İçeriğe geç

Standing Together ile röportaj: “Hükümetin amacı tamamen ırkçılığa ve Yahudi üstünlüğüne dayalı, sürekli savaş hâlinde olan bir toplum yaratmak”

Yazan Eli Haligua
Standing Together ile röportaj: “Hükümetin amacı tamamen ırkçılığa ve Yahudi üstünlüğüne dayalı, sürekli savaş hâlinde olan bir toplum yaratmak”
Tel Aviv'deki HaBima Meydanı'nda haftalık savaş karşıtı protesto gösterisi için toplanan bir gösterici. (Fotoğraf: Ilia Yefimovich / AFP)
Yayınlanma tarihi:

İsrail’de Yahudi ve Filistinlilerin ortaklaşa faaliyet gösterdiği Standing Together (Birlikte Duruyoruz) üyesi Ido Setter ile İsrail’in savaşı bölgeye yaymaya çalışan politikaları ve Filistinlilere yönelik idam yasası hakkında bir kısa röportaj gerçekleştirdik. Standing Together, temel olarak işgal karşıtı, eşit yurttaşlık ve sosyal adalet odaklı kampanyalar yürütüyor, protestolar ve dayanışma ağları organize ederek hem İsrail içindeki ayrımcılığa hem de Filistinlilere yönelik ırkçı politikalara karşı ortak bir mücadele hattı kurmaya çalışıyor. 

Eli Haligua: Bu yılki Pesah bayramı, birçok İsrailli için füze saldırıları ve siren sesleri altında geçti. Pesah, Yahudi halkının özgürlüğe giden yolculuğunu hatırlama zamanıdır ve kültürler arası birçok özgürlük öyküsünde olduğu gibi, herkes özgür olana kadar kimsenin gerçekten özgür olmadığını hatırlatır. Sığınaklar, devam eden savaş ve şimdi bir dizi pogrom ve şiddetli yerleşimci saldırısıyla Batı Şeria’ya da yayılıyor gibi görünen İsrail’in Gazze’de soykırımın faili olarak rolünü göz önüne aldığımızda, İsrail toplumunda yaşanan normalleşme süreci hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Ido Setter: Henry Kissinger’in herkesçe bilinen bir gözlemine göre, “İsrail’in bir dış politikası yoktur, sadece iç politikası vardır” ve bence bu, şu anda İsrail’deki aşırı sağcı hükümetin ana hedefi. Netanyahu, Ben-Gvir ve Smotrich, İsrail devletini ve toplumunu “Süper Sparta” olarak yeniden şekillendirmek istiyor: tamamen ırkçılığa ve Yahudi üstünlüğüne dayalı, tercihen dış ve iç cephelerde sürekli savaş hâlinde olan bir toplum. Bu nedenle, ana projelerinden biri, Batı Şeria’nın ilhakı ve devam eden bir yargı darbesi yaşanırken İran ve Lübnan’daki aktif askeri cephelerin mevcut durumunu normalleştirmektir. Kısa vadede, yaklaşık altı ay sonra yapılacak seçimleri hedefliyorlar; uzun vadede ise yeni bir toplum ve yeni vatandaşlar yaratmayı amaçlıyorlar. 

EH: Standing Together hareketinin Knesset’te görüşülmekte olan idam cezası tasarısı hakkındaki  görüşünü paylaşabilir misiniz? Ayrıca, İsrail’in resmen bir Apartheid devleti olarak tanımlanması ve B’Tselem’in tasarıyı Filistinlilerin idamını resmi devlet politikası hâline getirmek olarak nitelendirmesi konusundaki daha geniş tartışmaya yönelik bakış açınızı da duymak isterim. 

IS: Aşırı sağcı idam cezası tasarısı, Filistinlilerin –herhangi bir Filistinlinin– idamını kolaylaştırmayı ve “yasal” hâle getirmeyi amaçlayan ırkçı ve utanç verici bir tasarıdır. Teröristlere karşı “caydırıcılık yaratacak” bir tasarı olarak tanımlanıyor ancak birçok araştırma bunun asla gerçekleşmediğini zaten kanıtladı. Ayrıca, tasarı özellikle Yahudi teröristleri kapsamıyor ve ırka dayalı yasal sistemler yaratıyor, ki bu da Apartheid’ın tanımlarından biridir. 

EH: İsrail’de savaş karşıtı protestoculara yönelik polis şiddeti önemli boyutlara ulaştı ve Standing Together üyeleri hem güvenlik güçleri hem de yerleşimciler tarafından acımasız muamelelerle karşılaştı. İsrail toplumunun içinden İsrail hükümet politikasına ve yerleşimci saldırganlığına aktif olarak karşı çıkmak nasıl bir şey? 

IS: Önceki gün (4 Nisan), İsrail genelinde başlattığımız ve katıldığımız savaş karşıtı protestoların ve aynı zamanda karşılaştığımız aşırı polis şiddetinin ikinci günüydü. Standing Together aktivistleri, bazen yerleşimcilerin ve askerlerin şiddetine maruz kaldıkları Batı Şeria’da “koruyucu varlık” dediğimiz şeyi uygulamaya devam ediyor. Bu şiddet olaylarıyla karşılaştığımda hissettiğim ilk duygular korku, tiksinti ve öfke: Tel Aviv’in ortasında bir meydanda durup polislerin protestocuları ezmekle tehdit ettiğini duymak korkutucu. Ancak, hem benim için hem de Standing Together olarak bizler için bu duygular eyleme dönüşüyor. Kritik bir yol ayrımındayız ve İsrail toplumunu doğru yöne çekmek için elimizden gelen her şeyi yapmak, bizim görevimiz. Geçen hafta İsrail vatandaşlarının neredeyse %80’i İkinci İran Savaşını destekliyordu ve birkaç yüz kişi gösterilerimize katıldı. Dün ise İsrail vatandaşlarının %66’sı savaşı destekliyordu ve binlerce kişi sokaklara çıktı. Gelecek hafta daha da büyük gösteriler düzenleyeceğiz ve herkes için barış, özgürlük ve eşitlik için mücadele etmeye devam edeceğiz. 

Çeviri: Tuğba Yavuz

Etiketler: Röportajlar

Bu kategoride daha fazla: Röportajlar

Tümünü gör

Daha fazlası: Eli Haligua

Tümünü gör