Kaynak: Şalom Gazetesi, 22 Ekim 2003, Sayı: 2809, Sayfa: 8
EDİRNE’DE ANTİSEMİTİZM VE TRAKYA OLAYLARI
Çeşitli yayın organlarının yürüttüğü antisemit propagandalarla doldurulan Trakyalıların 1934 yılının Haziran ayının son günlerinde
Kaynak: marksist.org
Trakya’nın çeşitli yerleşim birimlerinde 1934 yılının Haziran ayında yaklaşık 15 gün boyunca Yahudilere karşı gerçekleştirilen eş zamanlı saldırılar sonucu binlerce Yahudi Trakya’yı kalıcı olarak terk
1934 yazında Yahudilerin “La Furtuna” (fırtına), adını taktıkları dehşet günlerinde Trakya’da ne oldu?
Ailesinin yaşadıklarını Selim Aviyente anlatıyor:
1934 yılında babam Albert Aviyente henüz bir yaşında bile değildi. Kendisinden
Mösyö Nahum, 1492 göçüyle Çanakkale’ye yerleşmiş pek çok Yahudi aile gibi yüzyıllarca orada yaşamış bir ailenin ferdiydi. 1960’lı yıllarda Çanakkale’den İstanbul’a eğitimi için ailesi ile göç
Kendisine verdiğim isim ile Madam Ester, Çanakkale’den 1937 yılında, beş yaşındayken ailesi ile İstanbul’a göç etmiş. Olaylar sırasında Çanakkale’de yaşayan Madam Ester oldukça geniş bir ailenin en
Yahudilerin anlatıların yanı sıra 1934 yılında gerçekleşen Trakya Olayları hakkında bilgi toplamanın en ilginç boyutlarından biri de Müslümanların/Türklerin tanıklıklarıdır. Olayların yaşandığı 1934 yılında çocuk ya da genç olan Müslüman/
İki dünya savaşı arasındaki yıllar, insanlık tarihi açısından çok karanlık yıllardır. Yaklaşık 30 yıl süren bu dönemde dünyada ciddi bir demokrasi krizi yaşanmış, 1920’lerde dünya yüzünde 35 anayasal ve
Trakya Olayları’nın resmi dayanağını oluşturan İskan Kanunu 1934 yılında olaylardan kısa bir süre evvel ilan edilecekti.
1930’lu yıllar, Türkiye’de milliyetçiliğin etnik ve dinsel temeller üzerinden oturtulmaya çalışıldığı
İnsanın hatırlaması, duygusal, kültürel biçimlendirme ve kopmayı aşarak geçmişle kurulan bilinçli bir ilişkidir. Bu yüzdendir ki insan geçmişle kurduğu ilişkide kimi zaman yaşanan bazı anıları hatırlamayı seçerken, kimi zaman da
Kaynak: Özgür Gündem Yazan: M. Ender Öndeş
“Şehirde ne kadar çok Yahudi, ne kadar çok Çingene, ne kadar da Rum bozuntusu var! Çarşıdaki dükkânların levhalarını okuyoruz. Onda dokuzu bizi sinirlendiren