İçeriğe geç

Dönmek: Selanik-İstanbul-Selanik – Nesim Ovadya İzrail

Dönmek: Selanik-İstanbul-Selanik – Nesim Ovadya İzrail
Yayınlanma tarihi:

Kada dia da una vuelta el mundo, esta mujer kada punto

Dünya kendi etrafında günde bir kez döner, bu kızsa her dakika

Kırk yaşındasınız… Selanik kökenli Müslüman Türk bir ailedensiniz. İyi eğitimlisiniz. Bu yaşa kadar size anlatılmayan bir aile sırrını, “Selanik Dönmesi” bir aile geçmişiniz olduğunu, kısacası Yahudi kökenli olduğunuzu öğreniyorsunuz. “Ben kimim… Yahudi miyim şimdi… Yok canım! Nasıl olacak peki… Dün Müslüman, bugün Yahudi” sorusuyla boşlukta kalıyorsunuz. Birden sırtınızda bir yük ile karşı karşıyasınız. Geleceğe bakmaktan, o yük ile beraber yaşamaktan, arkanıza hiç bakmadan geçmişin yasını tutmaktan başka çareniz yok. Altmış üç yaşında, eve kapanmak zorunda kaldığınız pandemi ile karşılaşıncaya kadar.

Kitabın başlığı olan DÖNMEK, “Selanik Dönmesi”nden alınmış olsa gerek. Eve kapanan Nihan Hassan, bu pandemi dönemini en iyi şekilde değerlendirmek üzere, yıllardan bu yana içinde bekleyen kapalı kutuyu açmaya, ruhunu rahatlatmaya, sınırlı bilgilere sahip olduğu geçmişine dönmeye karar veriyor. Belki de DÖNMEK başlığı buradan geliyor.

Selanik’te yaşayan aile büyüklerinden hayalinde kurduğu bazı kemik parçalarını bir araya getirerek, ayağa kaldırarak, üstüne bulabildiği iç organlarını, kaslarını koyarak, anılarında yer alan isimleri giydirerek, babasını, büyükbabasını, babaannesini, annesini, anneannesini, büyük teyzesini, anneannesinin annesi ve babasını yeniden yaratmaya, canlandırmaya koyulur Nihan Hassan. Çok az imkanlarla zor bir işe koyulur, ama başarır.

DÖNMEK, bir roman mı? Buradan çıkan hem roman hem değil. Nihan Hassan, kitabın başına özellikle “anlatı” diye yazmış. Başarılı bir iş çıkarttığının bilinciyle, sonunda senaryosunu bile yazabileceğini söylüyor. Yazarın içinde uyuyan bir romancı varmış, bu yoldan da devam edebilir, bir daha pandemiye gerek kalmadan yeni romanlar da yazabilir.

Okuyucu, okuduğu romandan kendine pay çıkarır, çıkarabilir, duygu iletişimi kurabilir. Genç yaşında ve işine bağlı bir kişilik olan büyükbaba İbrahim’in, sakin, güvenli hayatında fırtınalarla karşılaştığında yaşadığı bunalımlar, çok yabancı gelmiyor birçok okuyucuya. Gözlerimin buğulandığını itiraf etmeliyim.

DÖNMEK, yaklaşık altı yüz yıl önce İspanya’dan kovularak Osmanlı toprağı olan Selanik’e gelip yerleşen Yahudilerle ilgili bir anlatı. Osmanlı Selanik, Yahudilerin çoğunluk nüfusu oluşturdukları tarihteki tek örnek şehirdir.

İzmirli Sabetay Sevi 17. Yüzyılda Yahudi toplumunun dini geleneklerine, usullerine karşı bayrak yükseltir ve Yahudilerin beklediği mesih olduğu iddiasına inananları çoğalınca, bu gelişme diğer dini Yahudi uleması tarafından Osmanlı’ya iletilir. Osmanlı yönetiminin baskısı sonunda Sabetay İslam dinine geçer. İslami kesimden bakınca Sabetay bir dönmedir. Taraftarlarıyla birlikte Selanik’i mesken tutar. Selanik Dönmeleri, dışarıda Müslüman kimliği ve dini ritüelleriyle yaşayan bu topluluk, iç dünyalarında Sabetay’ın temsil ettiği gizli Yahudiler olarak üç yüz elli yıllık bir geçmişe sahipler. Azala azala, asimile ola ola konu günümüzde Nihan Hassan’ın anlattığı yere gelmiştir.

Babaanne Fahriye, eşi İbrahim’e “İbraam” diye hitap ederken, bilinen bir Yahudi ismi olan Avram’ı anımsatmaktadır. Nihan Hassan’ın dönme aile büyükleri, son yüzyılın bölgesel bütün sosyal fırtınalarından etkilenirler. Osmanlı’nın Selanik şehrinin, Yunanistan’a geçmesiyle başlayan, ardından Müslüman Türklerin, Türkiye’ye, Osmanlı coğrafyasındaki Hıristiyan Rumların önce zor kullanarak, sonra da mübadele anlaşmasıyla Yunanistan’a gönderilerek takas yapılmasından, yasal olarak Müslüman sayılan Nihan Hassan’ın aile büyükleri de nasibini alır. Ancak Türkiye Cumhuriyeti artık uzakta kalmış olan Sabetay’ın takipçilerini D olarak kayda almıştır. Dönme damgası vurulan bu insanlar, Gayrimüslim azınlığı silkelemek, ezmek üzere Türkiye’de Varlık Vergisi mükellefi olarak muameleye tabi olur. 6-7 Eylül de D’lerin üstünden geçer.

Nihan Hassan bu zorlu anlatıyı okuyucunun önüne koyarak, uzun zamandan beri küllenmiş olan Sabetay konusunu yeniden gündeme getirdi. Ailesini canlandırırken, genel çoğunluğun az bildiği ve ilginç gelen Sabetay’ı ve Selanik Dönmesi konusunu da ete kemiğe büründürdü.

Dolu dolu, sürükleyici bir eser ortaya çıkarmış. Mesela, geçmiş kimliğini ortaya çıkarmak üzere, Üsküdar’da Bülbülderesi Mezarlığında, yanında Osmanlıca mezar taşı uzmanıyla birlikte, elinde bir budama makasıyla mezar taşlarını sarmış otları temizleyerek ilerleyen ve beş yüze yakın mezarı okumaya çalışan yazarı düşündükçe, yazacağı senaryoda oldukça tebessüm ettireceği kesin.

Ya Pendik’teki tuhafiyeci dükkânı anlatımındaki detaylar, yazarın kitabı için nasıl emek harcadığının çok değerli bir göstergesi.

Kitapta ara ara İspanya kökenli Yahudilerin konuştuğu Ladino’dan bazı örneklerin yer almasını, yazarın çok güzel düşündüğü bir detay olarak ele almak gerekir.

Okuduğunuz bu metinde “ete kemiğe büründürme” deyince, “o kadar da değil” düşüncesiyle yazarın gerçekten etli ve kemikli ailesini gösteren, anne ve babasının, şahitlerle birlikte çekilmiş ve kitapta yer alan nikah fotoğrafını paylaşmak ihtiyacını hissettim.

Yukarıda Sabetay Sevi olayını anlatırken, Yahudilere gelen bir başka mesih olan Hazreti İsa ve Roma yöneticilerine bildirilmesi sonucunda çarmıha gerilmesi olayı da aklımdan geçmedi değil.

Bu kategoride daha fazla: Arşiv

Tümünü gör
Çikolata ve Sefaradlar -  İvet Acu Güney

Çikolata ve Sefaradlar - İvet Acu Güney

Yazan İvet Acu
/