Edmund de Waal’un Kamondo ailesini kaleme aldığı Kamondo’ya Mektuplar (Letters to Camondo) isimli kitabını bir Spotify şarkı listesi sonucu keşfettim.
Daha doğrusu, bir iş arkadaşım bana de Waal’
Reneta Sibel Yolak‘ın çıkan iki yeni kitabı hakkındaki tanıtımları siz ilgilenen okuyucularımızla paylaşıyoruz.
Kitapların ilkinin ismi “Dostluk Köprüsü”. Kitabın yazarı Yolak, kitabı hakkında şöyle yazıyor:
“Öğretmen Anıları
Uluslararasi Alter
Tunuslu Yahudi yazar ve düşünür Albert Memmi Fransızca yazında sömürgeciliğin felsefesi üzerine kitaplarıyla bilinir. Ancak ona ünü ilk getiren 1953’te yayımladığı ilk romanı Tuzdan Sütun’du (La Statue de
Soğuk. Yerinden sökülen saat kuleleri, dış yüzeyi uhuyla yapıştırılmışçasına sökülen evler, sistemin gözünde birilerinin yavan pizzasından daha değersiz olduğu için fırtınaya karşı hayat mücadelesi veren kuryeler, tabiatın ve ekonominin korkunç
Açık Radyo’nun Açık Dergi programında Fırat Yücel, Senem Aytaç ve Ekrem Buğra Büte’nin hazırladığı ve on beş günde bir yayınlanan Fasikül programında Kulüp dizi konuşuldu.
Programa konuk olan
Kulüp’ün bu ilk kısmı beşinci ve altıncı bölümle sona eriyor. Bunlarda Türkleştirmenin bir işyerinde uygulanışını ve yine Ladino’dan bazı taneler görüyoruz. (Spoiler içerir)
Bu bölümde Türkleştirme siyasetinin tabanda
Melike Karaosmanoğlu, çok konuşulan, tartışılan ve başarılı bulunan Kulüp dizisini yorumladı.
Son günlerin dillerden düşmeyen dizisi oldu Kulüp. Genel olarak bakacak olursak Türkiye’de dizi izleme kültürünün yerleşik olduğunu görürüz.
Netflix’in Kulüp dizisinin dördüncü bölümünde Türkleştirme politikalarının Varlık Vergisi’yle sınırlı olmadığını görüyor, Sefarad mutfağına bir adım atıyor ve en coşkulu kutlanan Yahudi bayramlarından Purim’e tanık oluyoruz.
Bu
Yalnızca Türkiye’ye değil, dünyaya Sefarad müziğini tanıtan Janet ve Jak Esim çiftiyle Sefarad Yahudilerinin kültürlerini, Ladino dilini ve ‘Kulüp’ dizisiyle ilgili düşüncelerini konuştuk.
Kaynak: duvar, Mahmut Çınar
Müzik kültürüyle
Geçmişle yüzleşmek için, hiç değilse toplumsal meseleler hakkında dürüst diyaloglar kurabilmek için, klişeleşmiş anlatım biçimlerinden kopmamız gerekiyor. Travmalar bundan daha fazlasını talep ediyor.
Bu yazı önce Argonotlar‘da yayınlanmıştır.
Fethiye
Kulüp, yoksul Yahudiler ve yoksul Müslümanlar veya azınlıklar ve kuir karakterler gibi farklı gruplar arasındaki dayanışmayı da tasavvur etmeye alan yaratıyor.
Kulüp dizisi üzerine hazırladığım bu yazı dizisinin ilk bölümünde,
Beyoğlu’nun dokusu gitgide bozulurken, ‘‘Beyoğlu’nu geri alıyoruz’’ demek bugünlerde popüler. Ancak bir şeyi ‘‘geri almaktan’’ bahsetmeden önce o apartmanlarının, dükkanlarının ve kafelerinin en başta kimlerin elinden alındığını sormamız