Göçmen, İşçi, Direnişçi: Misak Manuşyan Grubu – Melike Karaosmanoğlu

İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın Fransa’yı işgali, Fransa’da Nazilerin General Pétain önderliğinde kukla bir devlet kurmasına sebep olmuştur. 1940 – 44 yılları arasında hüküm süren Vichy rejimi toplum içinde derin yaralar ve izler bırakan suçlara zemin sağlamış, dönemin kara yıllar (années noires) diye anılmasına yol açmıştır. Diğer taraftan Nazi işgaline ve Nazilerle yapılan işbirliğine karşı çıkanlar Fransa’nın pek çok yerinde direniş hareketleri örgütlemişlerdir. İstihbarat toplamak, sabotaj, grev ve gösteri düzenlemek, kamplardaki mahkûmların kurtarılması, broşür basmak ve dağıtmak gibi eylemleri kimi zaman silahlı kimi zaman ise sivil hareketlerle gerçekleştirmişlerdir. Bu hareketlerin bir kısmını örgütleyen Fransız Direnişçiler ve Partizanlar grubu Fransız Komünist Partisi’nin içinden çıkar. Sendikal yapılanma özelliği taşıyan bu oluşuma göçmen işçilerin katılması direnişin hem sınıfsal açıdan hem de yabancı karşıtlığı açısından daha özel bir anlam taşımasını sağlamıştır.

23’ler ismiyle de hafızalarda yer edinen Manuşyan ve yoldaşları Göçmen Partizanlar grubundandı. Ermeni, İtalyan, Polonyalı, Macar, Rumen ve İspanyol göçmenlerdi onlar, grupta sadece 3 kişi Fransızdı. Yabancı oldukları için zar zor iş bulan ve yine yabancı oldukları için önce işten atılan onlardı. İşçilerdi. İşgalde gösterdikleri dayanışma örneğiyle öncelikle Fransa’nın Anti-Nazi simgesi haline geldiler. Ve daha eşit, daha özgür bir dünya umudu için Nazizme karşı verdikleri çetin mücadelede enternasyonalist bir sembole dönüştüler.

Grubun direniş lideri olan Misak Manuşyan henüz küçük bir çocukken Ermeni soykırımında ailesini kaybetmiş, canını Kürt bir ailenin evine saklanarak kurtarmış Adıyamanlı bir Ermeni’ydi. Hayatta kalabilmiş “sahipsiz” çocuklardı artık o ve kardeşi. Suriye’de bir yetimhaneye götürülmüşlerdi. Göçmenliği böyle başladı işte. 1925 yılında Marsilya’ya gitti ve 21 Şubat 1944 yılında kurşuna dizilinceye dek yaşamını Fransa’da geçirdi. İşçiydi, fabrikalarda çalışıyordu diğer yandan Fransız Ermeni toplumunda şiirleriyle, yayımladığı edebiyat dergileriyle tanınmaya başlamıştı. Örgütlü bir komünistti. İspanya İç Savaşı sırasında Cumhuriyetçilere yardım komitesinde yer aldı. 1941’de tutuklandı, birkaç hafta sonra hapisten çıkıp Göçmen Partizanların Ermeni kolunu örgütleme görevini üstlendi. 1943 yılında Boris Holban, Paris Silahlı İşçi ve Partizan Grupları Başkanlığı’ndan istifa etti ve yerini Manuşyan’a bıraktı. Manuşyan Grubu yakalanıncaya kadar Nazilere karşı suikastler ve sabotajlar düzenledi.

Direnişin İspanyol üyesi Celestino Alfonso ise 1916’da Salamanca’da doğmuş bir marangoz ustasıydı. 1930’da Fransa’ya göç edip Genç Komünistler hareketine katıldı. İspanya İç Savaşı başlayınca Cumhuriyetçilere destek için ülkesine gitti. İkinci Dünya Savaşı sırasında önce Saint-Cyprien toplama kampına sonra Almanya’daki kamplardan birine yollandı ama iki kamptan da kaçmayı başardı. 23’lere katılıp SS Julius Ritter suikastinde kilit nokta oldu.

Manuşyan Grubu’nun İtalyan direnişçisi Spartaco Fontano 1922 yılında Monfalcone’de dünyaya gelmişti. İtalya’da Benito Mussolini’nin güç kazanması yüzünden antifaşist aktivist ailesiyle beraber Fransa’ya göç ettiğinde 2 yaşındaydı. Mühendis olmak istiyordu; ama ailesinin onu okutacak parası yoktu. Küçük bir fabrikada tornacı olarak işe başladı, üniversitenin akşam derslerini takip etti. Nazilerin Fransa’yı işgal etmesiyle birlikte okulu tamamen bıraktı. Antifaşist mücadeleye katıldı. Babası ve kız kardeşi 1943 yılında tutuklanınca 23’lere dâhil oldu. SS Julius Ritter ve Nazi General von Schaumburg suiskastlerinde önemli rol oynadı. Pek çok sabotaja katıldı.

Grubun kadın direnişçisi Olga Bancic 1912’de Romanya Krallığında yaşayan Yahudi bir ailede doğmuştu. 12 yaşında bir yatak fabrikasında çalışmaya başladı. Greve katıldığı için tutuklandı. 1936 yılında Fransa’ya göç etti. Manuşyan grubuna katıldı Hitlere doğrudan bağlı olan Nazi Savunma Gücü Wehrmacht’a sabotaj düzenledi. Yoldaşlarından birkaç ay sonra Stuttgart’ta 32. doğum gününde katledildi.

23’lerin yaptığı eylemler ses getirdikçe Paris’te Nazi subayları ve işbirlikçi Fransız polisi baskıyı arttırıyordu. Nitekim 1943 Kasımında Manuşyan grubunun üyelerini teker teker yakalamaya başladılar. Direnişçilerin yargılanması sırasında kamuoyunu etkilemek için grup üyelerinin göçmen kökenlerine dikkat çekmeye çalıştılar böylelikle yabancı nefretini körüklemiş olacaklardı. Yakalananlar Yahudi-Bolşevik oyununun parçasıydılar, Fransa’yı bölmeye çalışan yabancı teröristlerdi. Bu söylemlerine uyan kızıl renkte bir afiş hazırlayıp, şehrin dört bir yanına astılar afişleri. Fakat oluşturulmak istenen bu algı direnişe destek verenlerin sayısını arttırdı. Kızıl Afiş asla yoldan gelen geçene korku vermedi.

Fresnes Hapishanesi’nde aylarca işkence gören 23’ler kukla Vichy rejiminin kukla adaleti tarafından ölüm cezasına çarptırılır. 22 direnişçi (Olga Bancic hariç) 21 Şubat 1944’de yıllar sonra direniş anıtı hâline getirilecek olan Mont-Valerien kalesinde kurşuna dizilmiştir.

Onların ardından büyük Fransız şair Aragon “Kızıl Afiş” şiirini yazmıştır. Şiiri Misak Manuşyan’ın eşi Meline Manuşyan’a yazdığı son mektuptan esinlenerek kaleme almıştır.

İstediğiniz ne şandı ne gözyaşı

Ne bir tören ne de cenaze marşı

Dile kolay on bir yıl, ne çabuk geçmiş yıllar

Silahlarınızdı tek kullandığınız

Ölüm Partizanların gözlerini kamaştırmaz.

 

Şehrimizin duvarlarındaydı resimleriniz

Sakal ve gecenin kararttığı, yabani ve tehditkâr

Bir kan lekesi gibiydi afiş

Gelip geçene korku versin diyeydi

Telaffuzu zor isimleriniz.

 

Kimse size Fransız demez gibiydi

İnsanlar gün boyu bakmadan geçip giderdi

Ama karartma saatinde gezinen parmaklar

Fotoğraflarınıza “Fransa için öldüler” diye yazdılar

Ve artık farklıydı kasvetli sabahlar.

 

Kırağı tek renge boyamıştı her şeyi

Şubat sonunda, o son anlarınızda

Ve işte o an dedi ki içinizden biri:

“Ne mutlu herkese

Ne mutlu geride kalanlara

Kin duymadan ölüyorum Alman halkına.”

 

Elveda acı ve zevk, elveda güller

Elveda hayat, elveda ışık ve rüzgâr

Evlen, mutlu ol ve sık sık beni an

Sen ki güzellikler içinde yaşayacaksın

Her şey Erivan’da noktalandığı zaman

 

Parlak kış güneşi tepeyi aydınlatıyor

Tabiat ne güzel, yüreğim parçalanıyor

Muzaffer adımlarımızla gelecek adalet

Meline’m, ey aşkım, yetimim benim

Yaşamandır, çocuğunun olması senden dileğim.

 

Yirmi üç kişiydiler tüfekler çiçeklendiğinde

Vakitsiz giden yirmi üç yürek

Yirmi üç yabancı ama kardeşimiz de

Yirmi üç yaşam sevdalısı, ölecek kadar,

Düşerken Fransa diye bağıran yirmi üçler.

 

23’ler

Missak Manouchian — Ermeni

Celestino Alfonso — İspanyol

Olga Bancic — Rumen

Joseph Boczov — Macar

Georges Cloarec — Fransız

Rino Della Negra— İtalyan

Thomas Elek — Macar

Maurice Fingercwajg — Polonyalı

Spartaco Fontano — İtalyan

Imre Glasz — Macar

Jonas Geduldig — Polonyalı

Léon Goldberg — Polonyalı

Szlama Grzywacz — Polonyalı

Stanislas Kubacki — Polonyalı

Arpen Lavitian — Ermeni

Cesare Luccarini — İtalyan

Marcel Rayman — Polonyalı

Roger Rouxel — Fransız

Antonio Salvadori — İtalyan

Willy Schapiro — Polonyalı

Amadeo Usseglio— İtalyan

Wolf Wajsbrot — Polonyalı

Robert Witchitz — Fransız

Misak Manuşyan’ın biyografisi için: Manuşyan: Bir Özgürlük Tutsağı, Aras Yayınları.

Bunları da beğenebilirsiniz...