İçeriğe geç

İstanbul Toplumsal Cinsiyet Müzesi’nde Yeni Sergi: “GÖRÜNmeyEN İZLER?”

Yazan Avlaremoz
İstanbul Toplumsal Cinsiyet Müzesi’nde Yeni Sergi: “GÖRÜNmeyEN İZLER?”
WhatsApp Image 2026-02-27 at 20.51.03
Yayınlanma tarihi:

İstanbul Toplumsal Cinsiyet Müzesi, 1 Mart 2026 Dünya Sıfır Ayrımcılık Günü’nde çevrimiçi bir açılışla başlayacak “GÖRÜNmeyEN İZLER?” başlıklı sergiyle görünürlük kavramını yeniden tartışmaya açıyor. Sergi, görünürlüğü bir hak ya da kazanım olarak değil; tarih boyunca belirli bedenlere tanınmış, çoğu zaman sorgulanmamış bir ayrıcalık olarak ele alıyor. Kolektif bir düşünme ve üretim sürecinin ürünü olan sergi, izleyiciyi yalnızca görünür olanla değil; bastırılan, ertelenen ya da bilinçli biçimde gözden uzak tutulan deneyimlerle de karşılaşmaya davet ediyor. Çalışma, “Kimler doğal olarak görünür olabiliyor, kimler görünür olabilmek için mücadele etmek zorunda kalıyor?” soruları etrafında şekilleniyor.

Serginin anlatı odağı, Türkiye’de görünürlükleri tarihsel olarak koşullu ve kırılgan kılınmaya devam eden Yahudi, Ermeni ve Rum kadınların güncel deneyimleri. Küratörlüğü de üstlenen katılımcılar, sanatsal anlatılar aracılığıyla yalnızca temsil edilen değil, anlatıyı kuran özneler konumunda yer alıyor. Serginin katılımcıları hem kendi toplulukları içinde hem de daha geniş toplumsal bağlamda karşılaşılan ataerkil normlarla yürütülen müzakereleri, toplumsal cinsiyet hiyerarşilerine karşı geliştirilen direnç stratejilerini ve bu stratejilerin cinsiyet, din ve sınıf eksenlerinde nasıl kesiştiğini görünür kılıyor.

“GÖRÜNmeyEN İZLER?”, ırkçılık, ayrımcılık ve ataerkil örüntülerle iç içe geçen gündelik deneyimlere karşı geliştirilen bireysel ve kolektif direnç biçimlerinden besleniyor. Atölye sürecine katılan kadınların küratörlüğünü üstlendiği her bir sergi salonu; tarihsel olarak marjinalleştirilmiş topluluklar içinde çok katmanlı kimliklere sahip bir kadın olmanın anlamını, yalnızca dışlayıcı toplumsal yapılar üzerinden değil, toplulukların kendi içindeki gerilimler ve yeniden üretilen iktidar ilişkileri üzerinden de tartışmaya açıyor.

Sergi süreci, dışavurumcu sanatlar eğitmeni Aylin Vartanyan’ın kolaylaştırıcılığında yürütülen ve dışavurumcu sanat pratiklerinin uygulandığı atölyelerle şekillendi. İlhamını Hint asıllı yönetmen Mira Nair’in “Sen kendi hikâyeni anlatmazsan, başkası senin adına anlatır.” sözünden alan kolektif üretime, illüstratör Duygu Aşık çizimleriyle eşlik etti. Bu çizimler, Anna Maria Beylunioğlu, Arpine Silahlı, Arianna Dağlıyan ve Karel Bensusan’ın atölye süreçlerini görünür kılarken, her katılımcının kendi sanatsal üretiminin merkezde olduğu anlatılar serginin görsel dilini oluşturdu.

Atölye anlatılarına ek olarak, hayat hikâyeleri, şiirleri, öyküleri ve besteleriyle Eva Şarlak, Karin Karakaşlı, Niki Stavridi ve Rea Stathopulu’nun çalışmalarından seçkiler de sergide yer alıyor. Besteci ve müzik terapisti Renan Koen’in, etnik olarak Türk ve Müslüman sosyalizasyonlu olup bu normları sorgulayan gençlerle birlikte ürettiği, düşüncelerin müzikteki yansımasını taşıyan ses kolajları da serginin bir parçası. Bu üretimler, Rum, Ermeni ve Yahudi kadınları ortak bir görünürlük zemininde buluşturuyor.

Serginin temasını oluşturan “görünmezlik stratejisi”, geçmişten bugüne uzanan ayrımcılık ve baskı koşulları içinde geliştirilmiş bir hayatta kalma biçimi olarak ele alınıyor. Çocuklukta maruz kalınan ırkçı deneyimlerin kamusal alanda sürekli tetikte olma hâline dönüşmesi; görünmezliğin bir güvenlik mekanizması olarak içselleştirilmesi; aidiyet ile kamusal görünürlük arasındaki kırılgan denge, serginin ana izlekleri arasında öne çıkıyor.

“GÖRÜNmeyEN İZLER?”, yalnızca bir sergi olmanın ötesinde; feminist bir perspektifle yeniden tanımlanan toplumsal barış ve kültürel çeşitlilik anlayışına dayalı, sürdürülebilir bir kolektif alan öneriyor. Yahudi, Ermeni ve Rum kadınları ortak bir görünürlük zemininde buluşturan karşılaşmalar; tarihsel travmaların ve toplumsal önyargıların gölgesinde bastırılan ya da yüksek sesle dile getirilen duyguları, kırılganlık ile direnci, korku ile cesareti yan yana getiriyor.

Katılımcıların küratörlüğünde hayata geçen sergi, izleyiciyi birlikte görünür olmanın dönüştürücü gücünü deneyimlemeye davet ediyor.

1 Mart 2026 Pazar günü Türkiye saati ile 20.00’de Zoom üzerinden çevrimiçi gerçekleşecek sergi açılışına katılmak ve sergiyi gezmek için bu bağlantıdan kayıt oluşturabilirsiniz: https://us06web.zoom.us/meeting/register/AnuJSpErRGyPuCZkFito3Q#/registration

İstanbul Toplumsal Cinsiyet Müzesi

İstanbul Toplumsal Cinsiyet Müzesi farklı arka plan ve uzmanlıklardan 23 ve 73 yaş aralığındaki 18 gönüllü ile Ekim 2021’de çalışmalarına başladı. Müzenin kurucuları, kapsayıcı konseptle Türkiye kadın tarihini yeniden yazmak amacıyla 2012-2021 yılları arasında faaliyet gösteren İstanbul Kadın Müzesi’ni de kurmuş ve yönetmişti.

Müze; etnik gruplar, anadilleri, sosyal sınıflar, kültürel geçmişler, cinsel yönelimler, cinsiyet kimlikleri, engelli ve engelli olmayan bireyler, farklı yaşlar ve dinî aidiyetler arasında diyalog fırsatları sunarak, çalışmalarında her cinsiyetten, etnik, kültürel ve dini kökenden insanın müzenin çalışmalarına dahil olabileceği alanlar açıyor. Ayrıca, müze pedagojisi modülleri, kültürel etkinlikler, yayınlar ve alternatif iletişim yöntemleri eşliğinde fiziksel ve sanal sergi konseptleri tasarlayıp gerçekleştiriyor.

İletişim: [email protected]

Bu kategoride daha fazla: Avlaremoz Ajanda

Tümünü gör

Daha fazlası: Avlaremoz

Tümünü gör