Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 2005 yılında aldığı kararla, her yıl 27 Ocak tarihi “Uluslararası Holokost’u Anma Günü” olarak anılmaktadır. Bu tarih, İkinci Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafından kurulan en büyük ölüm kampı Auschwitz-Birkenau’nun, Sovyet Kızıl Ordusu tarafından kurtarılışının yıldönümüne karşılık geliyor. Bu yıl ise insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından birine sahne olmuş bu kampın özgürlüğe kavuşmasının seksen birinci yılı.
Holokost, Nazi rejimi ve onun işbirlikçileri tarafından sistematik biçimde yok edilen Yahudiler, Romanlar, engelliler, eşcinseller, Yehova Şahitleri, komünistler ve diğer siyasal muhalifler de dâhil olmak üzere milyonlarca insanın ortak trajedisi. Bugün dünyanın dört bir yanında düzenlenen anma etkinlikleri, yalnızca kurbanları hatırlamak için değil, aynı zamanda insanlığın hafızasını canlı tutmak ve benzer felaketlerin tekrarını önlemek için yapılmaktadır.
Ancak Holokost’un tarihi, yalnızca yok edilişin ve kurban olmanın tarihi değil; direnişin, dayanışmanın ve hayatta kalma mücadelesinin de tarihidir. İşgal altındaki Avrupa’da, ölüm tehdidi altındaki insanlar yalnızca saklanmadı; silaha sarıldı, örgütlendi, cepheye çıktı ve direniş hareketlerinin aktif unsurları haline geldi.
Yunanistan örneğinde bu katkı, uzun süre görünmez kaldı. Yahudilerin Yunan direniş hareketine katılımı, mevcut kaynaklar ve kişisel anılar aracılığıyla ancak kısmen bilinmektedir. Direnişe katılan Yahudilerin büyük bölümü, kimliklerini gizlemek zorunda kalmış; sahte isimlerle savaşmış ve böylece katkıları Yunan halkının genel direnişi içinde erimiştir. Yahudi kimlikleri ne direnişin resmi belgelerinde ne de birçok hatıratta açık biçimde yer almıştır.
Bu makale, işgal altındaki Yunanistan’da Yahudilerin direniş içindeki rolünün, silahlı mücadeleden istihbarata, sağlık hizmetlerinden toplumsal örgütlenmeye uzanan geniş bir yelpazede olduğunu vurgulayarak, uzun süre görünmez kılınmış katkıyı tarihsel belleğin merkezine taşımayı amaçlayan birkaç portreden oluşmaktadır.
Nazi İşgali Altındaki Yunanistan'da Yahudi Direnişçiler
Yahudilerin Yunan direniş hareketine katılımı anılar ve günümüze ulaşan bazı kaynaklar aracılığıyla kısmen biliniyor. Direnişe katılan Yahudilerin çoğu kendi kimliklerini saklamış ve sahte isimlerle kendilerini tanıtarak direnişte görev almıştır. Bu yüzden gerçek kimlikleri direnişin resmi belgelerine kaydedilemedi. Direnişin Yahudi savaşçılarının hiç de az olmadığı sonradan gün ışığına çıkmıştır. Nam-ı diğer “dağların kıdemli savaşçısı” Joseph Matsas, savaştan sonra, ömrünü direnişe katılan Yahudilerin hikâyelerini kayıt altına almaya adadı. Öldüğünde bu itinalı çalışması hâlâ basılmamış olsa da Yunanistan'daki siyasi iklimin direnişin yeniden değerlendirilebilecek uygunluğa gelmesiyle çalışmasından bölümler yayımlama şansına erişmişti. 650 Yahudi direnişçiyi tespit etti. Matsas’ın hesabına göre bu sayıya aslında isimlerine ulaşamadığı Yunanistan Yahudilerinin dışında Avusturya’dan, Bulgaristan’dan, Yugoslavya’dan, Polonya’dan ve hatta Filistin’den gelen Yahudi direnişçileri de eklemek gerekiyordu.
Yahudilerin direnişteki rolünü sadece savaş meydanlarıyla sınırlamak doğru değildir. Mühimmat tedarik, tercümanlık, teknik beceri isteyen görevlere de katılım vardı. Mesela Girit’te Joseph Kohen matbaacılık yaparak direniş örgütlerine teknik yardımda bulunmuştu. Atina’da Antifaşist direniş örgütü Ulusal Kurtuluş Cephesi (EAM) ile temas halinde olan ve sivil ya da politik düzeyde bilgi toplama faaliyetlerine katılanlar vardı. Direnişin avukat ve öğretmen Yahudileri ise Nazi işgali süresince Yunan siyasetçilerle görüşme halindeydi. Filistinli Yahudiler Ege’den kaçış yolu organize etmek için Yunan Halk Kurtuluş Ordu’su (ELAS) ile iş birliği yaptılar, Filistin Yahudi Ajansı Yunan direnişine para ve malzeme yardımında bulunmuştu. Dağlara sığınan Yahudiler içerisinde yaralılara doktorluk ve hemşirelik yapanlar vardı. Yunanistan’ın en ücra dağ köylerini direnişe katmak, ELAS ve EAM arasında senkronize hareket sağlamaya çalışmak da üstlendikleri görevler arasındaydı. Bu hikayeler toplanıp tasnif edildikçe ve anlatıldıkça hem Yahudilerin direnişteki rolü aydınlanacak hem de Yunan direniş hareketinin daha net anlaşılması mümkün olacaktır.
Dağların Kıdemli Savaşçısı Joseph Matsas
Matsas Nazi işgali sürerken Yunanistan Komünist Partisi lideri Markos Vafiadisle birlikte dağlara örgütlenmeye giden yüzlerce genç Yahudiden birisiydi. Arnavutluk’ta önemli bir cephe deneyimi kazanan Josep Matsas 10’u Yahudi olan 40 kişilik bir grubun lideri oldu. Yunan Komünist Partisi 2. Dünya Savaşının başlarından itibaren Yahudi işçi sınıfı ve Yahudi öğrenci birlikleriyle dayanışma halindeydi. Bu dayanışma Nazilerin Yunanistan’ı işgali sırasında da devam etmişti. Ama şunu da belirtmek gerekir ki dağlara çıkan direnişçi Yahudilerin hepsi komünist değildi. Birçoğu Yunanistan’daki reformistleri destekleyen sosyalistlerdendi. Tabii ki politikayla ilgilenmeyen Yahudiler de vardı. Zulümden ve yerinden edilmekten kurtulmak için tek çıkış yolu direnişti. Yahudiler ELAS direniş ordusunun altyapısına önemli ölçüde katkıda bulundular.
Kızıl Karmen ve Lili Öğretmen
ELAS örgütlenmesinde Yahudi kadınların önemli görevlere geldiğini görüyoruz. Örneğin Dramalı Karmen Kakis, ki kızıl saçlarından ötürü Kızıl Karmen olarak ünlenmiştir, kadınları direnişe katmakla görevli bir yüzbaşıydı. Çoğu zaman Skopelos’a Lili Mitrani’nin yanına gidiyordu. Aslında Selanikli olan Lili Mitrani Skopelos adasında öğretmen olarak görev yaparken aynı zamanda ELAS direnişçisi olarak adadaki faaliyetlere katılıyor, diğer direnişçilere güvenli yerler buluyordu.
Komutan Kronos Olarak Bilinen Direnişçi Louis Kohen
ELAS komutanlarından Albay Dimitrios İskeçeli iki Yahudi direnişçiden bahseder. Bu direnişçilerden birisi daha sonra “Komutan Kronos” adıyla ünlenecek olan Louis Kohen ve onun 16 yaşındaki erkek kardeşi İsaak Kohen’dir. Her ikisi de korkusuz savaşçılardır. Albay Dimitrios’a göre “Kronos” direnişçilerin hayatta kalması için gıda tedariğini büyük ustalıkla yapıyordu. Yabancı dil bildiği için ise Nazi mahkumları sorgulama işini üstlenmişti. Ayrıca isyancılara yardım eden Müttefik misyonlarıyla irtibata geçen yine Komutan Kronos’du. Başarılarından dolayı rütbe alan Louis, 1944 yılında Nazilerle ELAS gerillaları arasında yaşanan savaşta cephedeydi. Yaralanmıştı ama güçlü mücadelelerinin sonucunda Nazi birliklerine karşı zafer elde ettiler.
Aile Kökleri İzmir’e Dayanan Direnişçi Mois Yussuroum
Her ne kadar Selanik’te doğmuş olsa da direnişçi Mois Yussuroum dede tarafından İzmirliydi. Dedesi Bohor 1860 yılında İzmir’den Atina'ya gelerek Karaiskaki ve Ermou caddelerinin köşesinde bir antika dükkanı açmıştı. Mois 1943 yılında dağlara kaçmayı başarıp direnişe katıldı. Öncelikle EAM için Yahudi öğrencilerden oluşan bir grup kurulmasına öncülük etti. 1944’te ELAS’ın verdiği görevle Mora’ya gitti. Organizasyon becerileri ve eğitimi sayesinde tüm kıyı bölgesinin sorumluluğunu almıştı. Orada direnişin kendi adına en önemli aşaması başladı. Zarouchla ve Akrata'da üsleri koruyarak gelişmiş bir direniş karakolu kurdu. Nazilere karşı istihbarat toplayan, telgraf direklerini, demiryolu hatlarını imha eden ve dağ köylerine telefon hatları kuran bir gezici birimiyle direnişte çok önemli bir rol oynamıştı.
Yarbay Doktor Manolis Arouch
Doktor Manolis (Emmanuel) Arouch 5/34 taburunun rütbeli doktoruydu. Bu tabur kısa sürede sadece direnişçiler arasında değil, aynı zamanda tedavi olmak için hastaneye gelen halk arasında da Orta Yunanistan'ın en iyi tıbbi birimi olarak ün kazandı. Doktor Aruch, sadece hastanede değil birliğiyle birlikte savaş meydanlarında da görev yapmıştı.
Son Söz Niyetine
Holokost kurbanlarını, direnişçilerini ve kurtulanlarını saygıyla anarken devlet şiddetinin, soykırımın, sistematik yerinden etmelerin bir daha asla meşrulaştırılmamasını haykırmanın yetmediğini dehşet içerisinde gördüğümüz dünyada “Herkes İçin Bir Daha Asla” diyorum.
Not: Yazıda geçen direnişçi portrelerine dair bilgileri Steven Bowman’ın İşgal Altındaki Yunanistan'da Yahudi Direnişçiler kitabının Yunanca versiyonundan çevirerek aktardım.