“Geleli 500 Yıldan Fazla Oldu, Ancak ‘Misafir’likten Kurtulamadı”

Fotoğraf: Twitter, @ozaneking

Kaynak: Bianet, Elif Gökdemir

gocmeniz.org tarafından 26 Ağustos 21.00’da sosyal medyada başlatılan #Hepimizgöçmeniz etiketiyle sosyal medya kullanıcıları göç ve göçmen olmak üzerine hikayelerini paylaştılar.

“Annem ve ailesi 89 yılında Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç ettiklerinde hiçbir akrabaları olmadığı için devletin yönlendirmesiyle Amasya’da yaşamaya başlamışlar. Tamamiyle yabancı bir ülke, yabancı bir şehir. o günleri ‘bizi hiç istemediler’ diye anlatır.

“Günümüzde Suriyeli mültecilerin yaşadıklarına çok benzer deneyimler yaşamış. İki küçük kardeşi olduğu için çalışmak zorunda kalmış. ‘Anneannenle ben mahallede çalışan tek kadınlardık. Bu nedenle bize kötü gözle bakarlardı’ demişti bir keresinde.”

gocmeniz.org‘un Twitter’da #HepimizGöçmeniz etiketiyle başlattığı kampanyada anlatılan göç hikâyelerinden yalnızca biri bu. 

Türkiye’de yaşanan yabancı düşmanlığına ve ırkçılığa dikkat çekmek için göçmenlerle empati kurabilmek için sosyal medya kullanıcıları kendi ya da ailelerinin göç hikâyelerini paylaştı.

“Bir gün sen de göçmen olabilirsin”

Çoğu kişi, özellikle göç ettikleri yerlerde karşılaştıkları zorluklardan ve göçmen kimliğinin yarattığı boşluk hissinden söz etti ve “Bir gün sen de göçmen olabilirsin” dedi. Sosyal medya etkinliğinde Balkan göçmenlerinden Almanya’ya giden işçilere uzanan çeşitli göç hikayeleri paylaşıldı:

“Adları ‘muhacir’ olmuş”

@arifekose annesinin hikayesini şu sözlerle aktardı: “Annemler Balkan Savaşları’nda Makedonya’dan göç etmişler. Anavatanları olarak gördükleri Türkiye’de uzun süre tam Türk olarak görülmemişler. ‘Muhacir’ olmuş adları, yerleştirildikleri köyde (Bergama’nın Aşağıkırıklar köyü) uzun süre ayrımcılığa uğramışlar.”

@ozaneking ise mübadil olan ailesinin yaşadıklarını bir fotoğraf eşliğinde şöyle anlattı:

“Sülalem cumhuriyetin kuruluşundan sonra, Midilli’den Ayvalık’a geldi. Zorla getirildiler buradan götürülen Rumlar gibi. Memleketlerini terk etmek istememişlerdi. Kimse onlara fikrini sormadı. Babannem 1 yaşındaydı geldiğinde. Midilli’deki köyünü anlatırdı sanki kendi görmüş gibi. Ben de gitmedim ama kaybolmam oralarda. Ezbere biliyorum sokaklarını. Anne tarafım Konya’dan geldiler daha iyi bir hayat için Ayvalık’a. Fotoğrafta Afrikalı komşuları ile beraberler. Bir arada yaşamak için hiçbir engelimiz yok sınırlar ve devletler dışında.”

@elihaligua ise “Sülalem 1492’de #Engizisyon nedeniyle İspanya’dan Osmanlı’ya göç etmek zorunda kalmış. Geleli 500 yıldan fazla olmuş, ancak ‘misafir’likten kurtulamamış. Anneannemler ise -misafirperverlikten olsa gerek- #TrakyaPogromu’nu yaşamış sonrasında İstanbul’a göç etmiş” cümleleriyle aktardı yaşananları. 

“‘Nerelisin’ sorusundan nefret ederim”

@the_NGB Anne ve baba tarafı büyük dedelerim Kırım’da yaşıyorlarmış. Tatar Türklerinin kaderi Rus zulmünden kaçıp Romanya’ya yerleşmişler. Baba tarafım 1926-27’de devletin yönlendirmesi ile Ankara Polatlı’ya yerleşmiş ve çiftçilik yapmışlar. Tatarların hikayesi hüzünlüdür. Genel olarak hep vatanlarını terk etmek zorunda kalmışlar. Ben doğma büyüme İstanbulluyum. Ailem Ankaralıyız der. Ama ben kendimi Ankaralı olarak görmem. O yüzden “Nerelisin” sorusundan hep nefret etmişimdir.”

@firuzeorgel “Bulgaristan’da ailesini,yakınlarını kaybettikten sonra bir başına göçüp gelmiş büyükdedem babaannemlerin köyüne,Macırlar(muhacir) denirdi babamlara;annemi 4 yıl vermemişler babama, Bulgar soyu diye.”

@irmakozinanir “Ailemin baba tarafı Erivan’dan, anne tarafı da daha önceden Kafkaslardan gelmiş. Herkesin bir göçmenlik hikâyesi var. Sınırlar yapaydır, dünya herkesin!”

*Avlaremoz’un resmi bir görüşü yoktur. Yayımlanan yazılar, yazı sahibinin kendi görüşleridir. Çok sesli bir platform olma amacı taşıyan Avlaremoz’da, nefret söylemi içermedikçe, farklı düşünceler kendisine yer bulmaktadır.


Bunları da beğenebilirsiniz...