İç Düşmanlar, Hainler ve Kristal Gece – Melike Karaosmanoğlu

“Öteki” yi yaratan iklim daima “Biz”i kutsallaştırır. Dışlananlar önce kınanır, yerilir, hiçleştirilir. Sonra sıra devletin şiddet çarkını harekete geçirmesiyle fiziksel yok etmeye gelir. Zaten sınırların ötesinde gözlerini kutsal “Biz” topluluğunun müreffeh yaşamına diken düşmanlar vardır; ama bu yeterli olmadığından “Biz” için kurgulanmış nankörlük temalı hayalleri, huzur bozan sahte anıları taşıyacak iç düşmanlara ihtiyaç duyulur. İç düşmanlar o kadar yakındadır ki, onlarla aynı mahallede aynı apartmanda oturulur, her gün selamlaşılır, aynı şehirde yaşanır. Duyguları harekete geçirecek her türlü kart iktidarın tahtını sağlamlaştırırken, şiddetin tırmanışını hızlandırır. “Biz” in kurgulanmış kutsallığına muhalefet edenler ise hainlik payesine erişir.

Hitler’in iktidara gelişinin beşinci yılında yaşanan ve “Kristal Gece” (Kristallnacht) olarak bilinen 9 Kasım 1938 pogromu Almanya’daki Yahudilerin katledilmesinin doruk noktasını temsil eder. Almanya o yıl ülkede yaşayan 17.000 Polonyalı Yahudi’yi sınır dışı etmiştir. Polonya’nın sınır dışı edilen Yahudilere kapılarını açmaması yüzünden açlık, soğuk ve salgın hastalıklar çok sayıda ölüme neden olur. Tutuklanmalardan ve ölümlerden haberdar olan 17 yaşındaki Yahudi mülteci Herschel Grynszpan Paris’teki Nazi Diplomat Ernst vom Rath’ı vurur. Bu gelişmeden bahane devşiren Goebbels Yahudi ırkından Alman öcünün alınmasına dair halkı galeyana getirici bir radyo konuşması yapar ve Nazi partisinin Kristal Geceyi örgütlemesine neden olur. Her ne kadar niyetinin gösteri düzenlemek olmadığını söylese de bu “haklı” isyanı bastırmanın kendi vazifesi olmadığını da özellikle belirtmiştir. Tabii ki cinayet ve yağma davetine “vatansever” SS’ler tereddüt etmeden icabet etmiştir.

Bunun üzerine yüzden fazla Yahudi öldürülür, Yahudilerin dükkanları yağmalanır ve Sinagoglar yakılır. Ama o gece sıra dışı sayılan bir şey de olmuştur. Antisemit nefretin merkez üssü sayılabilecek bir yerleşkede bulunan, şehrin en büyük ve en güzel sinagoguna dokunulmamıştır. Başmüfettiş Wilhelm Krützfeld olayların başladığını polis arkadaşından öğrenince silahını alıp Sinagoga gitmiştir. Birkaç adamını Sinagogun önüne yerleştirip, ortalıkta dolaşan yağmacıları kovmuştur. Ayrıca itfaiyenin gelmesini emredip, sinagogdaki değerli belgeleri zarar görmesinler diye korumuştur. Başmüfettişe hiçbir Nazi itiraz edememiştir. Bir kişinin kararı olayın akışını tersine çevirmeye yetmiştir.

İktidarın “İç düşman” ile mücadelesi onun “Biz”ine muhalefet eden, tavrıyla onun kutsal “Biz” topluluğunu parçalayan kişilerin de şiddete maruz kalmasını mümkün kılar. Şüphesiz ki onlar totaliter iktidara göre “Hain” dir. Hayır diyen, boyun eğmeyen ve iktidarın kurgusal nefretine ortak olmayan herkes işini kaybetmeye, yerinden yurdundan sürülmeye, hakarete, hapsedilmeye ve öldürülmeye layıktır.

Kristal Gece’nin ertesinde dükkanı harabeye dönen Yahudi tüccara “ari ırk” Marie Kahle yardım eli uzatmıştı. Hasara uğramayan birkaç parça eşyayı düzenleyen Marie Kahle, Nazi muhafızları tarafından ivedilikle “hain” ilan edilmişti. Marie’nin normal ve iyi niyetli davranışı gazetelere korkunç bir dille yansıdı. Eşinin üniversitedeki işinden atılması gündeme geldi. Çocukları okulda hakarete ve saldırıya uğradı. Bir sabah evlerinin önünde şu yazı ile karşılaştılar: “Halka ihanet edenler, Yahudilerin dostları.”

“Hain” olmayı göze almak cesaret işidir, totaliter rejimlerin başına bela olan şey cesarettir.

Luteryen pastör Dietrich Bonhoeffer Kristal Gece’ye dair Protestan ve Katolik din adamlarının suskunluğunu cesurca eleştirmiştir. Bonhoeffer pogroma karşı kiliselerin tepkisiz kalmasını İncil’den kopuş olarak tanımlamıştır. Açıkça katliama çağrı yapan devletin propaganda bakanına insanları öldürmenin dinen günah olduğunu söyleyemeyen dindarların dini yok ettiğini düşünmüştür. Ona göre kiliselerin böylesi bir faciada izleyici olmayı tercih etmesi kabul edilebilecek iş değildir.

O gecenin ertesinde binlerce Yahudi toplama kamplarına gönderilmiştir. Resmi makamlar pogroma katılanları suçtan muaf tutmuş ve Yahudilere karşı işlenen suçlar hakkında soruşturma açılmayacağını belirtmiştir. Hasılı adalet susturulmuştur.

Kristal Gece’nin üzerinden 78 yıl geçmesine rağmen totaliter yönetimlerden, iç düşman ve hain yaftalamalarından kurtulamayan bir dünyadayız. Kristal Gece başka başka kılıklarla yeryüzünde dolaşmaya devam etmişken, felaketlerden dersler çıkarmak bu kadar zor olmamalıydı.

Yine de Scott Fitzgerald’ın inandığı gibi “olguların hem umutsuz hem de değişmeye yazgılı olduğunu kavrayarak” yaşamalı.

İnadına adaletle inadına çok seslilikle..

Özet Kaynakça:

Fitzgerald, Stephanie: Kristallnacht, The Night of Broken Glass: Igniting the Nazi War Against Jews, Compass Point Books, 2008.

Kahle, Marie: What Would You Have Done? The Story of the Escape of the Kahle Family from Nazi Germany, Paperback Library, 2009.

Bonhoeffer, Dietrich: http://www.jewishvirtuallibrary.org/jsource/biography/Bonhoeffer.html

Krützfeld, Wilhelm:

https://www.psychologytoday.com/blog/one-among-many/201001/do-the-right-thing

*Görsel: Moshe Galili – Kristallnacht

Bunları da beğenebilirsiniz...