İstanbul’un tarihi Balat semtinde yer alan Yanbol Sinagogu, iki yıl süren kapsamlı restorasyon çalışmalarının ardından 5 Temmuz’da yeniden ibadete açıldı. 16 Temmuz’da ise, restorasyon sırasında bulunan bir odada keşfedilen dini materyallerin sergilendiği “Unutulmuş Odalar” isimli sergiye ev sahipliği yapmaya başladı.
Açılış törenine restorasyona finansal destek sağlayan Alman Konsolosluğu temsilcileri, 500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi yönetim kurulu üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı.
Yanbol Sinagogu, bir zamanlar Yahudilerin yoğun olarak yaşadığı Balat semtinde ayakta kalan dört eski sinagogdan biri. Avlusunda Bizans döneminden kalma izler bulunmasının yanı sıra sinagogun tavanı doğa manzaralarını konu alan yağlı boya resimlerle bezeli.
Açılış duyurusunda belirtildiği üzere: “Seyyahların anlatımlarından ve yazıtlardan anlaşıldığına göre, ana bina büyük bir yangın felaketinin ardından 17. veya 18. yüzyılda yeniden inşa edilmiş ve 1709, 1865, 1895 ve en son 2025 yıllarında büyük onarımlar geçirmiştir.”
Restorasyon sürerken yapılan en dikkat çekici keşif, sinagogun üst katında onlarca yıldır kapalı olan bir odada gerçekleşti. Burada bulunan yüzlerce dini kitap ve obje, şivitiler, parşömenler ve dini kumaşlar, özenli bir çalışma sürecinden geçirilerek sergide yerini aldı.

Hem İbadete Hem De Kültürel Mirasa Hizmet Eden Önemli Bir Mekân
Serginin küratörü Nisya İşman Allovi, açılışta yaptığı konuşmada:
“Bir sinagog yalnızca ibadet yeri değil, aynı zamanda kolektif hafızanın da koruyucusudur. Bu eserler, nesiller boyu sessizce varlığını sürdürdü. Bugün, halkla ilk kez buluşarak Yahudi yaşamının direncine ve zenginliğine nadir bir pencere açıyorlar” dedi.
Sinagogun dua salonu ve ek binaları, dekoratör Anna Fresko’nun çalışmalarıyla tarihi dokusuna sadık kalınarak restore edildi. Çatısı çökme tehlikesiyle karşı karşıya olan sinagog, yapısal olarak güçlendirilirken, orijinal duvar resimleri ve süslemeler korundu. Restorasyon süreci sırasında özellikle Bizans dönemine ait mimari izlerin yer aldığı çevre odaların da geçmişe ışık tuttuğu belirtildi.
Restorasyonun mimarı Hayim Beraha: “Sinagogun ana yapısı taş ve ahşap karışımı bir sistemden oluşuyor. Özellikle ahşap kısımlar güçlendirilerek dua salonunun özgün görünümü korundu. Yan yapılar ise Osmanlı öncesine, muhtemelen Bizans dönemine kadar uzanan detaylar barındırıyor. Bazı duvar resimleri özenle muhafaza edilerek restore edildi” açıklamasında bulundu.
Restorasyon projesi, yürütülen araştırma ve saha çalışmalarıyla birlikte, özellikle Romanyot ve Sefarad Yahudiliği arasındaki tarihi birlikte yaşama ve geçişler üzerine yeni bir tartışma alanı da açmış oluyor.
Kaynak: Jewish Heritage Europe