal gerek özel alanda hayata geçirmeye başladılar. Hitler’e göre yozlaşmış Almanya’nın acilen arileştirilmesi ve gerçek kimliğini
Kula’yı duyar duymaz anılar beni hemen ilkokula götürdü. Hatırlıyorum, bir pazartesi günü okuldan çıkış saatiydi, serviste diğer arkadaşlarımın gelmesini bekliyordum. Bir alt dönemimden Yahudi bir servis arkadaşım bana bir
Birkaç hafta önce hazırladığımız, ancak daha fazla katılımcı gelsin, unutulmasın diye olabildiğince geç yayınlayacağımız Hanuka kutlaması haberini aslında tam olarak bugünlerde Avlaremoz okuyucularıyla paylaşmayı planlıyorduk.
Neyse ki, aceleci davranıp, kutlamanın
Türkçeye genellikle Işıklar Bayramı olarak çevirilen Hanuka Bayramı’nın kelime anlamı, aslında adanmak anlamına gelir. Uygulamada 8 gün boyunca her gün bir diğerinden bir fazla olacak şekilde ailecek mum yakılır.
ABD Başkanı Trump’un seçim vaatlerinden biri de Kudüs’ü, İsrail’in başkenti olarak tanımaktı. O günlerde Türkiye’deki iktidar çevreleri, “Obama gitsin de kim gelirse gelsin” havasındaydı ve bu
Çeşitli antisemitizm ve homofobi biçimlerinin birleştiği veya kesiştiği durumları analiz etmek her zaman meşakkatli bir iştir. İsrail, Yahudilik ve Eşcinsellik gibi bu coğrafya için kendi nazarlarında bile ‘’belalı’’ olan bu
Türkiye Yahudi toplumu son on-on beş senede, genel Türkiye toplumuyla beraber, daha muhafazakâr ve daha dindar oldu. Tek başına bakıldığında bu değişim beklenti dahilinde ve dindar çevrelere göre olumlu olarak
Türkiye’nin kültürel iklimini iki kelimeyle anlat deseler cevabım operasyon çekmek olurdu. Operasyon çekildiğini iddia edenler kendilerini, ülkenin siyasi iktidarı ile bir görüp işleri ters gidince dış/iç mihrakları sert
Geçtiğimiz hafta Perşembe gününden bu yana, hem Türkiye’nin hem de dünyanın dört bir yanından; sağcısı, solcusu, aydını, liberali, muhafazakarı, bileni, bilmeyeni herkes bol bol konuşuyor. Konuşuyor ama ağızlardan dökülen
1995 yılında Turnike adlı programı sunan Güner Ümit canlı yayında “Yoksa siz Kızılbaş mısınız?” dedi.
Büyük tepki çekti. Defalarca özür diledi. Bu yanlışının ardından televizyonculuk kariyeri o gün bitti. *
Mehmet
Dün akşamüstü, Kadir Has Üniversitesi’nde son derece romantik bir belgeseli ilk kez perdede seyredebilmek için hevesli bir grup insan bir araya geldik. Perdede, Prof. Dr. Asker Kartarı’nın araştırması