Nazilerin, Alman Yahudi, Çingene ve engelli nüfusa karşı yürüttüğü geniş soykırım kampanyası ve diğer savaş suçları kapsamına girmeyen insanlık dışı eylemler uluslararası alanda “insanlığa karşı suçlar” kavramının ortaya çıkmasına neden
Geçenlerde 2012’de çekilmiş bir Hannah Arendt filmini yeniden izledim. İlk izlediğimden daha çok düşündüm belki de izlerken, çünkü benim için çok karmaşık bir meseledir Hannah Arendt. Doğum adıyla Johanna
İsrael tarihi boyunca yaklaşık 30 sene arayla iki Nazi’yi yargıladı. Biri pek ünlü Adolf Eichmann davası, ki bu İsrael mahkemelerinin tarihi boyunca aldığı tek idam kararı. Diğeri ise günümüzde
Hannah Arendt, Yahudilerin soykırım sırasında sürgün edilmelerinin, dolayısıyla soykırımın sorumlularından biri olan Adolf Eichmann’ın Kudüs’te yapılan duruşmasına New Yorker dergisini temsilen katılır. Ondan istenen bu davayı gözlemleyerek rapor
Kaynak: Şalom ve Şalom
Ephraim Hofstaedter Elrom, İsrail Başkonsolosu olarak yaşadığı İstanbul’da Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi (THKP-C) tarafından kaçırılarak 22 Mayıs 1971’de öldürüldü. Elrom, Holokost’un mimarlarından
Kaynak: Şalom
1971’de Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi ilk eylemi olarak İsrail Başkonsolosu Ephraim Elrom’u kaçırmış ve ardından öldürmüştü. Türkiye’de devrim yapma iddiasında olan bir anti-emperyalist örgütün
Melike Karaosmanoğlu
Kitle katili olan kişilerin kurbanlarına tereddütsüzce uyguladığı şiddetin kaynağı ne olabilir? Bu karmaşık sorunun cevabını bulabilmek için bugüne kadar pek çok çalışma yapılmış olsa gerek. Mesela aralarında Auschwitz